Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/4517 E. 2022/8438 K. 29.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4517
KARAR NO : 2022/8438
KARAR TARİHİ : 29.11.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24.04.2019 tarih ve 2018/14 E. – 2019/215 K. sayılı kararın davalı TPMK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 25.02.2021 tarih ve 2019/1055 E. – 2021/245 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı TPMK vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 1996 yılından beri inşaat alanında faaliyet gösteren bir firma olduğunu ve ticaret unvanının ayırıcı unsurunun ERK ibaresinden oluştuğunu, davalı firmanın ise müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösterdiğini ve 10.05.2016 tarihinde kurulduğunu, şirket unvanı ile müvekkili şirket unvanı arasında zaten bir benzerlik bulunduğunu, bu durumun haksız rekabete yol açtığını, bu durum ile ilgili olarak Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2016/171 E – 2017/654 K. sayılı dosya kapsamında davalı şirketin “ERK” isminin sicilden terkinini talep ettiklerini, mahkemece taleplerinin kabul edildiğini, davalının, bahsi geçen dava devam ederken “22.10.2016 tarihinde 37. Sınıf hizmetleri içeren ERKYAP ibareli marka başvurusunun bulunduğunu, davalının bu eyleminin kötü niyetli bir davranış olduğunu, tarafların aynı iş çevresinde ve aynı ilde faaliyet gösterdiğini, müvekkiline ait ERK esas unsurlu markaları ile davalıya ait ERKYAP isminin tüketici nezdinde karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimalinin aşikar olduğunu, davalının, müvekkilinin tanınmışlığından yararlanmak istediğini, davalının yapmış olduğu marka tescil başvurusuna karşı itirazda bulunduklarını, itirazlarının YİDK tarafından 2017/M-9707 sayılı kararla reddedildiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, kötüniyetli başvurunun tescilinin müvekkilinin “ERK” esas ve ayırt edici unsurlu markası ile iltibasa sebebiyet vereceği gibi müvekkili markasından haksız yarar sağlayacağını ileri sürerek YİDK kararının iptaline ve davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Kurum vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 2016/84282 sayılı markası ile davacının itiraza dayanak gösterdiği ve önceki tarihli olduğu görülen markalarından 2016/76010, 2016/76008, 2016/76000 ve 2016/75986 sayılı markaları arasında hiçbir ortak emtia içermiyor olması nedeniyle 556 sayılı KHK’nın 8/1-b bendi uyarınca karıştırılma ve iltibas ihtimalinin mevcut olmadığı, davacının 556 sayılı KHK’nın 8/3 maddesi uyarınca işlem dosyasına sunduğu fatura ve sair delillerden, başvuru konusu marka kapsamındaki “İnşaat hizmetleri” emtiasında üstün ve gerçek hak sahibi olduğu, bu emtia yönünden aksi yöndeki YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük şartlarının oluştuğu, davacı yanın 556 sayılı KHK’nın 8/5 maddesi uyarınca işlem dosyasına sunduğu delillerden davacının sadece “inşaat hizmetleri” emtiasında üstün hak sahibi olduğu, bu emtia yönünden aksi yöndeki YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük şartlarının oluştuğu, bununla birlikte davacının hükümsüzlük talebinin de yer alıyor olması nedeniyle 8/5 maddesi uyarınca iş bu dosyaya ayrıca sunulan ticareti sicil kayıtlarından dava konusu marka kapsamındaki “inşaat araç – gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri, ısıtma, havalandırma ve su tesisatının kurulması (tesis edilmesi), bakımı ve tamiri hizmetleri, elektrikli ve elektronik cihazların tesisi, bakımı ve tamiri hizmetleri. Asansör tamiri ve bakımı hizmetleri.” emtiası bakımından da ayrıca hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, bilirkişi raporunda “ısıtma, havalandırma ve su tesisatının kurulması (tesis edilmesi), bakımı ve tamiri hizmetleri” yönünden iltibas ve hükümsüzlük şartlarının oluştuğundan bahsedilmemiş ise de mahkemece yapılan değerlendirmede davacı markalarının kapsamında yer alan 37. sınıf ürünlerle aynı tür olduğu, zira ürün ve hizmetlerin birbirini tamamladığı, aynı dağıtım kanallarından geçtikleri, aynı işyerlerinde sunuldukları, birbirleri yerine ikamet edilme ve rekabet etme olanaklarının bulunduğu, bu nedenle aynı tür sayılmalarının zorunlu bulunduğu bu mal ve hizmetler yönünden de iltibas ve hükümsüzlük koşularının oluştuğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, YİDK’nın 2017-M-9707 sayılı kararının “inşaat hizmetleri” bakımından davacı itirazının reddi yönünden iptaline, davacının hükümsüzlük talebinin kısmen kabulü ile “inşaat hizmetleri, inşaat araç gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri, ısıtma, havalandırma ve su tesisatının kurulması (tesis edilmesi), bakımı ve tamiri hizmetleri, elektirikli ve elektironik cihazların tesisi, bakımı ve tamiri hizmetleri, asansör bakımı ve tamiri hizmetleri” yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
Karar, davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 556 sayılı KHK’nın 8/3. ve 8/5. maddeleri uyarınca, davacının işlem dosyasına sunduğu fatura ve delillerden, başvuru konusu marka kapsamındaki “İnşaat hizmetleri” emtiasında davacının üstün ve gerçek hak sahibi olduğu gerekçesiyle davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı TPMK vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı TPMK’dan alınmasına, 29/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.