YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4540
KARAR NO : 2023/565
KARAR TARİHİ : 26.01.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
HÜKÜM : Esastan ret
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 24.01.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp, hazır bulunan davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bankadan kredi kullandığını ve müvekkiline ait tarla üzerinde birinci dereceden ipotek tesis edildiğini, bu kredinin ödenerek kapatılmasına rağmen ipoteğin fek edilmediğini, müvekkilinin yeniden kredi kullanmak istemesi üzerine aynı taşınmaz üzerine ikinci dereceden ipotek tesis edilerek kredi verildiğini, müvekkilinin bu kredinin ödemesinde sıkıntıya düşmesi üzerine müvekkili aleyhine her iki derecedeki ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığını ve davalının gayrimenkulü alacağına mahsuben adına kayıt ve tescil ettirdiğini, ilk ipotek hükümsüz olmasına rağmen geçerli imiş gibi işlem yapıldığını, ikinci ipotek yönünden ise ipoteğe dayanak sözleşmede müvekkilinin imzasının bulunmadığını, yine ipotek senedinde tarla gösterilmiş olmasına rağmen, bunun mütemmim cüzü olan binanın da satışa konu olduğunu, bankanın haksız zenginleştiğini, davalının alacağını hesaplarken müvekkilinin yaptığı ödemeleri hesaba katmadığını, uygulanan faizin yasal sınırlarını aştığını ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına kayıt ve tesciline, tarlanın mütemmim cüzü olan binanın davalı adına tescil tarihinden, binanın müvekkiline teslimine kadarki sürede mahrum kalının karın davalıdan tahsiline, bu mümkün olmaz ise yapılan ödemeler dikkate alınarak yasal faiz oranları ile gerçek borç miktarının tespiti ile fazla alınan miktarın iadesine, davacının uğradığı müspet ve menfi zararların davalıdan tahsiline, bina değerinin davalıdan tahsiline, haksız zenginleşmenin istirdadına ve faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili 17.11.2016 tarihli dilekçesi ile dava konusu ipotekli taşınmazın üçüncü şahsa satılması nedeniyle taşınmazı devreden davalı banka hakkındaki davasını tazminat davasına dönüştürdüklerini beyan etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kötü niyetle bu davayı açtığını, davacının eşinin de ipoteğe konu taşınmazın aile konutu olduğundan bahisle bir başka dava açtığını, amacın bankanın alacağına kavuşmasını önlemek olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile genel kredi sözleşmelerinin davacı tarafından imzalanmış olduğu, resmi ipotek senedinin aksinin aynı kuvvetle belge ile ispatı gerektiği, resmi belgenin aksine belgenin geçersizliğini gösteren bir delilin mevcut olmadığı, ipotek tesisine sözleşme ile rıza gösteren davacının sonradan bunun geçersizliğini ileri sürmesinin mümkün olamayacağı, davacının ipoteğe konu borcun tamamını ödediğini gösterir delil sunmadığı, davalı banka tarafından davacının borcuna mahsuben alınan ve daha sonra üçüncü kişiye satılan ipotekli taşınmaz bedelinin davacının kredi borcunu karşılamadığı, davalı bankanın dava tarihi itibarıyla 729.027,26 TL alacaklı olduğu, taraflar arasında düzenlenen sözleşmede borçlu tarafından verilen ipotek veya ipotekler taraflar arasındaki anlaşma gereğince fek edilmediği sürece ileride kullanılan veya kullanılacak ek krediler için de ek ipotek alınabileceğinin kararlaştırıldığı, davacının taşınmazdaki birinci derecedeki ipotek kaldırılmadan, ikinci derecedeki ipoteğin kaldırılamayacağına dair iddiasının yerinde olmadığı, davacının zarara ve kar kaybına uğradığına, davalının sebepsiz zenginleştiğine dair delil bulunmadığı ve davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davacının tapu iptali ve tescilli iken 6100 sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 125 nci maddesi gereğince tazminat davasına dönüştürdüğü ana davası ile ipotek edilen tarlanın mütemmim cüzü olan binanın tescil tarihinden teslim tarihine kadar mahrum kaldığı karın tahsiline yönelik ana davasının reddine, davacının terditli olarak açtığı sair taleplerine yönelik davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kredi borcunun tamamının ferileri ile birlikte ödendiğinde ipoteğin yasal olarak sona erdiğini, Mahkemece uzman olmayan bilirkişiden rapor alındığını, bankanın muvafakati olmadan ipoteğin kaldırılamayacağına ilişkin sözleşme hükmünün geçersiz olduğunu, eksik inceleme yapıldığını, ipoteğin eş rızası alınmadan tesis edildiğini, görevli mahkemenin aile mahkemesi olduğunu, ipotek edilen tarlanın üzerindeki binanın ipotek kapsamında olmadığını, bankanın sebepsiz zenginleştiğini belirterek kararı istinaf etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın genel kredi sözleşmelerine dayanan maddi tazminat talebine ilişkin, tarafların tacir ve görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu, ipotek edilen tarlanın üzerindeki binanın ipotek kapsamında olmadığı ve bankanın sebepsiz zenginleştiği iddiasının doğru olmadığı, sözleşmelerin 9 uncu maddesi gereğince ipoteklerin anlaşmalı olarak fek edilmediği sürece kullandırılan ve kullandırılacak kredilerin teminatını teşkil edeceği ve bu krediler için ek ipotek alınabileceğinin düzenlendiği, sözleşme ilişkisi devam ettiği sürece davalı lehine verilen ipoteğin kullandırılan ilk kredi borcunun ödenmesi ile kaldırılmasının söz konusu olamayacağı, zira ipoteklerin ileride kullandırılacak kredilerin de teminatını teşkil ettiği, kaldı ki davacının davalıya kredi borcu olup borca herhangi bir itirazının da olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebeplerle kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tapu iptali, tescil ve alacak istemine ilişkin olup yargılama aşamasında taşınmazın üçüncü kişiye devri sebebiyle dava alacak davasına dönüşmüştür. Uyuşmazlık, ipotek akdinin geçerli olup olmadığı, ipoteğin kapsamı, borcun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.