YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4547
KARAR NO : 2022/8381
KARAR TARİHİ : 28.11.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10.04.2019 tarih ve 2018/134 E.- 2019/181 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 12.02.2021 tarih ve 2019/1038 E.- 2021/176 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının 3. sınıfındaki mallar bakımından adına tescilli olan 2002/07911 sayılı “WİND” ibaresinin adına tescilli olduğunu, yine bu markanın serisi olmak üzere, 23.08.2017 tarihinde 3. sınıf ürünleri içeren “WIND” ibareli 2017/76031 sayılı marka tescil başvurusunda bulunduğunu, ancak başvurunun Markalar Dairesi tarafından dava dışı bir firmaya ait “WİND+ŞEKİL” ibareli, 3 ve 5. sınıf ürünleri içeren 2016/92030 sayılı marka mesnet alınarak 6769 sayılı SMK’nın 5/1/-ç maddesi uyarınca “Deri, vinil, metal ve ahşap için patlatma ve bakım ürünleri: cilalar, bakım kremleri, cilalama amaçlı vakslar” ürünleri bakımından kısmen reddedildiğini, kısmen redde ilişkin kararın kaldırılması istemiyle yapmış oldukları itirazın YİDK’nın 2018/M-379 sayılı kararı ile reddedildiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira redde mesnet alınan marka ile başvuru konusu işaret arasında bir benzerlik veya iltibas bulunmadığını, redde mesnet alınan markanın ise dalgalı bir fon üzerinde ilk harfi büyük olacak şekilde müvekkili markasından çok farklı yazım stiliyle oluşturulduğunu, ortalama tüketicinin her iki markanın farklı olduğunu ve farklı ticari işletmelere ait olduğunu anlayacağını, müvekkilinin marka üzerinde müktesep hakkının olduğunu, markayı tescil ettirmekteki amaçlarının seri marka oluşturmak olduğunu, ayrıca anılan markanın farklı işletmeler adına da tescilli bulunduğunu, bu sebeple başvurunun SMK’nın 5/1-ç maddesi uyarınca reddinin hukuka uygun bulunmadığını belirterek, başvurularının reddine dair 2018-M-379 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPMK vekili, başvuru konusu “WIND” ibareli işaret ile redde mesnet alınan “WİND+şekil” ibareli markaların aynı tür ürün ve hizmetleri içerdiklerini, markalar ve başvuru konusu işaretin görsel, sescil ve anlamsal olarak bütün itibarı ile bıraktığı izlenimin ortalama tüketicileri iltibasa düşürebilecek derecede benzer olduklarını, ret kararının hukuka uygun olduğunu, seri marka olabilme şartlarının oluşmadığını, ayrıca davacının müktesep hakka konu ettiği 2002/7911 sayılı WİND ibareli markasının kapsamında yargılama konusu başvurudan çıkarılan ürünlerin bulunmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce, başvuru konusu marka ve redde mesnet markaların, ortalama tüketicilerin ilk bakışta ve derhâl her hangi bir araştırma yapmasına gerek kalmaksızın bu markalar ve işaretin farklı işletmelere ait iki marka olduğunu algılamalarının mümkün olmadığı, çünkü algıda seçicilik nedeniyle ortalama tüketicilerin işaret ve markalarda zaten ayırt ediciliği ikinci planda olan veya bulunmayan şekil ve sözcükleri hatırlayamayacakları, söz konusu mal ve hizmetlerle ilgili satın alma süresi içerisinde redde mesnet marka ile sunulan mal ve hizmetlerden yararlanmak veya satın almak isterken, davacının işaretiyle sunulan mal ve hizmetleri satın alma yoluna gidebilecekleri, bu hususun her hangi bir inceleme yapılmasını gerektirmeyecek derecede açık ve net biçimde görüldüğü, ortalama tüketicinin hiç bir ayrıntılı araştırma ve inceleme yapmaksızın başvuru konusu işaret ile redde mesnet markayı karıştırılacak derecede benzer görmesinin kaçınılmaz olduğu, bu sebeple Türk Patent’in ret kararının hukuka uygun olduğu, başvuru konusu işaretin 6769 sayılı SMK’nın 5/1-ç maddesinde yazılı mutlak ret nedenini aşmasının olanaksız olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, başvuru konusu markanın kapsamından çıkarılan mallar ile kısmi redde mesnet marka kapsamındaki mallarının aynı/aynı tür olduğu, davaya konu markalar arasında 6769 sayılı SMK’nın 5/1-ç maddesi anlamında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğu, davacının 2002/07911 sayılı “Wind” ibareli markasının, kapsamında; dava konusu 3. sınıfta yer alan “Deri, vinil, metal ve ahşap için patlatma ve bakım ürünleri: cilalar, bakım kremleri, cilalama amaçlı vakslar” emtiası bulunmadığından müktesep hak teşkil etmeyeceği,davacı markasının tanınmış olmasının da başvurunun tesciline imkan vermeyeceği, İlk Derece Mahkemesi’nce alınan bilirkişi raporunun denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu, mahkemece ek rapor ya da yeni bir bilirkişi raporu alınmamasında bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesi’nce verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi’nce esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi’nce verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 28/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.