Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/4567 E. 2022/8665 K. 05.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4567
KARAR NO : 2022/8665
KARAR TARİHİ : 05.12.2022

MAHKEMESİ : …BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 07.03.2019 tarih ve 2017/1842 E- 2019/221 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi’nce verilen 21.12.2020 tarih ve 2019/929 E- 2020/1199 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanun’un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ağırlıkla çay ve zeytin satışı ile ilgili olarak Türkiye satında faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, davalı şirketin 30.03.2017 tarihine kadar davacının Adana Bölgesinde bayiliğini yaptığını, bu ticari ilişki çerçevesinde davalı tarafça verilmiş 150.000,00 TL bedelli 06.01.2017 tarihine kadar geçerli teminat mektubu bulunduğunu, açık hesapların bu limitle sınırlandırıldığını, teminat mektubunun süresinin dolması ve yenisiyle değiştirilmesi gereken tarihe kadar davalının ödemeleri sürüncemede bırakması üzerine davalıya çekilen ihtarla 95.101,66 TL’lik açık hesabın kapatılmasını bildirildiğini, teminat mektubunun süresinin dolmasından faydalanan davalının bunun üzerine indirim farkı faturaları düzenleyerek kendilerine gönderdiğini, bu faturaların davalıya iade edildiğini, davalının da tekrar iade etmek istediğini, davalı tarafından bu indirim faturalarının davacı şirket çalışanın onayı doğrultusunda kesildiğinin kendilerine bildirildiğini, ancak müvekkili şirketin o tarihte çalışanı olan şahsın sadece pazarlama elemanı olduğunu ve indirim yetkisinin bulunmadığını, davalılarla danışıklı hareket ettiğini ileri sürerek, borcun ödenmemesi üzerine davalı hakkında Adana 1. İcra Müdürlülüğü’nün 2017/4229 sayılı dosyasında başlatılan takibe davalının itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 2016 yılında çalışmaya başlayan taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığını, davacı çalışanı …’in ürünlerin pazarlama ve satışına etki eden fiyat ve kampanyalarının belirleme ve uygulama konusunda yetkili olduğunu, dava konusu faturalara konu indirimi davacı şirketin zımnen yetki verdiği …’in müşterilerle yaptığı görüşmeler sonucu belirlediğini, indirimi alan müşterilerin davalı şirkete fatura kestiğini, müşterinin kestiği faturanın … tarafından onaylandıktan sonra davalı şirket kayıtlarına işlendiğini, davalının da aradaki açığı kapatmak için davacıya fatura kesip gönderdiğini, davacının önce … tarafından yapılan indirimlere karşı çıkmadığını sonradan en son gönderilen faturaları iade ettiğini, davacının taraflar arasında yazılı sözleşme olmamasına güvenerek ticari ahlaka uygun davranmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının, davacı şirket tarafından satılan mallar karşılığı bir kısım ödemeler ve davalı şirket tarafından müşterilerine yapılan indirimlerle birlikte 05/04/2017 tarihli itibariyle davacının 0,51 TL alacağının kaldığı, ancak toplam 93.478,87 TL tutarlı indirim faturasının davacı şirket tarafından kabul edilmediği, dolayısıyla davacının 93.479,38 TL tutarında davalı şirketten alacağın olduğu, davacı çalışanı …’in malların teslim alınıp faturalardaki belirtilen değerleri ile kayıtlara işlendikten sonra tarafları bağlar şekilde indirim uygulamaya yetkisinin bulunduğuna dair yazılı bir sözleşme veya bu anlama gelebilecek bir belgenin davalı tarafça ibraz edilmediği gerekçesiyle bilirkişi raporundan 0,03 TL eksik olacak şekilde yapılan hesaba göre davanın kısmen kabulüne takibin 93.479,35 TL asıl alacak yönünden ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suret ile devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, davacı şirket defterleri üzerinden yaptırılan bilirkişi incelemesine göre davacı şirketin davalıdan sadece 0,51 TL alacaklı göründüğü, davalı şirket defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesine göre de davalı şirketin davacıdan 219,32 TL alacaklı göründüğü, bu anlamda taraf defterlerinin 0,51 TL dışında davacının davalıdan alacaklı olmadığı konusunda da uyuştuğu, davalı şirketçe davacıya gönderilen faturaların kabul edilip ticari defterlere işlendikten sonra dava konusu indirim (fiyat farkı) faturaları kabul edilmeyip davacı şirkete iade edilse de bunun davalı şirketçe kabul edilmeyip iade edildiği, hatta taraflar arasında bu konuda yazılı sözleşme bulunmasa da dosya içerisinde mevcut, davalı tarafından davacıya düzenlenen, 12/01/2016 tarihinden 27/03/2017 tarihine kadar dava konusu yapılmayan farklı tarih ve miktarda aynı yöntemle indirim (fiyat farkı) uygulamasının da bulunduğu, buna göre, indirim (fiyat farkı) uygulamasının davacı şirketin bilgisi dahilinde yapıldığı, yetkisi olmadığı halde kendi çalışanının fiyatlarda indirim yaptığı iddiasının doğru olmadığı, davacının dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmadığı, buna göre davacının takip konusu indirim (fiyat farkı) faturaları nedeniyle davalıdan alacaklı olmadığı, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı, davanın reddine karar verilmesi sonucu davacı davasında haksız olsa da takipte kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı, gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın ve kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava cari hesap alacağından kaynaklı icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup uyuşmazlık davacı iddiasına göre 93.479,35 TL’lik alacaktan kaynaklanmaktadır. Davalı, davaya konu alacağın indirim fiyat farkı faturaları ile kapatıldığını yani davacıdan fiyat farkı alacağının olduğunu ileri sürmüş, davacı da taraflar arasında böyle bir uygulama olmadığını belirterek fatura içeriğini kabul etmemiştir. İlk Derece Mahkemesince benimsenen bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusu sonucu bölge adliye mahkemesince yeniden hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyada davacı defterlerine yönelik alınan 20.06.2018 tarihli bilirkişi raporunda, davacı şirket tarafından davalı şirkete satılan mallar karşılığı, davalı şirket tarafından yapılan bir kısım ödemeler ve davacı şirkete kesilen indirim faturaları sonucunda taraflar arasındaki borç alacak ilişkisinin davacı şirket hesapları üzerinde 05.04.2017 tarihi itibarı ile 0,51 TL alacak bakiyesi kalacak şekilde sona erdirilmiş olduğu, ancak davacı tarafından davalı şirkete kesilen 93.478,87 TL tutarlı 13 satış faturası ile ilgili olarak davalı tarafından müşterilerine yapılan bu tutardaki indirim davacı şirket tarafından kabul edilmediğinden davacı şirket kayıtlarında taraflar arasında mal satışından kaynaklanan 93.479,38 TL tutarında alacağının olduğu tespitine yer verilmiş, davalı defterlerini inceleyen 10.02.2019 tarihli bilirkişi raporunda ise, davacının davalıya en son 12.08.2016 tarihinde mal sattığı, 31.08.2016 tarihinden itibaren ise davacı ve davalı arasında fiyat farkına ilişkin faturaların sürekli karşılıklı iade edilmeye başladığı, dava konusu 93.478,87 TL’lik iade faturaları ile ilgili olarak ilk iade faturasını düzenleyenin davalı olduğu ve bu faturaların davalı defterlerine işlenmediği, davacı tarafça davalının fiyat farkı faturaları kabul edilmediğinde davacı alacağının 93.479,38 TL olduğu, davalını iade faturaları kabul edildiğinde davacı alacağının 0,51 TL olduğu tespitine yer verilmiş olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararında, davacının uyuşmazlık konusu fatularaları iade ettiği ancak “..taraflar arasında bu konuda yazılı sözleşme bulunmasa da dosya içerisinde mevcut, davalı tarafından davacı adına düzenlenen, 12/01/2016 tarihinden 27/03/2017 tarihine kadar dava konusu yapılmayan farklı tarih ve miktarda aynı yöntemle indirim (fiyat farkı) uygulamasının da bulunduğu, buna göre, indirim (fiyat farkı) uygulamasının davacı şirketin bilgisi dahilinde yapıldığı…” hususuna yer verilmişse de, uyuşmazlık konusu dışında hangi faturaların fiyat farkı faturası olarak davacı defterlerine kaydedildiği ve ne şekilde benimsendiği bilirkişi raporlarında yer almadığı gibi istinaf mahkemesi kararında da yer almadığından bu husus denetlenememiştir.
Öte yandan, uyuşmazlık konusu iade faturalarından ilki 31.08.2016 tarihinde düzenlenmiş olup, bu faturaların davacı tarafından davalıya satılan hangi mallara ilişkin olduğu, davalının hangi faturaya konu ürün için 3. kişilere yaptığını belirttiği indirimden kaynaklanan alacağının bulunduğu, dava konusu faturaların sıhhati hususunda uyuşmazlık konusu olmadığı belirtilen önceki indirim farkı faturalarına dair uygulamanın ne şekilde olduğu belirlenmeden eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır. Buna göre, Mahkemece yukarıda belirtilen hususlar doğrultusunda taraflara açıklama yaptırılıp, taraf ticari defterleri konusunda uzman bilirkişiye incelettirilerek denetime elverişli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, 05.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.