YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/459
KARAR NO : 2022/4356
KARAR TARİHİ : 02.06.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10.12.2018 tarih ve 2017/322 E.- 2018/455 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 15.10.2020 tarih ve 2019/486 E.- 2020/867 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının MAKRO ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin 06, 07, 11, 17, 35 ve 37 emtia sınıflarında MAKRO TEKNİK DUCT ibareli markanın adına tescili istemiyle davalı Kuruma başvurduğunu, markanın yayınlanmasına karar verildiğini, davacının yayına yaptığı itiraz üzerine TPMK MDB tarafından bir kısım mal ve hizmetlerin listeden çıkartıldığını, tüm mal ve hizmetler yönünden karar verilmesi istemiyle kararın yeniden incelenmesinin talep edildiğini, ancak YİDK kararıyla itirazlarının reddine karar verildiğini, halbuki 556 sayılı KHK’nın 8/1, b bendi uyarınca markaların karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, görsel ve işitsel olarak markaların benzediğini, mal ve hizmetlerin de aynı ve benzer olduğunu, Makro ifadesinin davacının kullanımıyla ayırt edicilik sağladığını, başvuru konusu markanın davacının seri markası olarak algılanacağını, markanın tanınmış marka olduğunu, 35. madde uyarınca başvurunun kötüniyetli olduğunu belirterek MAKRO TEKNİK DUCT ibareli 2016/30237 numaralı markanın itiraza mesnet markalar ile iltibas oluşturduğunun tespitine, 26.07.2017 tarihli 2017-M-6057 sayılı YİDK kararının iptaline ve markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPMK vekili, 556 sayılı KHK’nın 8/1, b bendi kapsamında dava konusu edilen mal ve hizmetler yönünden markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davalının davacının markasından haksız bir yarar sağlamadığını ve davacının markasının itibarına zarar vermediğini, 8. maddenin 4. fıkrasında belirtilen şartların da oluşmadığını, başvurunun kötüniyetli olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı Makro Teknik Endüstri Ürn. ve Mk. İm. San. Tic. A.Ş. vekili, markaların mal ve hizmet sınıflarının farklı olduğunu, markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadığını, “Makro” ibaresinin ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğunu, markaya yapılan küçük farklılıkların markaya ayırt edicilik sağladığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, markaların görsel ve işitsel olarak birbirinden ayrıldığı, 556 sayılı KHK m. 8/1, b kapsamında iltibas ihtimalinin oluşmayacağı, tanınmışlık iddiası açısından ise taraf marka işaretlerinin benzemediği, ayrıca davalının marka başvurusunda davacı tarafın tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceğinin kanıtlanmadığı, davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, davalının “MAKRO TEKNİK DUCT” ibareli başvurusu ile davacının “MAKRO” esas unsurlu tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak, ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerliğin olmadığı, bu durumda 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesinin somut uyuşmazlığa uygulanmasını gerektiren bir hususun bulunmadığı, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava YİDK kararının iptali ve tescil edilmesi halinde markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İtiraza mesnet marka ve başvuru konusu markaların arasında ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerliğin olmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesince davanın reddine ve bölge adliye mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
556 sayılı KHK’nın 8/1- b maddesinde, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa itiraz üzerine markanın tescil edilmeyeceği belirtilmiştir.
Somut olayda, davacının “MAKRO” ibareli markaları ile başvuru konusu olan davalının “MAKRO TEKNİK DUCT” ibareli markasının arasında iltibas tehlikesinin değerlendirmesinde markaların baskın unsurları da gözetilmek suretiyle üzerinde kullanılacağı ürünlerin ortalama tüketiciler nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak karışıklığa yol açıp açmayacağının dikkate alınması gerekmektedir. Bu hususlar nazara alınarak yapılan değerlendirmede davacı markalarının asıl unsurunu “MAKRO” VE “MACRO” ibareleri oluşturmakta olup, başvuru konusu işaret ise “MAKRO TEKNİK DUCT” ibaresidir. Bu durumda, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 27.01.2021 tarihli ve 2020/1119 esas ve 2021/520 karar sayılı kararında da zikrolunduğu üzere, itiraza mesnet davacı markaları ile davalı başvuru markası arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzerlik bulunduğu, dolayısıyla aynı mal ve/veya hizmetlerde kullanılması halinde o mal ve hizmetlerin aynı teşebbüsten ya da bağlı teşebbüsten geldiği yönünde iltibasa sebep olabileceği kabul edilmelidir. Şu halde, itiraza mesnet marka ve başvuru konusu markanın arasında ortalama tüketici nezdinde karıştırılmaya yol açacak şekilde benzerlik bulunduğu göz önüne alınarak hüküm kurulması gerekirken, yanılgılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 02/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi