Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/4678 E. 2022/8385 K. 28.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4678
KARAR NO : 2022/8385
KARAR TARİHİ : 28.11.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28.05.2019 tarih ve 2018/428 E- 2019/254 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 05.03.2021 tarih ve 2019/1089 E- 2021/305 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanun’un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının 1992 yılından beri un sektöründe faaliyet gösterdiğini ve AK-UN ibaresini markasal olarak ticaret unvanında kullandığını, ayrıca davacının 21.12.2016 tarihinde 2016/104041 başvuru numaralı AKUN ibaresinin 30. mal ve hizmet sınıflarında adına tescil başvurusunda bulunduğunu, bu nedenle bu ibareyi kullanan davalı şirkete 17.01.2017 tarih ve 000765 yevmiye numaralı ihtarnamenin gönderilerek, Ak-Un ibaresinin kullanılmamasının ihtar edildiğini, sonuç alınamayınca İstanbul Anadolu Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2017/652 esas sayılı dosyasında görülen davalıya yönelik davada, Ak-Un ibareli markaya tecavüz nedeniyle üretimin sonlandırılması ve satışın yasaklanmasının talep edildiğini, ancak markanın belirtilen mal sınıflarında yayınına karar verilmesine rağmen davalı şirket tarafından yayına itiraz edildiğini ve MDB tarafından redde mesnet 2007/26066 sayılı “AKUN HAKMAR+şekil” ibareli marka ile KHK’nın 8/1 ve 35/1 maddeleri gereğince tescil başvurusunun reddine karar verildiğini ve YİDK tarafından da itirazın reddine karar verildiğini, fakat kararın doğru olmadığını, başvuru konusu markanın yıllardır davacı tarafından kesintisiz kullanıldığını, kaldı ki ortalama tüketici nezdinde markaların karıştırılma ihtimalinin de bulunmadığını belirterek 2018-M-8884 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, davalının 1997 yılında kurulduğunu ve büyüyerek Hakmar marketler zinciri haline geldiğini, davalının 2007/26066 sayılı “Akun Hakmar+şekil” ibareli markayı adına tescil ettirdiğini ve halen markayı kullanmakta olduğunu, davacının bir çok AKUN esas unsurlu marka başvurusunun, davalı adına tescilli bu marka nedeniyle reddedildiğini, davacının bu nedenle AKUN ibareli tescilli markasının bulunmadığını, davalının ise yıllardır AKUN UN ibareli markayı satışını yaptığı unların paketlemesinde kullandığını, buna ilişkin 2009 yılından itibaren faturaların sunulduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı TPMK vekili, YİDK kararının yerinde olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, davacının sunduğu delillerin markasal kullanım açısından değerlendirildiğinde 556 sayılı KHK 8/5 maddesi kapsamında davalıdan önce hak sahibi olduğu iddiasının ispatlanması için yeterli olmadığı sonucuna varıldığı, ayrıca tescil başvurusunda bulunan kişinin kötü niyetli olduğuna ilişkin emare teşkil edebilecek olgu ve olayların da bulunmadığı, buna göre yapılan incelemede marka tescil başvurusunda kötü niyetli hareket edildiği kanaatine ulaşılamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 28/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.