YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4786
KARAR NO : 2022/9306
KARAR TARİHİ : 21.12.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 10.02.2021 tarih ve 2019/104 E. – 2021/41 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nce verilen 27.04.2021 tarih ve 2021/550 E. – 2021/734 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili bankadan dava dışı … lehine ve davalının müşterek ve müteselsil kefaleti ile çekilen ticari krediden kaynaklanan alacağın vadesi gelmesine rağmen ödenmemesi üzerine Ordu 1.İcra Müdürlüğünün 2015/4590 esas sayılı dosyası üzerinden 15.05.2015 tarihinde tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile davalı … aleyhine icra takibi başlattığını, başlatılan ilamsız icra takibinin 205.809,82-TL olup davalı borçlunun itirazı ile takibin durduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu belirterek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; tarafına gönderilen ödeme emrinin eksik gönderildiğini, bu yüzden itirazda bulunduğunu, kredi borcuna teminat amacıyla asıl borçlu tarafından gösterilen taşınmaz üzerine banka lehine ipotek tesis edildiğini, kredi sözleşmesini ipoteğin varlığına dayanarak imzaladığını, çok kısa zaman dilimi içinde ön bilgi ve sözleşmelerin tamamını okuyup içeriğini anlama fırsatı verilmediğini, sözleşmelerdeki imza attığı sayfalardaki ön bilgi formu ile kefalet tarihinin birer gün sonra tamamlandığını, ayrıca mevcut ipotekle satış varken başkaca mal varlığından ihtiyati haciz istenmesinin haksızlık olduğunu, kefilin müteselsil kefil olması halinde müteselsil kefil olduğunu ifade edecek bir ibareyi kefalet sözleşmesinde kendi el yazısı ile yazması gerektiğini, şekle uyulmadan yapılan kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, ayrıca ipoteğe dayanak verilen kredi ve ödeme planının öncelikle ipoteğin satışı ile icra takibi yapılarak karşılanması gerektiğini savunarak, kefalet sözleşmesinin şekil kurallarına uyulmadığını açılan takibin hukuki dayanağının olmadığı ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; 01.07.2012 tarihinden sonra imzalanan kredi sözleşmelerinde TTK’nın 583.maddesine aykırılık bulunması halinde kefaletin geçerli olmayacağı göz önüne alınarak davalının da bu yazıların kendisine ait olmadığını beyan etmesi karşısında, Adli Tıp Kurumu’ndan aldırılan rapora göre incelenen sözleşmelerde kefalet limiti, kefalet türü ve kefalet tarihi yer alan yazıların davalı …’nın eli ürünü olmadığının tespit edildiği, böylece davalının kredi sözleşmesinden sorumlu tutulamayacağı gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; taraf delillerinin usulüne uygun olarak toplandığı, değerlendirilerek tartışıldığı, Adli Tıp Kurumu raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu, TBK 583.maddesi gereğince kefalet beyanında kefil olunan miktar kefalet türü ve kefalet tarihinin davalının eli ürünü olması gerektiği halde davalının eli ürünü olmadığı gerekçesi ile, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 21.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.