Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/4802 E. 2023/551 K. 25.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4802
KARAR NO : 2023/551
KARAR TARİHİ : 25.01.2023

MAHKEMESİ : …Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 24.01.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat …ile davalı vekili Avukat… dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı … & Vegetable UK Ltd. Company’ye gönderdiği 19.800 kg kiraz emtiasının davalı şirket tarafından taşınması esnasında telef olduğunu, alıcının kirazları donmuş hâlde teslim aldığını, davalının sigortacısının 52.430,00 pound karşılığı 62.090,00 euroyu hatalı olarak davalıya ödediğinin öğrenildiğini, davalının bu hususu gizlediğini ileri sürerek 62.090,00 euronun fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının hasar tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davacının malların bedelini alıcıya ödediğine dair belgeleri sunmadığını, malların gerçekte taşıma anlaşmasının yapıldığı dava dışı şirket tarafından gönderildiğini, taraflar arasında bir sözleşmenin kurulmadığını, eşyanın davacıya ait olmadığının bizzat davacı tarafından gönderilen 21017 sayılı ihtarnamede “depolanan malların nakliyesi üstlenilmiştir” ifadesi ile ikrar edildiğini, her ne kadar davacının bu davayı açmaya hakkı yoksa da 21017 sayılı ihtarnamenin gönderilmesinden sonra müvekkilinin iş ilişkilerinin ve güveninin sarsılmaması için 52.430,00 pound tutarındaki eşya bedelini cari hesap ilişkisi kapsamında ödediğini, davacının da 13.02.2015 tarihli belge ile bu durumu sigorta şirketine bildirip sigorta şirketinin müvekkiline ödeme yapmasını istediğini, sigorta şirketinin de ödemeyi müvekkiline yaptığını, davacının bu dava ile mükerrer ödeme almak istediğini, ayrıca taşımayı uygun gerçekleştiren müvekkilinin hasardan sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı için Mukavele Sözleşmesi’nin (CMR Konvansiyonu) 32 nci maddesi ikinci fıkrası gereğince davacı tarafından davalı tarafa iki kez ihtar gönderildiği, her iki ihtarda da sorumluluk sebebinin, hadisenin genel olarak ortaya konulduğu, tazminat miktarının tam olarak belirtildiği, davalının talebin kesin olarak reddedildiğine dair evrak sunmadığı, bu haliyle talep zamanaşımını durdurduğundan zamanaşımı defiinin yerinde görülmediği, davacı şirketin gönderici olarak kayıtlarda gözüktüğü, dosyada fotokopisi bulunan davalının dayandığı 13.02.2015 tarihli belge karşısında davacının aktif husumetinin bulunduğu, sigorta şirketinin davalıya hasar bedeli olarak 65.092,43 euro ödediği sigortacının gönderdiği kayıtlardan anlaşıldığı, davalının hasar bedelinin ödendiği yönündeki savunmasına dayanak 13.02.2015 tarihli belgenin aslının sunulmadığı, davacının belgenin kendilerine ait olmadığı, sahte olduğunu belirttiği, davacının defter ve belgelerinin incelenmesi sonucunda da ödemeye dair kayda rastlanmadığı, ödeme iddiasını ispat yükü kendi üzerinde olan davalının bu külfetini yerine getiremediği gerekçesiyle davanın kabulüne, 62.090,00 euronun fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden TL karşılığının davalıdan tahsiline, kabul edilen miktara 06.11.2014 tarihinden itibaren CMR Konvansiyonu 27 nci maddesi gereğince yıllık %5 faiz işletilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin zamanaşımı itirazını reddetmesinin haksız ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 855 inci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı olduğunu, rücu talebi şartlarının oluşmadığını, davacının alıcıya ödeme yapmadan bu davayı açamayacağını, taşınan eşyanın maliki olmayan davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı yönündeki itirazın yeteri kadar araştırılmadığını, davacının eşyanın sahibi olmadığının, dosyaya bunun pek çok kanıtının sunulduğunu, davacının malları satabilmesi için öncelikle bir yerden satın alması gerektiğini, davacıya ödeme yaptıklarını iddia etmediklerini, aksine davacının olayın tarafı olmadığını, sadece dava dışı mal sahibinin talimatı ile depolama hizmeti verdiğini, davacının talebi ve davacıdan gelen e-mail üzerine sigortacının ödeme yaptığını, bu e-maili gönderenin davacının çalışanı olup olmadığının yeterince araştırılmadığını, ülkemizde kayıt dışı çalışan gerçeği bulunduğunu, bir an için sorumlu kabul edilse bile müvekkilinin bu parayı sigorta şirketinden üç parça halinde aldığına göre fiili ödeme tarihinin müvekkiline paranın sigorta şirketince en son ödendiği tarih olması gerektiğini, bu tutara paranın müvekkiline ödendiği tarihten itibaren CMR Konvansiyonu’nun 27 nci maddesi gereğince faiz işletilebileceğini, bu husustaki hükmün çelişkili verildiğini belirterek Mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile malın teslim tarihinin 05.01.2014 olduğu, işbu davanın ise 29.08.2016 tarihinde açıldığı, davacının 17.10.2014 ve 04.08.2016 tarihlerinde hasar bedelinin ödenmesi için davalıya ihtarnameler gönderdiği, davalının hasar bedelini sigorta şirketinden aldığı halde hasar bedelini davacıya ödemediği, bu itibarla davalının kötü niyetli davrandığı anlaşılarak zamanaşımı süresinin 3 yıl olarak uygulanması gerektiği, davacının gönderici, davalının ise taşıyıcı olduğu, malın hasarlı olarak teslim edildiği, davalının hasar bedelini sigortadan aldığı halde davacıya ödeme yapmadığı, davacının husumet ehliyetinin bulunduğu, davanın zamanaşımına uğramadığı, davacının faiz isteminde haklı olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşıma hasarlarının bir yılda zamanaşımına uğradığını, rücu için gerekli 3 aylık süre içinde bildirim yapılmadığını, zamanaşımı defiinin reddinin haksızlık içerdiğini, rücu talebi şartlarının oluşmadığını, davacının alıcıya ödeme yaptığına dair bir kayda rastlanmadığını, ödemediği bir zarar bedelini rücu istemine konu ettiğini, taşınan eşyanın maliki olmayan davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı yönündeki itirazın yeteri kadar araştırılmadığını, bilirkişi incelemesi sürecinin aksatılmasına yönelik itirazlarının dinlenmediğini, davacının eşyanın sahibi olmadığını, davacının malları satabilmesi için öncelikle bir yerden satın alması gerektiğini, davacıya ödeme yaptıklarını iddia etmediklerini, aksine davacının olayın tarafı olmadığını, sadece dava dışı mal sahibinin talimatı ile depolama hizmeti verdiğini, kanıtlarının toplanmadığını, davacının talebi ve davacıdan gelen e-mail üzerine sigortacının ödeme yaptığını, bu e-maili gönderenin davacının çalışanı olup olmadığının yeterince araştırılmadığını, davalının mailinden sigorta şirketine gönderilen mailin sahteliğinin müvekkilince ispatlanmasının beklenemeyeceğini, ülkemizde kayıt dışı çalışan gerçeği bulunduğunu, bir an için davanın kabulü kararı verileceği düşünülse dahi fiili ödeme tarihinin müvekkiline paranın sigorta şirketince en son ödendiği tarih olması gerektiğini, bu tutara paranın müvekkiline ödendiği tarihten itibaren CMR Konvansiyonu’nun 27 nci maddesi gereğince faiz işletilebileceğini, bu husustaki hükmün çelişkili verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, hasara uğrayan malların davacı tarafından gönderilip gönderilmediği, zarara kimin uğradığı, sigorta şirketinin davacının talebiyle davalıya ödeme yapıp yapmadığı, faizin hangi tarihten itibaren yürütülebileceği noktalarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.CMR Konvansiyonu, 6102 sayılı Kanun’un 855 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,

Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.01.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilecek istinaf red harcı ile Yargıtayca hükmedilecek onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.

T.C. Anayasasının 73/3 maddesinde “Vergi, resim, harç vb. mali yükümlülüklerin Kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı”,

492 sayılı Harçlar Yasası’nın 2. maddesinde “Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı”,

(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde “Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı”,

1/e maddesinde “yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay’ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı”

2.a maddesinde de “1. fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlarla, davanın reddi kararı ve icra tetkik merciilerinin 1. fıkra dışında kalan kararlarında” maktu harç alınacağı düzenlenmiştir.

Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen “istinaf başvurusunun esastan reddi” kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen “esas hakkında” karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.

Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki “esastan” ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)

Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir. (Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh. 99)

1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.

Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası’nın 73/3 maddesindeki “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına” ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.

Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.

Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararının, niteliğine göre maktu olmalıdır.

Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.