YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4807
KARAR NO : 2022/8651
KARAR TARİHİ : 05.12.2022
MAHKEMESİ :BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23.02.2021 tarih ve 2020/517 E- 2021/218 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi’nce verilen 15.04.2021 tarih ve 2021/583 E- 2021/751 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden davalı tarafından davacıdan satın alınan malların davalıya teslim edildiğini, davalının bakiye borcunu ödememesi üzerine aleyhine icra takibi başlatıldığını, takibe davalı tarafından itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafından daha mal teslimi yapılmadan bir kısım çeklerin davacıya verildiğini, taraflar arasında çeklerin teslim tarihi itibarıyla hiç mal alışverişinin bulunmadığının dava dilekçesi ile sabit olduğunu çünkü ilk faturanın 01.10.2019 tarihinde keşide edildiğini, bahse konu kambiyo evraklarının bağlantı çeki olarak ileride alacağı ürünlerin ödemesi olarak verildiği hususunda bir ihtilafın olmadığını ancak davalının iyiniyetinin davacı tarafından suistimal edildiğini ve karşılıklı güven ilişkisinden dolayı gönderilecek, teslim edilecek mallara ilişkin faturalar defterlerine işletilmek suretiyle davalının borçlandırıldığını ve haksız şekilde tahsilat yapılmaya çalışıldığını, salt faturanın düzenlenmiş olmasının alacak hakkı doğurmadığını, ayrıca faturayı düzenleyen davacının taraflar arasındaki akdi ilişkiyi ve malın teslimini de ispat etme yükümlülüğü bulunduğunu, davacı tarafça faturalardan bahsedildiğini ancak faturalara ilişkin teslim alan ve teslim eden kısımları imzalı sevk irsaliyeleri ile davaya konu malların tereddüt barındırmayacak şekilde teslimine ilişkin imzalı bir belgenin dosyaya sunulmadığını, T.T.K.’nın 23. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karinenin aksi ispat edilebilen adi bir karine olduğunu, davacının Kayseri Genel İcra Müdürlüğü’nün 2020/193803 Esas sayılı takip talebinde muhtelif tarih ve miktarlı faturalardan kaynaklı bakiye cari hesap alacağı olan 81.330,51 TL’nin tahsili için icra takibinde bulunulduğunu, daha sonrasında ise dava dilekçesinde davacı tarafından tanzim edilen bütün faturalar dava dilekçesinde belirtildiğini, bahse konu dava dilekçesinde belirtilen faturalardan ilk 12 adet faturanın çek bedelleri ile ödendiğini, davacının ödenmemiş faturalar için takip yapması gerekirken cari hesap için takip başlatamayacağını, davalı tarafından verilen çeklerin hangi faturalar için ödeme olarak kabul edildiğinin davacı tarafça açıklanması gerektiğini, davacının icra takibinde talep ettiği yıllık %18,50 faiz talebinin hangi tür faiz olduğunun açıklanmadığını, davacının ancak takip tarihinden itibaren faiz talebinde bulunulabileceğini ve bunun ise yasal faiz olabileceğini belirterek davanın reddi ile % 20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı vekiline müvekkiline ait ticari defter ve belgelerini sunmaları, aksi takdirde ibrazdan kaçınmış sayılacağı 06/10/2020 tarihli celsenin (5) numaralı ara kararı ile ihtar edildiği, davalı tarafın, süresi içinde ticari defter ve belgelerini incelemeye sunmadığı, icra takibinin dayanağı olan faturaların davalı tarafça form BA ile beyan edilip edilmediğinin araştırıldığı ve Mimar Sinan Vergi Dairesi’nden gelen 26/08/2020 tarihli yazı cevabı ile davalının form BA beyannamesi ile faturaları beyan ettiğinin anlaşıldığı, faturanın form BA belgesi ile beyan edilmiş olmasının faturalarda yazılı emtianın teslim alındığı anlamına geldiği (Aynı doğrultuda Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 2014/7040 E-2015/4465 K ve 2014/19083 E.-2015/8197 K.), o halde mevcut delil durumu itibari ile davacının davalıya mal sattığı yani akdî ilişkiyi ispatladığı, davalı tarafın cevap dilekçesinde bir kısım çekler ile borcun ödendiğini ileri sürdüğü, alınan bilirkişi raporunda, davalı tarafça ödeme aracı olarak ileri sürülen çeklerin tamamının davacı defterlerinde tahsilat olarak kayıt edildiği ve söz konusu tahsilat düştükten sonra davacının icra takip tarihi itibari ile davalıdan 81.330,51 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalı 81.330,51 TL’lik borcu ödediğine ilişkin bir delil sunmadığı, davalı vekilinin yemin deliline dayandığı 12.01.2021 tarihli celsenin (2) numaralı ara kararı ile davalı tarafa davacıya yemin teklif etme hakkının hatırlatıldığı, davalı tarafın süresi içinde davacıya yemin teklif etmediği böylelikle borcun son bulduğunu ispat edemediği, davacı her ne kadar icra takibinde herhangi bir faiz türü belirtmeksizin takip sonrası işleyecek faiz oranını yıllık %18,25 olarak talep etmişse de, bu oranın icra takibinin açıldığı tarihte ne yasal faize, ne avans faizine ne de reeskont faizine denk gelmediği bu halde yasal faiz talep ettiğinin kabulünün gerekeceği gerekçesiyle davanın kabulüne davalının itirazının iptali ile takibin 81.330,51 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %9 ve değişen oranlarda yasal faiz yürütülmesine, alacağın %20’si oranında (16.266,10 TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, İlk Derece Mahkemesi kararının usul, yasa ve dosya kapsamına uygun olduğu, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir isabetsizliğin bulunmadığı, kararın hukuka uygun olduğu, kamu düzenini ilgilendiren başkaca bir aykırılık da tespit edilemediğinden davalı tarafın istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmakla davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesi’nce verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi’nce esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi’nce verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4.166,76 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 05/12/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.