Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/4829 E. 2022/8767 K. 07.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4829
KARAR NO : 2022/8767
KARAR TARİHİ : 07.12.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 15.05.2018 tarih ve 2014/1541 E- 2018/554 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi’nce verilen 18.03.2021 tarih ve 2020/255 E- 2021/326 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 12.02.2014 tarihli protokol düzenlendiğini, davalının davacılardan Bereketli Ltd. Şti.’nin ortağı olduğunu, protokolün 3. maddesine göre paylarını davacılara devretmesinin kararlaştırıldığını, hisse devrine ilişkin olarak … tarafından …’a 150.000.-TL ödemenin 50.000.-TL olmak üzere 3 eşit taksitte tediye amaçlı …, …, Bereketli Ltd. Şti, Bereketliler Ltd. Şti.’nin müşterek borçlu olduğu 3 adet senet düzenlenerek …’a teslim edileceğinin düzenlendiğini, bu maddeye binaen üç adet senedin davalıya verildiğini, protokolün imzalanmasından sonra Kadıköy şubesinin davalıya bayi olarak verildiğini ve protokolün uygulanmaya başladığını, ancak davalının ihtarname göndererek protokolü feshettiğini, buna rağmen kendisine verilen senetlerden vadesi gelen iki tanesini de takibe koyduğunu, karşılıklı edim içeren sözleşme feshedilince ya tazminatların isteneceği yahut edimlerin iade olunacağı, ancak protokol feshedildiğine göre protokole dayalı tanzim edilmiş olan senetlerin de sebebini ve dayanaklarını yitirmiş olduklarından bahisle takibe konan senetler yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacılara göndermiş oldukları ihtarnamede, hiçbir biçimde sözleşmeden geri döndüklerine veya sözleşmeyi feshettiklerine dair bir ibare ya da bu anlam çıkarılacak bir söylemin bulunmadığını, protokol gereğince, müvekkilinin Bereketli Ltd. Şti. nezdindeki %50 tutarındaki … hissesinin …’na devrini sağladığını, devir işleminin ticaret siciline tescil edilerek Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edildiğini, bunun karşılığında alınan işbu davaya konu bono bedellerini davacıların ödemediklerini savunarak davanın reddine ve %20 tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı tarafça gönderilen ihtarnamede sözleşmenin feshedildiğine ilişkin herhangi bir herhangi bir ibare bulunmadığı, aksine dava konusu senetlerin bedelinin ödenmesinin istenildiği, aksi takdirde yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiği, taraflar arasında yapılan ve karşılıklı edim yükleyen protokol bakımından her iki taraf bakımından da geçerli bir fesih iradesi bulunmadığı, protokol uyarınca davalının üzerine düşen hisse devrini gerçekleştirdiği, ancak davalıların hisse devir bedeline ilişkin dava konusu senetleri ödemediği, kendi edimini ifa eden davalının, karşı edimin ifası için senetleri takibe koymasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından davacıların davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararı davacları vekili istinaf etmiştir.
İstinaf mahkemesince, davacının bonoların bedelsiz kaldığına ilişkin talebi bakımından ilk derece mahkemesinin gerekçesi ve kararı yerinde olduğu, ancak ilk derece mahkemesince verilen tedbir kararının yalnızca dava konusu İstanbul Anadolu 4. İcra Müdürlüğünün 2015/3749 E sayılı dosyasından infaz edilmiş olduğundan, 50.000.-TL üzerinden %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken dava değerinin tümü olan 150.000.-TL üzerinden %20 tazminata hükmedilmesi doğru görülmediği ve davanın reddi durumunda davalı yararına tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken her bir davacı yönünden davalı lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru görülmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, istinafa konu ilk derece mahkemesinin kararının HMK.’nın 353(1) b-2 maddesi gereği kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş, kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 07.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.