Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/4881 E. 2022/8918 K. 12.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4881
KARAR NO : 2022/8918
KARAR TARİHİ : 12.12.2022

MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 16.11.2018 tarih ve 2017/599 E. – 2018/1188 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine-kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 02.04.2021 tarih ve 2019/485 E. – 2021/495 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasındaki 21/09/2015 imza tarihli “Nokta Satış Sözleşmesi” ile davacı ürünlerinin davalıya satılmasında mutabık kalındığını, sözleşme süresinin 36 ay olduğu ve 26.500 koli Exclusive cam su ile 11.000 koli Exclusive maden suyunun sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 36 ay içerisinde davalı tarafça sipariş edileceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmede davalı tarafından 36 ay içerisinde belirlenen kotaya ulaşılamayacağının anlaşılması nedeni ile feshedildiğinde, davalıya ödenen katılım bedeli olan 250.000 TL+KDV’lik tutarın kıstelyevm esasına göre ilk yazılı talepte iade edileceğinin düzenlendiğini, katılım bedelinin 100.000 TL+KDV’lik kısmın sözleşmenin başlangıcında davalıya ödendiğini, sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 14 ay geçmiş olmasına karşın davalının yalnızca %12’lik kısmını sipariş ettiğini, kalan 22 aylık sürede kota miktarından kalan %88’lik kısmını sipariş etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olması nedeniyle sözleşmede yer alan “belirlenen kotaya ulaşılamayacağının anlaşılması” şartının gerçekleştiğini, bunun sonucu olarak sözleşmenin feshedilmesine ve davalıya ödenen katılım bedelinin kıstelyevm esasına göre 103.486.-TL’sinin iade edilmesinin gerektiğini, bunun dışında müvekkili şirketin davalıdan 16.330,69-TL cari hesaptan kaynaklanan alacağının bulunduğunu, katılım bedeli iadesine ilişkin 06.01.2017 tarihli ve 725061 numaralı faturanın ihtarname ekinde gönderildiği ve ödeme yapılmaması halinde hukuki yollara başvurulacağının davalıya ihtar edildiğini, davalı şirket aleyhine İstanbul 5. İcra Müdürlüğü’nün 2017/3275 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz etmesiyle anılan icra takibinin durduğunu ileri sürerek davalının itirazının iptaline, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin “Hudson” ve “Barbounia” isimli iki mekanı açtığını ve davalıya ait ürünlerin siparişlerini verdiğini ve ürünleri satın alındığını, sonuç itibariyle sözleşme gereğince üzerine düşen tüm yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, daha sonra davacının, sözleşmede belirlenen 36 ay dolmadan, sözleşmenin imzasından kısa bir süre sonra Hudson ve Barbounia‘ya ek olarak iki restoran açıldığını, davalının bu iki yeni restoran ile daha fazla ürüne ihtiyaç duyacağını göz ardı ettiğini, davacının bu yönde hiç bir tespit yazılı ihtar vs. yapmadığını, davacının 2. yarıyılda ödenmesi gereken katılım bedelini ödememek için böyle bir yola başvurduğunu ayrıca davacı tarafından gönderildiği iddia edilen bir kısım malların davalıya teslim edilmediğini, bir kısım faturaların tebliğ edilmediğini belirterek haksız davanın reddi ile alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 21/09/2015 tarihinde Nokta Satış Sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmenin 5.maddesi uyarınca sözleşmenin başlangıcında ödenmesi gereken 100.000-TL+KDV’lik katılım bedelinin davacı tarafından ödendiği ve sözleşmenin 14. ayında davacı tarafça sözleşmenin feshedildiği, sözleşmenin 14. ayında gerekli kotaya ulaşılamayacağı anlaşıldığından davacının sözleşmeyi feshettiği, fakat sözleşme hükümlerine göre kotanın 36 ay içinde tamamlanması gerektiği, bu sürenin beklenmeyip 22 ay öncesinden sözleşmenin haksız olarak feshedildiği, ayrıca davacının kendi üzerine düşen yükümlülüğü de yerine getirmediği, bu nedenle katılım bedelinin iadesinin istenemeyeceği, incelenen defter kayıtlarına göre davalının 16.330,69-TL cari hesap borcunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacıya asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatı ödenmesine, fazla istemin reddine karar verilmiş, karara karşı, taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; taraflar arasındaki sözleşmede, sözleşme süresinin sonunda kotadaki miktara ulaşılamayacağının önceden anlaşılması halinde davacıya fesih hakkı tanındığına göre davalıya ait iki iş yeri ile ilgili satış kotası için 3 yıllık süre öngörülmüş olup davalı sözleşmenin 14. Ayında sözleşmeden öngörülen kotanın henüz %12’si oranında ürün siparişi verdiği, sözleşme, davalıya ait iki iş yeri için yapılmış olup, iş yeri sayısının artacağı, yeni işyeri açılacağı hususu fesih tarihinden önce gündeme getirilmediği, sözleşmenin geriye kalan 22 aylık döneminde ise kotanın % 88 oranında daha ürün siparişi vermesi gerekmekte olup, sözleşmenin kalan süresi ve henüz sipariş edilmeyen ürün miktarı ve ürünün stoklanamayacağı dikkate alındığında davacının, davalının sözleşme süresinin sonunda kotadaki miktara ulaşılamayacağını değerlendirmesinin haklı olduğu, davacı tarafından davalıya ödenen yatırım bedeli 118.000.-TL’nin sipariş kotasının gerçekleştiği %12 oranına göre, 103.840.-TL kısmının davacıya iadesinin gerektiği, davacının talebinin 103.486.-TL olduğu, sipariş edilen ürünlerden dolayı davacının ayrıca 16.330,69 TL alacağının bulunduğu, davacının alacağının likit ve belirlenebilir olduğu anlaşıldığından davanın tümüyle kabulüne ve davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, ilk derece mahkemesi kararın kaldırılmasına, davanın kabulü ile davalının İstanbul 5. İcra Müdürlüğü’nün 2017/3275 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın 120.040,73 TL yönünden iptaline, takibin takip talebindeki koşullarla devamına, %20 oranında hesaplanan 24.008,15 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 6.149,98 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 12.12.2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dava taraflar arasındaki nokta satış sözleşmesinin feshi nedeniyle davalıya ödenen katılım bedelinin kıstelyem usulüne göre belirlenecek bakiye bedelinin ve cari hesap borcunun tahsiline yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dosya içerisinde toplanan delillere göre davacının davalıdan 16.330,69 TL cari hesap alacağının bulunduğu sabittir.
Taraflar arasındaki nokta satış sözleşmesinin özel hükümler bölümünde “Hudson ve Barbonia tabela isimli iki mekanında açılmamış ve sipariş vermesi şartıyla katılım bedelinin 100.000 TL+KDV’lik kısmı sözleşme başlangıcında kalan tutar olan 150.000 +KDV’lik kısmı ikinci yıl başlangıcında ödenecektir.
Sözleşmenin SATIŞ NOKTASI tarafından 36 ay içerisinde beklenen kotaya ulaşılamaması veya ulaşılamayacağının anlaşılması veya kararlaştırılan kotaya ulaşmadan önce veya haksız biçimde fesh edilmesi veya sözleşme şartlarının ihlali nedeniyle ŞİRKET tarafından feshine sebep olunması durumunda pazarlama faaliyetlerinde katılım bedeli olan 250.000 TL +KDV’lik tutar kıstelyem esasına göre ilk yazılı talep ile ŞİRKET iade edecektir. SATIŞ NOKTASI 36 ay içerisinde kotayı tamamlayamaz ise koli başına yapılmış ödeme miktarı hesaplanır. Hesaplanan tutarlar kalan kota koli adedi ile çarpılır ve ortaya çıkan TL tutarı ŞİRKET kotası ile birlikte ödemeyi taahhüt eder” şeklinde bölümler yer almaktadır.
Uyuşmazlık özel hükümlerdeki bu maddeler uyarınca davacının katılım bedelinin bakiye kısmını kıstelyem metoduna göre ödemesi gerekip gerekmediği ve davalının sözleşmenin kalan süresi içerisinde belirlenen satış kotasına ulaşıp ulaşamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Sözleşme uyarınca davalı 36 ay içerisinde belirlenen kotada ürünü davacıdan alınması gerekir. 36 ay içerisinde kotaya ulaşılamazsa veya ulaşılamayacağının anlaşılması halinde davacı sözleşmeyi fesih ederek sözleşmede belirlenen metoda göre bakiye katılım bedelini talep edebilir.
Davacı sözleşmenin başlangıç tarihinden 14 ay sonra kararlaştırılan kotaya ulaşılamayacağını ileri sürerek sözleşmeyi fesh etmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 123. madde hükmü uyarınca karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde taraflardan biri temerrüde düştüğü takdirde diğeri, borcun ifa edilmesi için uygun bir süre verebilir.
124. maddede ise süre verilmesini gerektirmeyen durumlar (derhal fesih hakkı) açıkca belirtilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi ve sayın çoğunluk 124/1 madde hükmü uyarınca borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağının anlaşılması nedeniyle sözleşmenin fesih ihbarı yapılmaksızın derhal fesih edilebileceğini kabul etmiştir.
Oysa sözleşme süresi 36 ay olup henüz 14 aylık süre geçtikten sonra halen sözleşmenin bitimine 22 aylık süre varken ve bu süre içerisinde davalının kotayı doldurma durumu yüksek iken sözleşmenin temerrüt ihtarı yapılmaksızın derhal feshi haksız fesihtir.
Henüz davalı borçlu temerrüde dahi düşürülmemiştir. TBK’nın 125/1. madde hükmü açıkca temerrüde düşen borçlu demek suretiyle fesih için borçlunun temerrüdünün yasal koşullardan olduğu çok açık olarak vurgulanmıştır.
Kaldı ki yine taraflar arasındaki sözleşme uyarınca, davacı sözleşmenin ikinci yıl başlangıcında yani fesihten önceki 12. ayın sonunda 150.000.-TL + KDV’lik ikinci kısım katılım bedelini ödemek zorundadır.
Karşılıklı edim içeren sözleşmelerde ifada sıra TBK’nın 97. maddesine belirtilmiştir. Bu madde hükmüne göre karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, önce kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir.
Bu madde uyarınca davacının öncelikle sözleşmenin 12. ayının sonunda davalıya vermesi gereken 150.000.-TL+KDV’yi ödemiş olması gerekir. Davacı kendi edimini yerine getirmeksizin sözleşmeyi 14. ayda fesih etmesi haksızdır.
İlk derece mahkemesince alınan 10.08.2018 tarihli bilirkişi raporu da bu yönde olup, davacının sözleşmeyi haksız fesih ettiği bu nedenle davalıya ödemiş olduğu katkı bedelini isteyemeyeceği belirtilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının sözleşmeyi fesh etmesi haksız olup, davalıya ödemiş olduğu katkı bedelini geri isteyemeceğinden ilk derece mahkemesinin bu yöndeki kararı yerinde olup Bölge Adliye Mahkemesi’ nin kararının bu gerekçelerle bozulması gerekmektedir. Bu nedenle sayın çoğunluğun onama görüşüne katılamamaktayız.