Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/4932 E. 2022/9039 K. 14.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4932
KARAR NO : 2022/9039
KARAR TARİHİ : 14.12.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11.12.2018 tarih ve 2008/57 E. – 2018/1020 K. sayılı kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin yapılmamış sayılmasına dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 16.12.2020 tarih ve 2019/407 E. – 2020/1343 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, usulsüz tebligata dayalı olarak eski hale getirme istemiyle istinaf mahkemesi kararını temyiz etmiş ise de, davadaki vekalet, vekilin istifası, azli, ölümü, meslekten ayrılması, işten yasaklanması, müvekkilin ölümü, vekilin ve müvekkilin iflası, medeni hakları kullanma ehliyetini kaybetmesi hallerinde sona erer. Dosyanın incelenmesinde kararın tebliği tarihi itibarıyla dosyada davacı vekilinin çekilme dilekçesinin bulunmadığı gibi vekaleti sona erdiren diğer sebeplerin de gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Kararın 09.03.2021 tarihinde davacı vekili Av. …’ya tebliğ geçerli bir tebliğ olmakla, davacının eski hale getirme isteminin reddine karar verilmesi görüşüne varılmıştır. Bu durum karşısında davacı vekiline Bölge Adliye Mahkemesi kararı 14.03.2021 tarihinde usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen temyiz dilekçesinin 04.05.2021 tarihinde verildiği anlaşılmakla 6100 sayılı HMK’nın 361/1 maddesi uyarınca yapılan temyiz isteminin süresinde olmadığı ve yerel mahkemece temyiz isteminin reddine karar verilmeden dosya Yargıtay’a gönderilmiş olmakla, doğrudan doğruya Yargıtay’ca temyiz isteminin reddine karar verileceği 01.06.1990 gün ve 1989/3 Esas, 1990/4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurul kararınca karara bağlanmıştır. Bu durumda temyiz isteminin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının Bölge Adliye Mahkemesince verilen istinaf isteminin reddi hükmüne yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.12.2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dosyanın tetkikinde;
Bölge Adliye Mahkemesi kararı 14.03.2021 tarihinde kendisine tebliğ edilen Av. …’nın, ilk derece yargılaması sırasında sunduğu 19.01.2011 tarihli vekaletname ile davayı bu tarihten sonra takip etmeye başladığı, en son 25.11.2016 tarihli dilekçesi ile bilirkişi raporuna itiraz ettiği, bu tarihten sonra Av. …’nın hiçbir duruşmaya katılmadığı gibi, dilekçe de vermediği, davacı vekili olarak Av. …’nin 23.05.2017 tarihli dilekçe ile ekinde 22.07.2016 tarihli vekaletnamesini sunarak uyap kaydının yapılmasını istediği bu aşamadan sonra duruşmalara Av. … vs. girdiği, dilekçe ibraz ettiği, Av. …’nın 25.11.2016 tarihinden sonra dosyada vekil olarak hiçbir işleminin bulunmadığı, Bölge Adliye Mahkemesi karar başlığında adının geçmediği, buna rağmen Bölge Adliye Mahkemesi kararının Av. …’ya tebliğ edildiği, kararın süresinde temyiz edilmediği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince kararın 13.04.2021 tarihinde kesinleştirildiği, davacı vekili olduğunu bildiren Av. … tarafından “Av. …’nın vekalet ilişkisinin daha önce sona ermesine rağmen Bölge Adliye Mahkemesi kararının tebliğinin usulsüz olduğu” gerekçesi ile eski hale getirme istemi ile istinaf mahkemesi kararını temyiz ettiği görülmektedir.
Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesi kararının Av. …’ya tebliğinin geçerli olup olmadığı, temyiz süresinin bu tebligat ile başlayıp başlamadığına ilişkindir.
Görüldüğü üzere Av. … dosyada en son 25.11.2016 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesini sunmuş olup bu aşamadan sonra duruşmalara katılmadığı gibi herhangi bir dilekçede ibraz etmemiş, dava 23.05.2017 tarihinden itibaren vekaletname sunulmak suretiyle Av. … ve müştereken vekiller tarafından takip edilmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Yasası’nın “iş sahibinin işi başka bir avukata vermesi” başlıklı 172. maddesinde “iş sahibinin, ilk anlaşmayı yaptığı avukatının yazılı muvafakatı ile, başka avukatları da işin kovuşturma ve savunmasına katabileceği, iş sahibinin, ilk avukatın muvafakatını kendisine tevdi veya tebliğ edilecek bir yazı ile en az bir haftalık süre vererek talep edeceği, avukatın bu süre içinde cevap vermemesi durumunda muvafakat etmiş sayılacağı, ilk avukatın muvafakat etmemesi halinde, vekalet akdinin kendiliğinden sona ereceği…”düzenlenmiştir.
Yasa hükmüne göre, davanın yeni vekil Av. … tarafından takibine ilişkin önceki vekil Av. …’nın muvafakatı bulunmadığından davacı asil ile Av. … arasındaki vekalet ilişkisi sona ermiştir.
Vekalet ilişkisinin 23.05.2017 tarihinde sona ermesine, bu tarihten itibaren Av. … tarafından dosyada hiçbir şekilde vekalet görevi ifa edilmemesine rağmen 4 yıl sonra karar başlığında dahi adı geçmeyen Av. …’ya 14.03.2021 tarihinde Bölge Adliye Mahkemesi kararı tebliğinin hiçbir hukuki sonucu bulunmadığından, geçersiz tebligata dayalı olarak temyiz süresinin işletilmesi ve Av. …’ya yapılan usulsüz tebliğin geçerli sayılarak eski hale getirme isteminin reddi ile temyiz talebinin süre yönünden reddine karar verilmesi doğru değildir.
Av. …’ya 14.03.2021 tarihinde yapılan tebligatın geçersiz olması nedeniyle davacı vekilinin eski hale iade talebinin kabulü ile süresindeki temyiz itirazlarının incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde usulsüz tebliğe geçerlilik tanımak suretiyle karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.