YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4952
KARAR NO : 2022/9471
KARAR TARİHİ : 27.12.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Rize 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 22.09.2020 tarih ve 2018/389 E- 2020/192 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin kabulüne-reddine dair Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi’nce verilen 29.04.2021 tarih ve 2021/605 E- 2021/746 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının 85/089392 sayılı “RİZE ÇAYI” ibareli markasının bulunduğunu, davalının “LİPTON RİZE ÇAYI” ibaresini kendi ürünlerinde markasal olacak şekilde kullandığını, bu durumun davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete sebebiyet verdiğini ileri sürerek, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespite ve men’ine, tecavüz teşkil eden fiillerin durdurulmasına, tecavüz teşkil eden çay, poşet ve paketler ile ürünlere özgü kalıp ve klişe gibi araçlara el konulmasına ve imhasına, hükmün ilanına, uğranılan maddi ve manevi zararlara yönelik olarak fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 20.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, “RİZE ÇAYI” ibaresinin coğrafi işaret niteliği taşıdığını, bu nedenle tek başına davacının tekeline bırakılamayacağını, davalının kullanımının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete sebebiyet verir nitelikte olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına davacı adına tescilli “RİZE ÇAYI” markası ile davalının çay paketi üzerinde kullandığı ibarenin birebir aynı olduğu sadece yazı karakterleri ve yazılış biçimlerinin farklı olduğu, davacının “RİZE ÇAYI” markasının ayırt edicilik kazandığı ve zamanla tanımlayıcılığından sıyrılarak ürünün ticari kaynağı gösterir hale geldiği, davalının “Rize Çayı” ibaresini kullanım şeklinin davacının tescilli markasının içinde bulunan hizmetleri kapsadığı, tüketicilerin davalıya ait ürün üzerindeki ibare ile tescilli marka arasında herhangi bir ilişki olduğunu düşünmeleri ve bu ürünü davacı ürünü ile karıştırma ihtimallerinin bulunduğu, bu hali ile davacının eyleminin marka hakkına tecavüz teşkil ettiği gerekçesiyle davalının haksız rekabetinin men’ine, marka hakkına tecavüz eden fillerin durdurulmasına, tecavüz teşkil eden çay poşet ve paketlerini üretmeye yarayan özgü kalıp, klişe gibi araçlara el konulması ve imhasına ilişkin taleplerinin reddine, hüküm özetinin ilanına, 6.000,00 TL manevi tazminatın, 16.582,13 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Trabzon Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; “RİZE ÇAYI” ibaresinin marka olarak tesciline engel bulunmamakla birlikte coğrafi yer adlarının marka sahibine inhisari hak sağlamayacağı, davacı markasının koruma kapsamının dar tutulması gerektiği, davalının Türk Patent nezdinde 2018/118073 no.lu, “LİPTON RİZE ÇAYI” ibaresini çay ve çay ürünleri yönünden 24.12.2018 koruma tarihli olacak şekilde adına tescil ettirdiği, Rize Ticaret Borsası tarafından yapılan başvuruya istinaden “RİZE ÇAYI” ibaresinin Türk Patent nezdinde 26.03.2021 tarihinde coğrafi işaret olarak tescil olduğu, davalının aynı coğrafi yer adını kendi markasıyla birlikte (farklı eklerle) kullanımının 6769 sayılı Kanun’un 7/5. maddesinde belirtilen dürüstçe kullanım niteliği taşıdığı, markalar arasında iltibas tehlikesinin de bulunmadığı gözetilerek açılan davanın reddi yerine yazılı gerekçelerle kabulüne karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, markaya tecavüzün tespiti, men’i, ref’i, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne, Bölge Adliye Mahkemesince ise “Rize” ibaresinin coğrafi “çay” ibaresinin ise tanımlayıcı olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. Ancak marka hukukunda tescil ilkesi geçerli olup, koruma tescil edilen marka sahibinin tekel hakkına yöneliktir. Bu bağlamda tescilli marka hükümsüz kılınmadığı sürece korunması anılan ilke gereğidir. Nitekim anılan husus 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 7. maddesinde açıkça düzenlenmiştir.
Somut olayda davalının kendi markası ile birlikte davacı adına tescilli “Rize Çayı” ibaresini kullanması marka hakkına tecavüz oluşturduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 27/12/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.