YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4974
KARAR NO : 2022/8942
KARAR TARİHİ : 12.12.2022
MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22.01.2021 tarih ve 2017/1166 E.- 2020/762 K. sayılı ek karar davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine-usulden reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nce verilen 08.04.2021 tarih ve 2021/206 E.- 2021/450 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ile müvekkili şirket arasındaki ticari ilişki kapsamında davalı şirkete kağıt ürünleri satımı yapıldığını, davacının bu satışlar dolayısıyla davalı şirketten alacaklı olduğunu, alacağın defalarca talep edilmiş olmasına rağmen ödemenin yapılmadığını, bu durumda bakiye alacak ve temerrüt faizinin talep edilebilir hale geldiğini, müvekkilinin takip tarihi olan 17.10.2017 itibariyle, fazlaya dair alacak hakları saklı kalmak kaydı ile 1.416.479,20 USD ve 737.092,19 EURO tutarında alacaklı bulunduğunu, bu alacakların tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı şirket tarafından söz konusu alacak için icra takibine haksız ve mesnetsiz şekilde itiraz edildiğini belirterek, itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kısmen kabulü ile, davalının İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün 2017/34432 Esas sayılı dosyasında, 710.584,70 EURO ve 1.354.349,31 USD asıl alacak için yaptığı itirazın iptaline, takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarınca bir yıl vadeli USD ve EURO mevduat hesabına uyguladıkları en yüksek faizi (USD için USD faizi, EURO için EURO faizi )uygulamak sureti ile takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş, karara karşı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
Mahkemece 22.01.2021 tarihli ek karar ile davalının istinaf başvuru talebinde bulunduğu ve 2018/37 istinaf no ile kaydı yapıldığı, davalı vekiline 142.449,96 TL istinaf peşin harcı ile 150 TL istinaf gider avansı yatırması için 29.12.2020 tarihinde gönderilen muhtıranın 03.01.2021 tarihinde e-tebligatın usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen verilen süre içinde harç ve gider avansı yatırılmadığı anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekmiştir” gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf harçlarını ve gider avansını verilen bir haftalık kesin süre içerisinde yatırmadığı anlaşıldığından HMK’nın 344. maddesi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurunun yapılmamış sayılmasına, karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, ilk derece mahkemesinin HMK’nın 344. maddesi uyarınca verdiği 22.01.2021 tarihli ek kararına yönelik davalı vekilinin istinaf başvurusunun, HMK’nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine, davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun HMK’nın 348/2. maddesi uyarınca usulden reddine, karar verilmiştir.
Taraf vekilleri, kararı temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı gerektirici sebepler ile HMK’nın 352/1. maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf isteminin yapılmamış sayılması yönündeki tespitin usul ve yasaya uygun olmasına göre Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerekmiştir.
2- Davacı vekili katılma yoluyla temyiz isteminde bulunmuş, asıl istinaf kanun yoluna başvuran davalının istinaf başvurusu, esasa girilmeden ve sadece ilk derece mahkemesinin HMK’nın 344. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair kararı incelenmek suretiyle reddedildiğinden, davacının da katılma yoluyla istinafının reddine karar verilmiş olması nedeniyle temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, davacı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 12.12.2022 tarihinde kesin olarak oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Uyuşmazlık, nispi değere tabi bulunan ve kabulüne karar verilen davada, kararın davalıca istinaf edilmesi durumunda alınması gerekli istinaf peşin harcının maktu mu yoksa nispi mi olacağına ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemesince, verilecek kararlardan istinafa başvuran davalının en fazla aleyhine sonuç doğuran karar, HMK 353/b-1 maddesinde ifade edilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararıdır.
İstinaf başvurusu üzerine alınacak peşin harcın, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilebileceği ihtimaline göre alınması gerekir.
Bu halde Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi durumunda alınacak istinaf red harcı maktu mu yoksa nispi mi olmalıdır?
T.C. Anayasası’nın 73/3. maddesinde “Vergi, resim, harç vb. mali yükümlülüklerin Kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı”,
492 sayılı Harçlar Yasası’nın 2. maddesinde “Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı”,
(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde “Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı”,
1/e maddesinde “yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay’ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı”
2.a maddesinde de “1. fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlarla, davanın reddi kararı ve icra tetkik merciilerinin 1. fıkra dışında kalan kararlarında” maktu harç alınacağı düzenlenmiştir.
Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen “istinaf başvurusunun esastan reddi” kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen “esas hakkında” karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.
Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, İlk Derece Mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki “esastan” ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez- Usul- Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)
Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir. (Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh. 99)
1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır. Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası’nın 73/3 maddesindeki “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına” ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.
Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalıca istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, davalı tarafından istinaf peşin harcı olarak maktu harç yatırılmıştır.
Yukarıdaki açıklamalardan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi durumunda alınması gereken harç maktu olduğundan, peşin harcın davalıca maktu olarak ödenmesinde açıklanan yasa ve tarife hükümlerine bir aykırılık bulunmamaktadır.
Bu halde, İlk Derece Mahkemesince HMK 344 maddesi gereğince verilen 22.01.2021 tarihli, davalının istinaf etmemiş sayılma kararı usul ve yasaya aykırıdır. Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi ek kararının kaldırılarak kararın esasının incelenmesi gerekirken, ek karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi isabetli olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi ek kararının bozulmasına karar verilmesi ve 19.11.2020 tarihli asıl kararın incelenmesi gerekirken yazılı gerekçe ile ek kararın onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.