Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/4977 E. 2023/1963 K. 30.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4977
KARAR NO : 2023/1963
KARAR TARİHİ : 30.03.2023

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/2497 Esas, 2021/448 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/26 E., 2019/450 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya ait işyerinin davalıya 1.400.000,00 euro bedelle satışı konusunda anlaştıklarını, davacının o dönemde ağır vertigo hastalığı nedeniyle tedavi gördüğünü, davalının avukatı tarafından hazırlanan sözleşmenin davacıya gösterildiğini, davacının sözleşmeyi incelediğini, davacının kullandığı ilaçların etkisi ile sürekli baş dönmesi ve baş ağrısı yaşadığını, sözleşme imzalamadan lavaboya gittiğini, döndüğünde davalı ve sözleşmenin tanığı banka müdürü tarafından sözleşmeyi imzaladıklarını gördüğünü, kullandığı ilaçların etkisiyle sözleşmenin değiştirildiğini fark etmeden sözleşmeyi imzaladığını, davalının yaptığı 55.000,00 euro ve 300.000,00 euro ödemeye karşılık 30.09.2010 tanzim tarihli 55.000,00 euro ve 01.10.2010 tanzim tarihli iki adet 150.000,00 euro bedelli bonoların düzenlendiğini, daha sonra davalının talimatı ile 15.10.2010 tarihinde 110.000,00 euro ödeme yapıldığını ve aynı tarihli bono düzenlendiğini, satışı kararlaştırılan taşınmazın tapuda devri satış bedelinin tamamı ödenmeden 01.10.2010 tarihinde alıcı adına yapıldığını, davalının bakiye satış bedelinden ilk yıl kira bedeli olarak 150.000,00 euro düşerek ödeme yapabileceğini bildirdiğini, davacının sözleşmeyi incelediğinde sözleşmeye ilaveler yapıldığını, sözleşmenin 6 ve 11 inci maddesine davacının idaresinin dışında kabulünde olmayan satılan dükkanın davacı tarafından kullanacağına ve yıllık kira bedelinin 150.000,00 euro olduğuna ve ilk yıl kira bedelinin satış bedelinden düşülerek ödeneceğine, ikinci ve üçüncü yıl kira bedelleri için alıcıdan yıllık kira bedeli kadar bono alınacağına ilişkin hükümler konulduğunu tespit ettiğini, davacının sattığı dükkanı kiralamak ve kiracı sıfatıyla kullanmak gibi bir amacının hiçbir zaman olmadığını, davalının Kemer 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/749 E. sayılı dosyasında katılan sıfatıyla verdiği ifadesinde davacı …’in hasta olduğunu gördüğünü ve bildiğin ifade ettiğini, davacı sattığı taşınmazı tapuda devrinden 10 gün sonra davalıya boş olarak teslim ettiğini, davacının sözleşmede ihtilafsız kısmın tahsili için icra takibi başlattığını, davalıya teminat olarak verilen bonoların taraflar arasında kira sözleşmesi varmış gibi icra takibi başlatıldığını, davalının satıştan kaynaklanan bakiye 723.000,00 euro borcu olduğunu, 30.09.2010 tarihli sözleşmenin kiralamaya ilişkin 6 ve 11 inci maddeleri, davalı tarafından bilerek, sözleşme içeriği değiştirilerek ilave edildiğini, davacının aldatıldığını, aynı zamanda sahtecilik suçunu oluşturduğunu bu nedenle suç duyurusunda bulunulacağını, davacının satış bedeli ödenmeden satılanın ödemezlik def’i nedeniyle davacıya teslim etme yükümlülüğü bulunmadığını ileri sürerek, taraflar arasındaki kira sözleşmesinin yapılmadığının tespiti ve davacının hakkında iki ayrı icra takibine dayanak teşkil eden bonolardan dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki 30.09.2010 tarihli harici satış sözleşmesinin 11 inci maddesinde taşınmaz davacının kullanımında olduğundan, tapuda devrinden sonra kira sözleşmesi yapılacağını, yıllık kira bedelinin 150.000,00 euro olduğunu, 2 ve 3 üncü yıl kira bedeli için davacıdan 150.000 Euro bedelli bono alınacağını, satıcı yani davacı kira sözleşmesi yapmaz ise bu sözleşmenin 11 inci maddesinin sözleşme kira sözleşmesi yerine geçeceğini, davacının taşınmazı sattıktan sonra fiilen teslim etmediğini halen davacının zilyetliği ve tasarrufu altında bulunduğunu, davacının taşınmazı kullanmasının halen devam ettiğini, bu nedenle hukuken ve filen kiracılığının sürdüğünü, iddialarının tamamen asılsız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dinlenen tanık beyanları ve alınan adli tıp raporundan, davacının bonoların tanzim dayanağı olan 30.09.2010 tarihli sözleşmenin imzalandığı sırada herhangi bir rahatsızlık geçirmediği ve fiil ehliyetini haiz olduğu, davacı tarafından satış sözleşmesinden kalan bakiye alacağın tahsili amacıyla açtığı itirazın iptali davasında, taraflar arasında yapılan yıllık 150.000,00 euro bedelli kira sözleşmesini inkar etmediği, ilk yılın kira bedeli olan 150.000,00 euroyu sözleşmede geçtiği şekilde taşınmazın satış bedelinden düşerek talepte bulunduğu, buna göre yapılan değerlendirmenin Mahkemenin gerekçeli kararında belirtilerek yapılan hesaplama sonucu davanın kısmen kabulüne karar verildiği ve davacı tarafından karara karşı yasa yoluna başvurulmadığı görüldüğü, davacının sahtelik ve davacının sözleşmenin ve bonoların imzalandığı anda fiil ehliyetini haiz olmadığı iddialarını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu sözleşmenin yapıldığı 30.09.2010 tarihinde davacının vertigo, sara, epilepsi hastalığı olduğu, kullandığı ilaçlardan dolayı fiil ehliyetinin bulunmadığı, sözleşmenin hile, aldatma ve sahtecilik suretiyle imzalatıldığını, davalı borçlunun gayrimenkul alım satım bedelini sözleşmeye uygun olarak ödemediğini, başlattıkları takibe itirazı üzerine Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/404 E. sayılı dosyasında itirazın iptali davası açıldığını, davanın 2017 yılında neticelendiğini, icra dosyasındaki ödemenin 2018 yılında yapıldığını, gayrimenkulü satın alan davalının satış bedelini ödemeden sözde kira sözleşmesine dayanılarak kira bedeli istemesinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 97 inci maddesine aykırı olduğunu, satılan ve tapu devri yapılan dükkanın davacı tarafça hiç bir zaman kiracı olarak kullanılmadığını, Adli Tıp Kurumu raporuna itiraz ederek ek rapor ya da bir üst kuruldan rapor alınmasını istedikleri halde taleplerinin reddedildiğini, oysa ehliyetsizlik iddiasının kamu düzenine ilişkin olduğunu, re’sen araştırma ilkesine tabi olduğunu, davacının vertigo ve şeker hastalığı olduğunun tanık beyanları ve kullandığı ilaçlarla açıkça belli olduğunu, vergi dairesi yazısına göre davacının 10.10.2010 tarihli yoklama fişine göre ticari faaliyetini sonlandırmış olduğu, Kemer Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/220 E. sayılı dosyasında davacı aleyhine 30.09.2010 tarihli gayrimenkul harici alım-satım sözleşmesinin geçersizliğini tespiti talepli olarak açılan davada hazırlanan bilirkişi raporunda satışa konu 2 no.lu dükkanın satışı Mehmet Şeker tarafından tahliye edildiğinin belirtildiği, rapora ekli fotoğraflara göre dükkanın boş olduğunu, boş olarak davalı …’ya teslim edildiğinin anlaşıldığı, İlk Derece Mahkemesi kararının eksik ve hatalı değerlendirmeye dayandığı, davacının 30.09.2010 tarihli harici gayrimenkul alım satım sözleşmesi uyarınca yükümlülüklerini yerine getirdiğini, 01.10.2010 tarihinde tapu devri yapıldığını, o tarihe kadar ödenen dışında davacının 723.000,00 euro alacağı olduğunu, sözleşme uyarınca ödemenin 15.10.2010 tarihine kadar yapılması gerektiğini, davalının bu bedeli ödemediği gibi davacının kendisinin kiracısı olduğunu iddia ettiğini, davacının herhangi bir itirazla karşılaşmamak için 150.000,00 euroyu düşerek 573.000,00 euro üzerinden takip başlattığını, 150.000,00 euronun alacaktan düşülmesinin kira sözleşmesinin kabulü ve satış bedeli alacağından bu miktarda vazgeçildiği anlamına gelmeyeceği, davalının 15.12.2010 tarihli ihtarname ile davacıyı kira sözleşmesi yapmaya zorladığını, bu daveti kabul etmediklerini, davacının sözleşmeye konu dükkanı tahliye ettiklerini, bu hususun tanık beyanları ile de sabit olduğunu, sözleşmedeki belge tanıklarının banka çalışanı olup görev alanına girmeyen bir hususta yapılan sözleşmeyi imzaladıklarını, bu nedenle banka müdürü ve çalışanının soruşturma geçirip iş akitlerinin feshedildiğini, davalı ile aralarında menfaat birliği olduğundan beyanlarına itibar edilemeyeceğini, satılan dükkanın aracı Turhan Negiz vasıtasıyla 2.000.000,00 euro bedelle satımı konusunda davalının yetki verdiğini, satış işlemlerinin 30.01.2011 tarihine kadar tamamlanacağının protokolde belirtildiğini, dükkana alıcı çıkmasına rağmen davalının gelmediğinden satışın gerçekleştirilmediğini, protokolde dükkanın davacı … tarafından kiracı olarak kullanıldığına dair bir açıklama olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi Kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dinlenen tanık anlatımlarına göre, davacının şeker hastalığı ve vertigo rahatsızlığının bulunduğu ve satışa konu dükkanın boş olduğu, Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesinin 16.04.2018 tarih, 1792 numaralı raporuna göre, 30.09.2010 tarihli sözleşmenin yapıldığı tarih itibari ile davacının fiil ehliyetini müessir ve kişide şuur ve hareket serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı ve zeka geriliği tespit edilmediği, dava dosyasındaki mevcut tıbbi belgelerin tetkikinde akit tarihinde herhangi bir akli arıza içinde olduğunu gösterir tıbbi belge ve bulgunun mevcut olmadığı, akit tarihinde menfaatlerini müdrik ve telkinlere mukavim olabileceği, kendi hür iradesi istikametinde serbest eylem ve işlemlere girilebileceği, mevcut hastalıkları ve kullandığı bildirilen ilaçların fiil ehliyetini etkilemeyeceği, bu nedenle davacı …’in hali hazırda ve 30.09.2010 tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğunun bildirildiği, davacının sözleşmenin imzalandığı tarihte fiil ehliyetine sahip olduğunun anlaşıldığı, davacının aldatma ile irade sakatlığını doğuran bir nedenle sözleşmeyi imzaladığı hususunda somut bir delil bulunmadığı, sözleşme serbestisi içerisinde davacının imzaladığı sözleşmenin kendisi yönünden bağlayıcı nitelikte olduğu, davacının Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/404 E. sayılı dosyasına aynı satış sözleşmesinden kalan bakiye alacağının tahsili için davalı aleyhine başlattığı takibe vaki itirazın iptali davası açtığı, bu davada taraflar arasında yapılan yıllık 150.000,00 euro bedelli kira sözleşmesini inkar etmediği ve bu bedeli düşerek davalıdan icra yolu ile alacak talep ettiği dikkate alındığında davacının da zımmi olarak kira sözleşmesini kabul ettiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davaya ve takibe konu bonoların, taraflar arasında yapılan harici gayrımenkul satış sözleşmesine istinaden davalı alıcı tarafından yapılan ödemelerin henüz resmi satış sözleşmesi yapılmaması nedeniyle teminatı olarak alındığı halde, gayri resmi satış sözleşmesinin hazırlandığı ve taraflarca imzalandığı sırada, davacının hastalığından kaynaklı olarak fiill ehliyetinin bir süre ortadan kalktığı anda sözleşmeye onun bilgisi ve denetimi dışında 6 ve 11 inci maddeler eklenmek suretiyle, davacı satıcının taşınmazı sanki yıllık 150.000,00 Euro ile kiralamış ve bunun karşılığı olarak kira bedelleri kadar iki ayrı bono düzenlenmiş gibi sahtelik yapıldığı iddiasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

30.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.