YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4978
KARAR NO : 2023/738
KARAR TARİHİ : 09.02.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 07.02.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. …dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığının müvekkili şirkete yolcu gemisi imalâtı/alımı işi ihale ettiğini, müvekkili şirketin sözleşme konusu gemilerin yapım sürecinde finansman sağlayabilmek için davalı bankadan kredi kullandığını, sözleşmeden kaynaklanan alacaklarını bankaya teminat teşkil etmesi maksadıyla temlik ettiğini, gemilerin tam ve eksiksiz olarak teslim edildiğini, fatura bedellerinin muaccel hale geldiğini, Belediyenin muaccel borçlarını ödemeyerek temerrüde düştüğünü, müvekkilinin tüm talep ve ihtarlarına rağmen Belediyenin 06.07.2010 tarihine kadar davalı bankaya sadece 840,00 TL ödeme yaptığını, müvekkili şirketin 25.12.2008 tarihinde davalı bankaya tediye makamına kaim ve teminat teşkil etmek üzere temlik edilen alacağını 13.07.2010 tarihinde, asıl alacak, asıl alacağa işlemiş ve işleyecek faiz ve asıl alacağa ait tüm ferilerle birlikte tamamını geri temlik aldığını, davalı Belediye aleyhine 203.400,00 TL nakit teminat dışında kalan alacakların tahsili amacı ile icra takibi başlattıklarını, borçlu Belediyenin takibin 1.520.358,00 TL’lik kısmını kabul ettiğini, kalan faiz vs fer’ilerine itiraz ettiğini, itirazın iptali davası açtıklarını, dava sonucunda itirazın kısmen iptali ile takibin devamına karar verildiğini, kararın Yargıtay 15.Hukuk Dairesince bozulduğunu ve davanın reddedildiğini, davalı bankanın muaccel olduğunu bildiği halde temlike konu alacağı temlik borçlusundan talep ederek temlik borçlusunu temerrüde düşürmediğini ileri sürerek müvekkili şirketin 252.626,68 TL faiz kaybının davalı bankadan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; temlik sözleşmesindeki yetki şartı sebebiyle yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davacı şirketin kredi borçlarını kapatmak suretiyle temlik etmiş olduğu alacağı daha evvel temlik alabileceğini ve dava dışı Belediyeye karşı dilediği yasal yola müracaat edebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen 25.12.2008 tarihli temlik sözleşmesinin 8 inci maddesinde temlik alan bankanın temlik edilen alacaklarla ilgili işlemlerin yürütülmesinden sorumlu olmayacağının, temlik edilen alacağın tahsilini sağlamak için herhangi bir işlem yapmak kanuni takibe geçmek gibi mecburiyetlerinin olmadığının ve vaki olabilecek her türlü gecikmeden sorumlu tutulamayacağının temlik eden tarafından kabul edildiği, temliknamenin hukuken ve şeklen geçerli olduğu, her iki tarafın tacir sıfatının bulunduğu, temlik sözleşmesinin mahiyeti gereği 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı Kanun) 99 uncu maddesinin ikinci fıkrasının uygulanamayacağı, bir an için sözleşmenin anılan maddesinin geçersiz olduğu düşünülse bile yolcu gemisi alım sözleşmesinin 36 ncı maddesinde borcun ifa edileceği günün taraflarca belirlendiği, 818 sayılı Kanun’un 101 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince 30 günlük sürenin bitiminde Belediye herhangi bir ihtar gerekmeksizin mütemerrit olduğundan davalı bankanın herhangi bir kusurundan da söz edilemeyeceği, davalı bankanın temlik sözleşmesinden kaynaklanan akdi sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen temliknamenin 8 nci maddesinin geçersiz olduğunu, geçerli olması ihtimalinde dahi davalı bankanın müvekkilinin faiz kaybından sorumlu tutulması gerektiğini, zira başka bir yargılamada müvekkili ile dava dışı borçlu Antalya Büyükşehir Belediyesi arasında akdedilen sözleşmede temerrüt tarihinin muayyen gün olarak belirlenmediğinin tespit edildiğini ve bu kararın kesinleştiğini, davalı bankanın güven kuruluşu olması, inançlı işlemin inanılan tarafı olması ve temlik edilen alacağa niteliği itibariyle alacak rehnine ilişkin hükümlerin kıyasen uygulanmasının gerekliliği de göz önüne alındığında davalı bankanın dava dışı borçlu Antalya Büyükşehir Belediyesinin zamanında ve usulüne uygun bir şekilde temerrüde düşürmemesi sebebiyle müvekkilinin uğradığı faiz kaybını tazmin etme zorunluluğunun bulunduğunu belirterek kararı istinaf etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ve dava dışı Belediye Başkanlığı arasında görülen ve temyiz denetiminden geçerek kesinleşen karar içeriğine göre Belediyenin temerrüde düşürülmesi gerektiğinin belirtildiğine ilişkin istinaf sebebinin ilgili bozma gerekçesi dikkate alındığında yerinde olmadığı, temlik sözleşmesinin 8 inci maddesinde “Temlik alan Akbak A.Ş.’nin …. temlik edilen alacaklarla ilgili işlemlerin yürütülmesinden de sorumlu olmayacağını, temlik edilen alacağın tahsilini sağlamak için herhangi bir işlem yapmak, kanuni takibe geçmek gibi mecburiyetlerinin bulunmadığı ve vaki olabilecek her türlü gecikmeden sorumlu tutulmayacağını, temlik eden kabul eder” hükmünün yer aldığı, buna göre davalının temlik borçlusunun ödemelerini takip etme, ödemeyi talep etme, temerrüde düşürme, yasal takibe geçme vb. yükümlülüklerinin bulunmadığı ve yine bu nedenlerle vuku bulabilecek gecikmeler nedeniyle davalının sorumlu tutulamayacağının davacı tarafından kabul edildiği, bu düzenlemenin tacir olan tarafları bağlayıcı olduğu, 818 sayılı Kanun’un 99 uncu maddesi uyarınca geçersiz sayılması gerektiği yönündeki istinaf nedeninin yerinde olmadığı, temlik sözleşmesinin 8 inci maddesindeki düzenleme dikkate alındığında davanın reddinin isabetli olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının davalıya temlik ettiği ve muaccel hale gelen alacağın tahsili için gerekli işlemlerin süresi içinde yapılmaması sebebiyle oluşan faiz kaybına ilişkin zararın tahsili istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, davalı bankanın alacaklı sıfatını haiz olduğu 25.12.2008 ile 13.07.2010 tarihleri arasında borçlu Belediyenin temerrüde düşürülmesi noktasında davalı bankanın sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, yine Belediyenin temerrüde düşürülmesinin gerekip gerekmediği, davacı şirketin faiz kaybı zararının olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
818 sayılı Kanun’un 99 uncu ve devamı maddeleri, 162 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.