Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/4984 E. 2022/9309 K. 21.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4984
KARAR NO : 2022/9309
KARAR TARİHİ : 21.12.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 16.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 25.12.2018 tarih ve 2016/1059 E. – 2018/1175 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 01.04.2021 tarih ve 2019/663 E. – 2021/438 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; taraflar arasındaki ticari ilişkide teminat olmak üzere davalıya ait iki katlı beton ev üzerine müvekkil lehine ipotek tesis edildiğini, müvekkilinin davalıların yerine getirmediği edimler nedeniyle davalılar aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, davalıların ise haksız ve kötüniyetli olarak takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20 oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili; müvekkili Akil Besicilik yönünden ticari iş kapsamında olan husustan ötürü mahkeme görevli olsada, müvekkili … yönünden 6502 sayılı Kanun kapsamında tüketici mahkemelerinin görevli olduğunu, paraya çevrilmesi talep edilen ipoteğin konu edildiği gayrımenkülün aile meskeni olarak kullanılıyor olması nedeniyle TMK’nın 194. maddesi gereğince Aile Mahkemelerinin görevli olduğunu, arabuluculuk faaliyet kapsamında uyuşmazlığın çözülmesi gerektiğini savunarak, haksız ve kötüniyetli olarak ikame edilen davanın öncelikle her iki müvekkil yönünden ayrı ayrı yetki, görev, dava şartı yönlerinden, aksi halde diğer nedenlerden dolayı reddine, yargılama giderlerinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunmalar, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; TMK’nın 887.maddesinde; “İpotekli taşınmazın maliki borçtan şahsen sorumlu değilse, alacaklının ödeme isteminin ona karşı etkili olması, bu istemin hem borçluya, hem kendisine karşı yapılmış olmasına bağlıdır.” düzenlemesinin yer aldığı, ilgili kanun maddesi gereğince borçtan şahsen sorumlu olmayan ipotek borçlusu hakkında icra takibi yapılması için ipotek borçlusuna asıl borçlu ile birlikte ihtar tebliği gerektiği, somut olayda; belirtilen düzenlemeye aykırı olarak asıl borçluya ve taşınmazda malik olan davalı …’e ihtarname gönderilmemiş olduğu, TMK’nın 887.maddesine göre, hem asıl borçluya, hem ipotekli taşınmaz malikine icra takibi başlatılmadan önce ihtarname çekilerek borcun muaccel kılınması gerektiğinden, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 16.06.2014 tarih ve 2014/1738 E., 2014/11505 K. sayılı emsal karar içeriğinde de işaret edildiği üzere; TMK’nın 887. maddesi geregince ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçilebilmesi için öncelikle ipotekli taşınmaz malikine borç muacceliyet ihtarının gönderilmesi gerektiği, böyle bir ihtar yoksa mesmu bir icra takibinin varlığından da söz edilemeyeceğinden, itirazın iptali davasının da dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi kararının isabetli olduğu gerekçesi ile, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 21.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.