YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5008
KARAR NO : 2022/8904
KARAR TARİHİ : 12.12.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 04.12.2019 tarih ve 2018/244 E- 2019/779 K. sayılı kararın davacı vekili ile davalı iflas idare memuru tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan kabulüne-esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 27.04.2021 tarih ve 2020/510 E- 2021/781 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı iflas idare memuru tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının Atay Yemek Unlu Mamuller İnşaat Turizm Sanayi ve Tic. Ltd Şti’nin işlettiği yemek fabrikasında sorumlu müdür sıfatıyla çalışmakta iken fabrikanın davalı tarafından satın alındığını, davacının 09.10.2013 tarihinde Atay Yemek unvanlı şirketten SGK nezdinde çıkışının bildirildiğini, 10.10.2013 tarihinde de davacı şirkette fabrika müdürü sıfatıyla sigorta girişi yapıldığını, davacının çalıştığı yemek fabrikasının davacı şirket tarafından satın alınması sürecinde, davacı şirketin Antalya Ticaret ve Sanayi Odası nezdinde yemek fabrikasının bulunduğu adreste yeni bir şube açılışının tescil edildiğini, davacının fabrika müdürü sıfatıyla işletmede çalışmaya devam ettiğini, işletmeye ilişkin finansal işlemler hariç olmak üzere sair aboneliklerin tesis ve devri ile şirket adına alınacak olan araç ve benzeri alımların tescil işlemleriyle şirket ortaklarının ilgilenemeyeceğinden davacıya yeni kurulacak olan şubede şirket müdürü olarak yetki verildiğini, şirketin … Şubesi’nin ATSO nezdinde kuruluş işlemlerinin tamamlandığını, şirket müdürü olarak davacının kararlaştırıldığını, Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığını, davacının davalı şirket tarafından satın alınan yemek fabrikasında çalışmaya devam ettiğini, bu süreçte büyümeye başlayan davalı şirketin, davacının güvenilir bir insan olması ve işinde de başarılı olması nedeniyle yeni kurulan iki şubenin daha şirket müdürü olarak atandığını, davacının, şirketin üç farklı şubesinde, finansal işlemler hariç olmak üzere tamamen işletmelerin işleyişi, mal alım ve satımı gibi hususlarda görev yaptığını, şirket merkezi ve kendisinin müdür olduğu şubelere ilişkin vergi, prim, harç, çek, senet, kredi ve sair borçların ödenmesi ile şirket veya şubelerin borçlandırılması gibi hiçbir işlemde yer almadığını, tüm bu işlemler şirketin ortak ve yetkilileri tarafından yürütüldüğünü, ilerleyen dönemde iş huzuru bozulmaya başlayan davacının işten istifa etmesinin istendiğini, 01.11.2014 tarihinde istifa koduyla işten çıkarıldığını, ancak halen davacı şirketin …, Havaalanı ve … Şubelerinde şirket müdürü olarak kayıtlarda göründüğünü, davacının iş ilişkisi sona erdikten sonra, SGK tarafından aleyhinde icra takibi başlatıldığını gelen tebligatla öğrendiğini, davalı şirket tarafından SGK prim borçlarına ilişkin yapılandırma taksitlerinin hiçbirinin ödenmediğini, Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/78 esas sayılı dosyasından davalı şirketin iflasına karar verildiğini ve Antalya 6. İcra Müdürlüğünün 2018/1 iflas sayılı dosyasıyla da tasfiyeye başlandığını, davacının davalı şirkette hiçbir ortaklığının bulunmadığını, resmi ve fiili olarak hiçbir ilişkisi ve bağı kalmadığını ileri sürerek, 01.11.2014 tarihi itibariyle ilişiğinin kesilmesi nedeniyle davalının şirket müdürü olmadığının tespitine ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili, davalı şirketin iflasına karar verildiğini, iflas masasının vermiş olduğu yetki ile vekil tayin edildiğini, kendilerine husumet yöneltilmesinin doğru olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı iflas idare memuru; davalı şirketin Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15.02.2018 tarih 2016/78 esas sayılı dosyasında iflasına karar verildiğini, iflas masası oluşturulduğunu, öncelikle İİK’nun 194 maddesi uyarınca ikinci alacaklılar toplantısının yapılmasının beklenmesine karar verilmesini, davalı müflis şirket hakkında verilen iflas kararından sonra açılan davanın konusuz kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dosyaya getirtilen ticaret sicil dosyasına göre davalı şirkette sigortalı olarak çalışmakta olan davacı davalı şirketin yönetim kurulu kararları ile 03.10.2013 tarihinde … Şubesine, 01.07.2014 tarihinde Havaalanı Şubesine, 01.09.2014 tarihinden de … Şubesine müdür olarak atandığı ve ticaret sicile kaydedilerek ilan edildiği, 01.11.2014 tarihinde davalı şirketteki sigortalılığı sona erdirildiği, davacının 28.01.2016 tarihinde her üç şubedeki müdürlük görevinden istifa ettiği, istifasının da yönetim kurulu tarafından kabul edilerek yerine üç ayrı şubeye yeni müdür atandığı, davacının 28.01.2016 tarihi itibariyle müdürlük görevlerinin istifa nedeniyle sona erdiği gerekçeleriyle, davanın kabulü ile davacının müflis Paşalar Turizm Kuyumculuk İnşaat Emlak Sanayi Ticaret AŞ’nin Antalya Havaalanı, … ve … Şubelerindeki müdürlük görevinin istifa nedeniyle 28.01.2016 tarihinde sona erdiğinin tespit ve tesciline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı iflas idare memuru ve davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, müdürlük görevinin sona erdiğinin tespitine ilişkin davaların İİK’nın 194. maddesinde sayılan davalardan olmadığından davalı iflas idare memurunun istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği, davacıya ait SGK kayıtlarının incelenmesinde, davacının davalı şirketteki iş akdinin 01/11/2014 tarihi itibariyle sona erdiği, davacının daha sonra başka işyerlerinde sigortalı olarak çalışmaya devam ettiğinin anlaşıldığı, davacının 01/11/2014 tarihinden sonra davalı şirketin şubelerine ilişkin herhangi bir işlem yapmadığının anlaşıldığı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 4/a. maddesi uyarınca Limited Şirketi ortağı olmayan üçüncü kişilerin şirket müdürü olarak atanabilmesi için zorunlu olarak sigortasının yapılması gerektiği, davacının 01/11/2014 tarihinde davalı şirketteki görevinin sona erdiği, bu tarihten sonra başka şirkette sigortalı olarak çalıştığı ve davalı şirket adına 01/11/2014 tarihinden sonra şirket müdürü sıfatıyla herhangi bir işlem yapmadığı anlaşıldığına göre, davacının 01/11/2014 tarihi itibariyle müdürlük görevinin sona erdiğinin tespitine karar verilmesi gerektiğinden davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülerek davalı iflas idare memurunun istinaf talebinin
esastan reddine, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulü ile davacının müflis Paşalar Turizm Kuyumculuk İnşaat Emlak Sanayi Ticaret AŞ’nin Antalya Havaalanı, … ve … Şubelerindeki müdürlük görevinin istifa nedeniyle 01/11/2014 tarihinde sona erdiğinin tespit ve tesciline karar verilmiştir.
Karar, davalı iflas idare memuru vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacının davalı şirkette müdürlük görevinin sona erdiğinin tespiti talebine ilişkindir. Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15.02.2018 tarih 2016/78 esas sayılı dosyasında davalı şirketin iflasına karar verilmiştir. Mahkemece davanın şirket malvarlığına ilişkin bir dava olmadığı gerekçesiyle ikinci alacaklılar toplantısının beklenmesinden vazgeçilerek davanın kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi’nce aynı gerekçe ile davalı iflas idaresinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
İİK 194. maddesi “Acele haller müstesna olmak üzere müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından on gün sonra devam olunabilir “ hükmünü amirdir. Mahkemece her ne kadar davanın şirket malvarlığına ilişkin olmadığı gerekçesiyle ikinci alacaklılar toplantısının beklenmesinden vazgeçilerek hüküm kurulmuş ise de; davacı davalı şirketin SGK prim borçlarını ödemediğini, SGK tarafından aleyhine icra takibi başlatıldığını ileri sürerek işbu davayı açmıştır. Dolayısıyla bu davanın sonucunda verilecek karar şirket mamelekini de doğrudan etkileyecektir. Bu nedenle yargılamanın ikinci alacaklılar toplantısı yapıldıktan on gün sonrasına kadar durması gerekirken yazılı gerekçe ile yargılamaya devam olunarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı iflas idare memurunun temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine,
12.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.