YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5073
KARAR NO : 2021/5479
KARAR TARİHİ : 14.09.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 18. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 30. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10.09.2020 tarih ve 2019/788 E. – 2020/357 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi’nce verilen 18.02.2021 tarih ve 2021/260 E. – 2021/303 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davalıya banka kanalıyla gönderilen şahsi borca ilişkin alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalının itirazının iptaline karar veriilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu belirterek görev itirazında bulunmuş ve davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, dosya muhteviyatına göre tarafların her ikisinin de tacir olduğu, talep edilen alacağın karz akdinden kaynaklandığı, davanın niteliği itibarı ile ticari dava niteliğine haiz olduğu gerekçesiyle davanın göreve yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu uyuşmazlığın davacının davalıya banka havalesi ile gönderdiği borç nedeniyle yapılan ilamsız icra takibine itirazın iptali talebine ilişkin olduğu, 6102 sayılı Kanunun 4. maddesinden kaynaklanan bir uyuşmazlık olmadığı, tarafların tacir sıfatının bulunmadığı bu nedenle davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanında kaldığı gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tavzih talebinde bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, 6100 sayılı HMK’nın 304. maddesine göre hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hataların, mahkemece re’sen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebileceği, dosya içinde mevcut Ticaret Sicil Gazetesi kayıtlarına göre, tarafların tacir sıfatının bulunduğu, tarafların tacir olmaları nedeniyle dosyaya bakma görevinin 6102 sayılı Kanunun 4. maddesine göre Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanında kaldığı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek davacı vekilinin tavzih talebinin kabulüne, karar ilamının gerekçesinin HMK’nın 304-306. maddeleri uyarınca tavzih ve tashihine, sadece tashih şerhi yönünden temyizi kabil olmak üzere karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nin görevsizlik kararına karşı istinaf başvurusu yapılmış ve bu karar istinaf mahkemesince doğru bulunarak istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HMK 362/1-c maddesinde; yargı çevresi içinde bulunan İlk Derece Mahkemelerinin görev ve yetkisi hakkında verilen kararlar ile yargı yeri belirlenmesine ilişkin kararların temyiz edilemeyeceği düzenlenmiştir.
Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi’nin, İlk Derece Mahkemesinin görevsizlik kararına karşı yapılan istinaf başvurusu hakkında verdiği kararın temyizi mümkün olmadığından temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklananan nedenlerle görevle ilgili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz yoluna başvurulamayacağından temyiz dilekçesinin REDDİNE, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin ise Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 14.09.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.