Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/5092 E. 2022/9033 K. 14.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5092
KARAR NO : 2022/9033
KARAR TARİHİ : 14.12.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22.09.2020-02.02.2021 tarihli ve 2019/433 E. – 2020/486 K. sayılı asıl kararın davacı vekili, ek kararın ise davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 28.04.2021 tarih ve 2021/625 E. – 2021/608 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile dava dışı kredi lehtarı Tezel Galvano…Ltd. Şti. arasında 3 adet otomobil kredisi sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşmeleri davalının müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi taksitlerinin ödenmemesi üzerine ihtarnameler ile kredi hesaplarının kesilip kat edildiğini, ödeme yapılmayınca bu kez 13. İcra Müdürlüğü’nün 2018/28632 esas sayılı dosyası ile taşınır rehnin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığını, söz konusu rehinli aracın açık artırma yoluyla satıldığını ve bu kanaldan 279.508,99 TL tahsilat sağlandığını, işbu tahsilatın kapak hesabı tutarı 538.865,15 TL’den düşüldüğünü ve bakiye 259.556,16 TL’nin kaldığını, davalı kefil aleyhinde İstanbul 25. İcra Müdürlüğü’nün 2018/40646 Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının yetkiye, borca ve ferilerine itirazı üzerine takibin durduğunu, sözleşmenin 22. maddesinde kefalet hükmünün düzenlendiğini ileri sürerek İstanbul 13. İcra Müdürlüğü’nün 2018/28632 E. sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 259.556,16 TL alacak üzerinden %36,24 faizi ile itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu kefalet sözleşmelerinin kanunun emredici hükümlerine aykırı olduğunu, emredici hükümlere aykırı olan batıl kefaletin hukuken geçerli hale gelmesinin de mümkün olmadığını, sözleşmelerde yer alan kefalet tarihlerinin müvekkili tarafından el yazısı ile yazılmadığını, davacının geçersiz kefalete dayalı olarak icra takiplerine geçmesi ve sonrasında işbu davayı açmakla kötü niyetli hareket ettiğini savunarak davanın reddine, alacağın %20’si oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, söz konusu sözleşmelerde davalı kefil …’in toplam 443.653,05 TL kefalet limiti tahtında müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, sözleşmelerde kefaletin türü ve miktarının el yazısı ile yazılmasına rağmen kefalet tarihinin bilgisayar ortamında yazıldığını, bu hali ile 3 koşulun aynı anda bulunması ve tek taraflı kefilin iradesi şartına bağlanan nitelikli yazılı şekil şartı hükmünü içeren TBK 583. maddede belirtilen koşulun gerçekleşmediği, bu nedenle geçerli bir kefaletten söz etmenin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili istinaf etmiş, davalı vekili ise kötüniyet tazminatı talebine ilişkin ek karar talebinde bulunmuştur.
İlk derece mahkemesince ek karar ile davalı vekilinin kötüniyet tazminatı talebi reddedilmiştir.
Ek kararı, davalı vekili istinaf etmiştir.
Bölge adliye mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, TBK m. 583’de öngörülen şekil koşullarına uyulmadan yapılan kefalet sözleşmesi geçerli olmayacağından mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, davacı vekili tarafından 11/02/2021 tarihli dilekçe ile davalı yararına vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle kararın kaldırılması talep edilmiş ise de, davacının bu hususları süresi içerisinde sunduğu istinaf dilekçesinde göstermediği, davalı vekili tarafından da, müvekkili lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine dair mahkemenin HMK 305/A maddesi kapsamında verdiği ek karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş ise de, kefalet sözleşmesindeki geçersizliğin, davacının takibi kötüniyetli olarak başlattığı anlamına gelmeyeceği, takip haksız ise de davacının icra takibini başlatmakta kötüniyetli olduğunu ortaya koyan başkaca bir delil bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK’nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, taraflar vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına, 14/12/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.