YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5136
KARAR NO : 2022/9411
KARAR TARİHİ : 26.12.2022
MAHKEMESİ :… BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 27.12.2017 tarih ve 2014/1548 E- 2017/1269 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 01.04.2021 tarih ve 2018/2057 E- 2021/688 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı … tarafından davacıya yönelik olarak 300.000.-TL bedelli bononun tahsili amacıyla kambiyo senedine özgü takip başlatıldığını, ancak bononun, davacı tarafından kiralanan araca ilişkin olarak, aracın kiralandığı dava dışı işletmeye verildiğini, bonoda lehtar ve ilk ciranta olarak görünen …’a verilmediğini, bir şekilde Yaşar’ın eline geçtiğini ve senedin akıbeti sorulduğunda yırtıldığını beyan ettiğini ve davacının beyana inandığını, davalı … ile davacının 2003 ila 2009 yılları arasında şirketin ortakları olduğunu, davalı …’ın savcılık ifadesinde, şirket hisselerinin 3. Kişiye devri karşılığında devir bedeli olarak bononun kendisine verildiği beyanının da doğru olmadığını belirterek dava konusu bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, dava konusu bononun lehtar ve ilk ciranta olan davalı …’dan taşınmaz satışı neticesinde alındığını, davalının iyi niyetli 3. Kişi olduğunu, davacı tarafından davanın kötü niyetli olarak açıldığını, dava dışı yerden araç kiralamaya ilişkin hiç bir belgenin dosyaya sunulmadığını, bononun zaman aşımı süresi içerisinde takibe konu edildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı …’a usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
İlk derece mahkemesince, ATK tarafından yazı yaşı (mürekkep yaşı) tayinine yarayan ve halen kullanılagelen bilimsel bir metot bulunmadığı, bu sebeple bu hususta bir inceleme yapılmadığının belirtildiği, davacı tarafından aleyhine başlatılan takibe yönelik itirazı üzerine İstanbul Anadolu 9.İcra Hukuk Mahkemesince imza incelemesinin yapıldığı ve alınan raporlara göre senet altındaki imzanın davacının eli ürünü olduğununu tespit edildiği, 20012/654 esas ve 2014/708 karar sayılı ilamıyla davanın reddine ve Yargıtay 12 Hukuk Dairesince kararın onadığı, yine İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nca davacının şikayeti üzerine resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarına ilişkin dava konusu bono üzerinde inceleme yapıldığı ve sonuç olarak takipsizlik kararının verildiği ve bu kararın da kesinleştiği, böylelikle dava konusu senet üzerindeki imzanın davacı tarafından atıldığı hususunun ATK raporu ve Mahkeme kararı ile belirlendiği, TTK 645 ve devamı maddeleri gereğince kambiyo senetlerinin niteliği 677. maddesindeki imzaların bağlayıcılığı, 686 maddesindeki hamilin hak sahipliği ilkelerinden hareketle davacının senedi teminat senedi olarak verdiğine dair iddiasını yazılı delil ile kanıtlaması gerektiği, davacıya verilen kesin süreye rağmen böyle bir belge ibraz edilmediği, davacı tarafından dava açarken yemin deliline dayanmış olması nedeni ile yemin delilini kullanıp kullanmayacakları sorulmuş ancak yemin delilini kullanmayacaklarını beyan ettiği, açılan davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davalı … hakkında açılan davanın husumetten reddine, davalı … adına açılan davanın ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, hazırlık soruşturması sırasında davalı …’ın 11.11.2013 tarihli ifadesinde, senedin davacı tarafından teminat olarak verildiğini, ancak şirket kuruluşunda harcanan paranın tamamen kendisi tarafından karşılandığını, ortaklıktan ayrılması nedeniyle senedi 300.000.-TL olarak doldurduğunu belirttiği, dava konusu senedin, nakden kaydıyla düzenlendiği, davacı tarafın iddialarının bir bakıma dava konusu senedin aracı kiraladığı dava dışı kişiye senedin teminat olarak verildiği iddiasına dayalı olduğu, davalı …’ın yukarıda özetlenen ifadesi ise senedin teminat senedi olduğuna yönelik olduğu, dolayısıyla her iki tarafın da nakden kaydıyla düzenlenmiş senedin ihdas sebebini talil ettiği, çift taraflı talilde ispat külfetinin yer değiştirmediği, dolayısıyla somut olay bakımından ispat külfetinin davacı tarafta olduğu, dosya içeriğinden davacının bu iddialarını HMK’nun 200 vd.maddeleri uyarınca usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığı kanaatine varıldığı, yapılan bu açıklamalardan davanın davalı … yönünden de senette lehtar olması nedeniyle esastan reddi gerekirken husumetten reddinin doğru olmadığı, davalı tarafın da bu konuda istinaf talebi bulunmadığından istinafa gelenin sıfatına göre davacı tarafın istinaf taleplerinin reddinin gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin HMK 353/1-b-1 gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, takip dayanağı bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacı, takip konusu yapılan senedin, dava dışı kişiye araç kiralamasının teminatı olarak verildiğini, davalılarla arasında bir ilişkinin bulunmadığını belirtirken, davalılardan senet lehtarı olan …, davaya cevap vermemiş olmakla birlikte emniyette alınan 11.11.2013 tarihli ifadesinde, senedin boş teminat senedi olarak kendisine verildiğini, şirketin kuruluşunda tarafından verilen paralar nedeniyle şirketten ayrılırken boş olan kısımların kendisi tarafından anlaşmaya ve davacının beyanına göre doldurulduğunu beyan etmiştir. Her ne kadar, mahkemece, somut olayda çift taraflı talil bulunduğu ve çift taraflı talilde ise ispat külfetinin yer değiştirmemesi nedeniyle ispat yükünün davacıda olduğu gerekçesiyle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmişse de, davalı …’ın yukarıda belirtilen beyanı değerlendirildiğinde, somut olayda, çift taraflı talil bulunmamaktadır. Zira nakden kaydı bulunan senette, davacı teminat iddiasında bulunmuş ve davalı da senedin teminat olarak verildiğini kabul ederek, bu noktada başlangıçta tarafların iradeleri senedin teminat olarak verildiği yönünde uyuşmuştur. Ancak davalı devamında, diğer savunmaları belirterek, senedin tarafından doldurulduğunu beyan ederek ispat yükünü üzerine almış durumdadır.
Dolayısıyla mahkemece yanılgılı değerlendirmeyle çift taraflı talilden hareketle ispat yükünün davacıya yüklenmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 26.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.