YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5141
KARAR NO : 2022/9293
KARAR TARİHİ : 21.12.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 03.02.2021 tarih ve 2020/395 E. – 2021/101 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 05.05.2021 tarih ve 2021/553 E. – 2021/681 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili;müvekkili hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nca “FETÖ/PDY Terör Örgütü Yöneticiliği” isnadıyla soruşturma başlatıldığını, savcılık makamının talebiyle CMK.133 maddesi kapsamında müvekkilinin şirketlerine ve şahsi malvarlıklarına kayyım atanması talebinde bulunulduğunu, talep sonrası İstanbul Anadolu 5. Sulh Ceza Hakimliği’nin 27.07.2016 tarih 2016/3302 D.İş. Sayılı kararı ile CMK 133. madde gereğince müvekkilinin malvarlıklarına ve hissedar olduğu Akasya Alçı Maden Üretim A.Ş. ve Akasya Yapı San Tic A.Ş.’ye kayyım atanmasına kararı verildiğini, kayyım olarak atanan TMSF Fon Kurulu’nun 31.05.2019 tarihli kararı ile “Akasya Yapı ve Akasya Alçı Ticari ve İktisadi Bütünlüğü” ve “… Ticari ve İktisadi Bütünlüğü” adı altında ticari ve iktisadi bütünlük kararı aldığını, 5271 sayılı Kanun’un 133/3 maddesi, TMK ve 6762 sayılı TTK hükümlerine göre ilgililerin şirketlerin yönetimi ile ilgili olarak kayyımın işlemlerine karşı her zaman dava açabilme hakkı bulunduğunu ileri sürerek, komisyonun Sulh Ceza Hakimliğinin kayyım atanması kararını verdiği tarihten dava tarihine kadar tüm kayyım işlemlerinin gerekçe ve kararlarla birlikte TMSF’ndan istenmesine, kayyım atanan şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sorunları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığına dair tespiti ile ilgili tüm bilgi ve belgelerin istenmesine, Akasya Yapı ve Akasya Alçı Ticari ve İktisadi Bütünlüğü ve … Ticari ve İktisadi Bütünlüğünün tüm malvarlığının satılmasının teklif gerekçesi ile ilgili tüm bilgi ve belgelerin istenmesine, kurulun ilgi yönetmelik kapsamında bütünlüğün satışına karar verip vermediği verdiyse satışta uygulanacak ihale usullerinin belirlenip belirlenmediğinin sorulmasına, varsa satış kararı ve belirlenen ihale usullerinin istenmesine, hakkında başkaca bir kayyım işlemi yapılmışsa gerekçe ve kararlarla birlikte istenmesine, yazı cevapları geldikten sonra işbu işlemlerin usul ve yasaya uygunluğu konusunun uzman bilirkişilere incelettirilmesine, kayyım işlemlerine dayanak tüm masak ve bilirkişi raporlarının istenmesine, dava tarihinden sonra yapılacak tüm kayyım işlemlerinin mahkemeye bildirilmesine, kayyım işlemlerinin usul ve yasaya aykırılığı bilirkişi raporlarıyla sabit olması halinde şikayet ve itirazları gereği işlemlerin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının Akasya Alçı Maden Üretim A.Ş.’de % 26, Akasya Yapı San.ve Tic.A.Ş. de ise % 100 oranında hissedar olduğunu, bu şirketlerin varlıklarının 5411 sayılı Bankacılık Kanunu hükümlerine istinaden ticari ve iktisadi bütünlük kapsamına alınmasının talep edilmesi üzerine Fon Başkanlık makamının 15.05.2017 tarih ve 358 sayılı Olur’u ile söz konusu şirketlerin varlıklarının ticari iktisadi bütünlük kapsamına alınmasına uygunluk verildiğini, müvekkili kurumu tarafından gerek şirketler açısından gerekse davacının şahsi mal varlığı açısından tesis edilen işlemlerin ilgili mevzuat gereğince TMSF’ye hem hak hem de görev olarak yüklenen ticari ve iktisadi bütünlük kararının alınmasından ibaret olduğunu, yapılan işlemlerin tamamının usule ve mevzuata uygun olduğunu savunarak davanın öncelikle görev ve usul yönünden reddine, aksi taktirde davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacı yanın davasının esas itibarı ile Sulh Ceza Mahkemesi tarafından atanan kayyımının yaptığı işlemler ile daha sonra kayyımlık görevinin davalı idareye geçtikten sonra davacının hissedarı olduğu Akasya Alçı Maden Üretim A.Ş. ile Akasya Yapı A.Ş. Ve Akasya Alçı’nın ticari ve iktisadi bütünlüğü kararı alınarak TMSF’ nin kuruluş ve faaliyetlerine ilişkin yönetmelik kapsamında satışına uygulanacak ihale usulüne ilişkin alınan kararlara ilişkin itirazlar olduğu; davalı kayyımın almış olduğu karar ve işlemlere yasadan ve yönetmeliklerden kaynaklanan aldığı kararlar ve faaliyete yönelik itirazların değerlendirme mercinin, TMSF kayyım olarak atanana kadar yapılan işlemler CMK.nun 133/3 hazırlık soruşturma aşamasında kararı veren Sulh Ceza Mahkemesi veya bu mahkemenin kararına karşı ilgili Sulh Ceza Mahkemesine, Soruşturmanın esası hakkında dava açıldıktan sonra yargılamanın devam ettiği mahkemeye yasada belirtilen hukuk kuralları gözetilerek itiraz edilebileceği gerekçesiyle bu işlemlere karşı açılan dava yönünden mahkemenin görevli olmadığı, TMSF’nin kayyım olarak atandıktan sonra aldığı ticari ve iktisadi bütün ve bu karar gereğince davacının şahsi mal varlığının satılmasına ilişkin idari yargıda dava açılabileceği, davanın 6100 sayılı HMK’nın 114 ve 115/2 maddesi gereğince yargı yolu ve görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce; istinaf sebeplerinin mahkeme karar gerekçesinde tartışılıp değerlendirildiği, davacının talep içeriği ve sonucu, kararda belirtilen yasal mevzuat hükümleri, işlemlerin mahiyeti ve yapıldığı aşamalar dikkate alındığında istinafa konu karar ve gerekçesinin dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 21.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.