Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/5143 E. 2022/8977 K. 13.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5143
KARAR NO : 2022/8977
KARAR TARİHİ : 13.12.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 10.04.2019 tarih ve 2018/606 E. – 2019/388 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 03.06.2021 tarih ve 2019/1484 E. – 2021/851 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı arasında şifai olarak yapılan bayilik sözleşmesi bulunduğunu, dava konusu makinenin davacıya bedeli ödenerek 3. kişilere müşterilere satılmak üzere müvekkili şirket bünyesine dahil edildiğini, ancak söz konusu makine müvekkili şirket bünyesine dahil olduktan sonra 3. kişi müşterilere satılmak üzere müşterilerle yapılan görüşmeler sonucunda makinenin piyasada yarı fiyatına satıldığı, iddia edildiği gibi makinenin full otomatik olmadığı, makinenin üretim yaptığı aşamada mutlaka bir çalışanın makinenin yanında durması gerektiği, otomatik durma özelliği bulunduğu belirtilmesine rağmen telin kopması ve telin bitmesi halinde makinenin çalışmaya devam edeceği ve bu nedenlerle makinenin taahhüt edilen özelliklerden yoksun olduğunun tespit edildiğini ve müşterilerin makineyi satın almaya yanaşmadıklarını, bunun sonucunda bayilik ilişkisinin sonlandırıldığını ancak davalının dava konusu makinayı iade almaktan kaçındığını ileri sürerek dava konusu makinanın davalıya iadesine ve müvekkili şirketin makina bedeli olarak davalı tarafa ödediği 82.600,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında herhangi bir karşılıklı hak ve yükümlülük doğurucu bir sözleşme ilişkisi bulunmadığını, bu nedenle müvekkili ile davacı şirket arasında herhangi bir bayilik sözleşmesinin varlığından söz edilemeyeceğini, davacı tarafa teslim edilen makinelerin süresi içerisinde muayene ve ihbar külfetlerinin yerine getirilmediğini, bu nedenle mevcut halleri kabul etmiş sayılacağını, davacı tarafın ticari beklentilerini karşılayamamasının sorumluluğunu müvekkiline yansıtma amacı güttüğünü savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının taraflar arasında bir bayilik ilişkisi kurulduğu iddiasını kanıtlayamadığı, talebini bayilik sözleşmesinin feshi nedeniyle dava konusu makinanın iadesi ve bedelinin tahsili talebine dayandırmış ise de, tarafların iradeleri tanık anlatımları ve davaya konu makinanın davacı yanın markasını taşıyan ve özel üretim bir makina olduğu dikkate alındığında taraflar arasında bir bayilik ilişkisi kurulmadığı, davacı tarafça aradaki ilişkinin satış sözleşmesi olmadığı, bayilik ilişkisine istinaden alındığı iddia edilmiş olduğundan ayrıca davacı ayıp iddiasına dayanamayacak ise de, davacının ayıplı olduğunu bildirdiği hususların tanık anlatımları ve kendi beyanları ve dosya kapsamından da anlaşılacağı üzere iddia edilen ayıbın açık ayıp niteliğinde olduğu ve bu konuda da davalıya süresinde yapılmış bir ihbarın olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça davalıdan KDV dahil 82.600,00 TL bedelle Çimenli Tel Üretim Makinesi satın alınarak 18/12/2017 tarihli irsaliye fatura ile davacıya teslim edildiği, davacı tarafça 09/05/2018 tarihinde davalıya gönderilen ihtarname ile taraflar arasında şifahi olarak bayilik sözleşmesi yapıldığı, davacıya satılan makinenin piyasadaki rayiçler üstünde 2 kat fiyatla satılması ve taahhüt edilen teknik özellikleri de karşılayamaması nedeniyle şifahi yapılan bayilik sözleşmesinin feshedildiği, makinenin geri alınarak ödenen bedelin iadesinin istenildiği; davalı tarafça davacıya gönderilen cevabi ihtarnamede ise bayilik ilişkisinin kabul edilmediği, satım konusu malın sipariş doğrultusunda “Kamateks” markalı olarak üretilip teslim edildiği, taraflar arasında alım satım dışında bir ilişkinin bulunmadığının bildirildiği, taraflar arasında yazılı bir bayilik sözleşmesi bulunduğu iddia edilmediği gibi, davacı tarafça şifahi şekilde bayilik sözleşmesi kurulduğuna dayanak olarak gösterilen Whatsapp yazışmalarının da davalı şirket yetkilisi ile değil, dava dilekçesinde davalı firmanın proje ve imalat sorumlusu olduğu belirtilen şahıs ile yapıldığı, ayrıca yazışma içeriklerinde taraflar arasında dava konusu makine ile ilgili olarak bir bayilik sözleşmesi kurulduğunun kabulünü gerektirecek karşılıklı bir beyan bulunmadığı, sırf davacının kendi mesajlarında taraflar arasında bayilik sözleşmesi bulunduğu yönündeki beyanlarının, iddianın ispatı için yeterli olmadığı, davacının taraflar arasında usulüne uygun olarak kurulmuş bir bayilik ilişkisi/sözleşmesi bulunduğunu ispatlayamadığı, davacının gerek dava dilekçesi gerekse istinaf dilekçesinde, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesine dayanarak, dava konusu makinenin kullanmak için değil, 3. kişilere satılmak üzere davalıdan satın alındığı beyan edilmiş olup, bayilik ilişkisi bulunduğu ispatlanmadığından, makinenin ister kendisi tarafından kullanılmak üzere isterse 3. kişilere satılmak üzere satın alınmasının taraflar arasındaki alım-satım aktini ve sonuçlarını değiştirmeyeceği, davacı tarafça söz konusu makinenin taahhüt edilen nitelikleri taşımadığı, piyasa fiyatının 2 katı yüksek bedelle kendisine satışının yapıldığı ileri sürülmüş ise de, belirtilen ayıp ve nitelik eksikliklerinin kullanım ya da makine üzerinde inceleme sonucunda tespit edildiği değil, satış hususunda 3. kişilerle yapılan görüşmelerden anlaşıldığının beyan edilmesi karşısında, davacının basiretli bir tacir olarak makineyi satın almadan önce fiyat araştırması yapması, kendisine teslimden sonra 6102 sayılı TTK’nın 23/1-c maddesinde belirtilen süreler içerisinde kontrol ve incelemelerini yaparak süresi içerisinde usulüne uygun olarak ayıp ihbarında bulunması gerekirken, bu hususların süresinde yerine getirildiğinin de iddia ve ispat edilmediği, mevcut delillere göre davalının ticari defterlerinin incelenmesinin sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararına karşı yapılan aşağıdaki bent kapsamı dışında sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davacının davalıdan satın almış olduğu Çimenli Tel Üretim Makinesinin davalıya iadesi ile makina bedelinin davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece tarafların iradelerinin yorumlanması karşısında davacının taraflar arasında bir bayilik ilişkisi kurulduğu iddiasını ispatlayamadığı, davaya konu makinanın davacı yanın markasını taşıyan ve özel üretim bir makina olduğu dikkate alındığında taraflar arasında bir bayilik ilişkisi kurulmadığı, öte yandan davacının ayıplı olduğunu bildirdiği hususların tanık anlatımları ve kendi beyanları ve dosya kapsamından da anlaşılacağı üzere iddia edilen ayıbın açık ayıp niteliğinde olduğu ve bu konuda da davalıya süresinde yapılmış bir ihbarın olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından İlk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Davalı tarafından tanzim edilerek davacıya gönderilen faturada satıma konu emtia KM 2500 Çimenli tel üretim makinesi ile bobin sarma ünitesi olarak gösterilmiştir. Davacı ile davalının alan adının olduğu 9 Aralık 2016 tarihli yazışmada, davalı şirket tarafından makinenin teknik özellikleri olarak full otomatik olduğu, PVC bitiminde otomatik durma özelliğine sahip olduğu, makinedeki tüm motorların birbirinden bağımsız hızları ayarlanabildiği gibi, tüm motorların birbirine orantıları kurulduktan sonra tek bir noktadan ana makine hızı olarak komple makineyi hızlandırılıp yavaşlatılabileceği, lcd dokunmatik ekrana sahip olup, tüm arıza mesajlarının bu ekran üzerinde izlenebileceği, makinenin hızının şu anda 5-7 m/dk olup, bıçak sistemindeki güncelleme yapıldıktan sonra bu hızı 10-15 m/dk arasına çıkarmayı hedeflediklerini, makine de metal şerit bıçak ile yaprak genişliklerini ayarlanabilir olduğu, makinede tel bobinlerin takıldığı ve PVC bobinlerinin takıldığı eksenlerin frenleri ve mekanizmalarının kolay bir şekilde ayarlanabileceği, makinenin komple elektrostatik boyalı olduğu, makine de telin geçtiği ve aşınması muhtemel kısımların komple sulanmış olduğundan aşınma riskinin sıfıra indirildiği, makine istenildiğinde elektronik altyapısına modem eklenerek uzaktan erişim sağlayarak elektronik arızaların uzaktan çözülebileceği ve son olarak makine de bitmiş ürünün sarılması tork kontrollü bir sürücü tarafından yapıldığı, buda ürünün istenilen gevşeklikte sarılmasına ve dolayısıyla sarılan ürünün sıklıktan ötürü şekil olarak bozulmaması sağladığını beyan ettiği görülmüştür. Davacı tarafından iddia edildiği gibi makinenin full otomatik olmadığı, makinenin üretim yaptığı aşamada mutlaka bir çalışanın makinenin yanında durması gerektiği, otomatik durma özelliği bulunduğu belirtilmesine rağmen telin kopması ve telin bitmesi halinde makinenin çalışmaya devam edeceği ve bu nedenlerle makinenin taahhüt edilen özelliklerden yoksun olduğun iddiasında bulunmuştur. “Çeşidiyle belirlenen bir menkulün satımında, sözleşenlerin çeşidini belirlemek için sözleşmede öngördükleri vasıflardan biri teslim edilen şeyde bulunmazsa artık ayıplı teslim değil satılandan başka bir şeyin teslimi (aliud teslimi) söz konusudur. Bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde TBK’nın 112. ve devamı maddelerinin nazara alınması gerekecektir. (Dairemizin. 09.06.2015 Tarih, 2014/11508 E., 2015/7972 Karar sayılı ilamı). Bu durumda mahkemece uyuşmazlığa konu makine konusunda alanında uzman bilirkişi ile birlikte dava konusu makinenin bulunduğu yerde keşif yaptırılarak makinenin yazışmalarda belirtilen özelliklerde bir makine olup olmadığının tespiti, şayet belirtilen özelliklerde olmadığının tespit edilmesi durumunda bu hususun aliud teslim olduğu, aliud teslim durumunda ayıp ihbar sürelerinin uygulanmayacağı nazara alınmak süretiyle ve dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirilerek sonucunda göre karar verilmesi gerekirken eksik ve hatalı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 13/12/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.