YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5146
KARAR NO : 2022/9605
KARAR TARİHİ : 28.12.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 14.02.2019 tarih ve 2016/456 E. – 2019/151 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 15.04.2021 tarih ve 2019/1107 E. – 2021/502 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkil şirket ile davalı şirket arasında uzun yıllardan beri süregelen, her yılın başında karşılıklı kabul ve icap ile yenilenen fiyat matrisi görünümlü bir sözleşme mevcut olduğunu, bu sözleşmede, müvekkil şirketin bir önceki yılın son çeyrek dönemindeki net alımı baz alınarak, söz konusu sözleşmede karşılığına denk gelen fiyat barem aralığındaki malın birim fiyatına göre alım – satım yapıldığını, davalı şirket, müvekkil şirketin 2015 yılının son çeyrek dönemki alımının 5.750.000.- TL altında gerçekleşmesinden bahisle, 2016 fiyatlandırma matrisinde bu barem aralığına göre ürünlerde birim fiyat belirleneceğini 15.02.2016 tarihli e-mail ile bildirdiğini, davalı şirketçe 27.02.2016 tarihli e-mailler ile (art arda gönderilmiştir) 01-25 Mart arası AirOptix Aqua 6P ile AirOptix Toric ürünlerinde kampanya olduğunu bildirildiğini, firma tarafından yapılan kampanya dizaynı, optik mağazalara yapılacak olan satışı firmanın kendi lehine çevirdiği bir silah haline dönüştüğünü, 2011 yılından beri müvekkili ile çalışan müşterisi ile ticari ilişkisinin zedelendiğini, yapılanın ticari olarak engelleme olduğunu, davalı şirket söz konusu sözleşmeye aykırı davranmak suretiyle haksız rekabette bulunarak ticaretin temelini oluşturan etik kurallar yok sayarak fırsat eşitliğini ihlal ettiğini, davalı şirketçe yürütülen kampanya nezdinde, optik işletmecileri gözünde müvekkil şirketin ticari saygınlığı, ekonomik itibarı zedelendiğini, TTK md.55/a-1,2,6,7,8/b-1/f’de sayılan fiiller nedeniyle davalı şirketçe yürütülen kampanyanın haksız rekabet fiilini oluşturduğunun ve bu nedenle TTK md.56/1-a gereğince söz konusu kampanyanın haksız olduğunun tespitini, TTK md.56/1-b gereğince söz konusu kampanyanın haksız rekabeti oluşturmasından bahisle bu kampanyanın bir an önce engellenmesini, men’ini, TTK md. 56/1-d gereğince söz konusu haksız rekabet fiilini oluşturan kampanya nedeniyle bu kampanyanın başlangıç tarihi olan 01.03.2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte müvekkil şirkette meydana gelen fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000.- TL maddi zararın davalı şirketçe tazminini, TTK md. 56/1-e gereğince gerekli şartlar oluştuğundan davalı şirketin haksız rekabet fiilinden ötürü müvekkile söz konusu kampanyanın başlangıç tarihi olan 01.03.2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle şimdilik fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla 100.000.- TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının haksız rekabet olarak gördüğü, kampanyalar ile getirilen azami alım sınırı, kampanyali ürünlerin stoklarla sınırlı olması nedeniyle kampanyalardan olabildiğince fazla müşterinin yararlanması amaçlı olduğunu, kampanyaların müşterilerin ticaretin olağan akışı içerisinde yaptığı alımları etkilemeyen, bir yan teklif mahiyetinde olduğunu, kampanyaların şartlarının müvekkil şirket tarafından tüm müşterilere-konumları ve kategorileri önem arz etmeksizin – eşit şekilde uygulandığını, kampanya kapsamında kampanyalı ürünlerin Alcon’un stoklan ile sınırlı olduğunu, kampanyaların sadece 25 gün süre ile geçerli olduğunu, davacının taleplerinin haksız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının Airoptix Aqua 6p kampanyası değerlendirildiğinde, kampanyanın TTK 54/2 gereğince haksız rekabet teşkil ettiği, davalının haksiz rekabet teşkil eden kampanyası nedeni ile davacının 841.066,00 TL maddi zarara uğradığı, davacı tarafından tazmini talep edilen maddi tazminat tutarının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 50.000,00 TL oluşu nedeni ile davacının maddi tazminat talebinin TTK 56/1-d gereğince kabulüne ve dava tarihi itibari ile kampanyanın devam edişi nedeni ile TTK 56/1-b gereğince haksız rekabetin menine karar vermek gerektiği, somut uyuşmazlığa konu haksız eylemin(haksız rekabet teşkil eden kampanyanın) başlangıç tarihinin 01/03/2016 olduğu nazara alınarak faizin başlangıç tarihi olarak bu tarih benimsendiği, davalı haksız rekabet teşkil eden eyleminin ise davacının piyasada itibar kaybına neden oluşu, tarafların tacir bulunuşu, olayın oluş şekli, paranın alım gücü, manevi tazminatın ne bir tam ceza ne bir tazminat oluşu, davalının kusurunun ağırlık oranı, davacının zararı ve manevi tazminatın kendine özgü bir yaptırım bulunması yönleri dikkate alınarak TTK 56/1 e ve TBK 58 gereğince 10.000,00 TL manevi tazminat takdir edildiği, gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, söz konusu kampanyanın belirli tarihler arasında düzenlendiği, tüm müşterilere yönelik olduğu, müşterilerin kampanyaya katılıp katılmamakta serbest oldukları, kampanya süresince kampanya dahilinde bulunan AirOptix Aqua ve AirOptix Toric ürünlerinin her bir müşteri için tanımlanmış fiyat üzerinden ve alım sınırı olmaksızın satışının devam ettiği, anılan ürünlerin fiyatında kampanya öncesi döneme göre bir farklılık bulunmayıp, kampanyanın avantajının hediye ürünler olduğu, buna göre kampanya kapsamındaki tüm ticari koşulların müşteriler nezdinde eşit olarak düzenlenmesi sebebiyle, ayrımcılığa yol açmadığı, mahkeme gerekçesinin aksine davacıya, davalının en büyük müşterisi olması nedeniyle kampanya dahilindeki ürünlerle ilgili alım sınırı getirilmemesinin, diğer müşteriler nezdinde ayrımcılığa sebep olacağı, davalının ithalat dışında satış da yaptığı ve taraflar arasında tek satıcılık, bayilik vs. ilişkisi bulunduğunun da iddia ve ispat edilmediği gözönünde bulundurulduğunda davalının kampanyaları önceden davacıya bildirme yükümlülüğü bulunmadığı gibi, bildirme yükümlülüğü getirecek bir sözleşme vs. bulunduğunun da ispatlanmadığı, dosya kapsamında taraflar arasında böyle bir teamül bulunduğuna dair delilin de mevcut olmadığı, ayrıca tanıkların, davalı çalışanlarınca kampanya dahilindeki ürünlerin satılmaya çalışıldığı, indirimlere ilişkin bilgi verildiği, ancak davacı şirkete ilişkin herhangi bir kötü söylem olmadığına dair beyanları da dikkate alındığında, söz konusu kampanyanın düzenlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, TBK’nın 55. maddesinde düzenlenen haksız rekabet hallerinin ve dolayısıyla maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığı gözetilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ve yetersiz bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu, gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK’nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, kararı temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 28.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.