Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/5201 E. 2022/7731 K. 02.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5201
KARAR NO : 2022/7731
KARAR TARİHİ : 02.11.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 18/12/2018 tarih ve 2013/251 E.- 2018/1220 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi’nce verilen 23/10/2020 tarih ve 2019/624 E.- 2020/900 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline geri çevrilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra iade edildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili aleyhine Adana 4. İcra Müdrülüğü’nün 2013/2549 sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, alacaklı davalı …, …7. Noterliği’nin 19/10/2012 tarih 10033 yevmiye nolu temliknamesi ile dosyadaki alacağının 100.000,00 TL’sini … isimli şahsa gayri kabili rücu devir ve temlik ettiğini, …’in dosyadaki alacağının 278.000,00 TL’lik kısmını …7. Noterliği’nin 15/11/2012 tarih ve 10863 yevmiye nolu temliknamesi ile … isimli şahsa gayri kabili rücu temlik ettiğini, Adana 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2015/669 Esas 2017/239 Karar sayılı dosyasının davacısı … tarafından davalılar … ve … aleyhine tasarrufun iptali talebiyle dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda davanın kabul edildiğini kararın 11/09/2017 tarihinde kesinleştiğini, müvekkilinin alacaklı ile bono alışverişi gerektirecek ticari ilişkisinin bulunmadığını belirterek, söz konusu icra takibi ve dayanak bonodan dolayı borcunun bulunmadığının tespiti ile takibin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafından daha önce Adana 5. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2013/204 esas sayılı dosyası üzerinden kambiyo senedi nedeniyle borcu olmadığı iddiasıyla dava açıldığını ve icra mahkemesi tarafından talebinin ve davanın reddine karar verildiğini, mezkur davada davacının bonodaki imzayı inkar etmediğini, keşideci olan davacının ciranta olan … ile olan ilişkisinden doğan defileri, yasal hamil olan müvekkiline karşı ileri süremeyeceğini savunarak, davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalının dava tarihinden önce icra dosyasındaki alacağının tamamını 3. kişiye temlik ettiği, dava dilekçesindeki anlatıma göre davacının bu temliklerden haberi bulunduğu gibi İİK’nın 283/1. maddesine göre satış ile 3. kişiye geçen mülkiyetin tasarrufun iptaline karar verilmesi ile borçluya geri döndürmeyeceği gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili istinaf etmiştir.
İstinaf mahkemesince, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 02/11/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dava, 15.04.2013 tarihinde açılmış olup, Adana 4. İcra Müdürlüğünün 2013/2549 ( …3. İcra Müdürlüğünün 2012/8479) sayılı dosyasındaki kambiyo senedine dayalı icra takibi nedeniyle İİK72 maddesine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
İcra takibi alacaklı sıfatıyla … tarafından 27.09.2012 tarihinde başlatılmış, alacaklı …7. Noterliğinin 15.11.2012 gün 10863 Y.nolu temliknamesi ile alacağının 278.000,00 TL…a temlik etmiştir.
Alacağın temlikinin muvazaalı olduğu, icra dosyasındaki takip işlemlerinin halen … tarafından gerçekleştirildiği iddiasıyla temlik eden …’e husumet yöneltmek suretiyle eldeki dava açılmıştır.
Adana Asliye 4. Hukuk Mahkemesinin 2015/669 Esas sayılı dosyasında, davacı … tarafından, … ve … aleyhine temliknamenin iptali istemi ile dava açılmış olup mahkemenin 30.05.2017 tarih 2017/239 sayılı kesinleşmiş kararı ile temliknamenin iptaline ve davacı alacağının Adana 4. İcra Müdürlüğünün 2013/2549 sayılı dosyasından tahsiline karar verilmiştir.
Kesinleşen bu karar ile temlikname iptal edilmiş olup, icra dosyasında …’in davacıdan olan alacağına ilişkin alacaklı sıfatı avdet etmiştir.
…, …’den olan alacağını icra dosyası borçlusu olan davacıdan talep edebilecektir.
Temliknamenin iptali nedeniyle, davacının temlik alan … aleyhine menfi tespit davası açması artık mümkün değildir.
Davacının, dava dilekçesinde temliknamenin muvazaalı olduğunu iddia etmesine, nitekim temliknamenin muvazaa nedeniyle kesinleşmiş mahkeme kararı ile iptal edilmiş bulunmasına, HMK115/3 maddesinde ifade edildiği şekilde dava şartı noksanlığının hüküm anında giderilmiş olmasına göre uyuşmazlığının esasının çözümlenmesi gerekirken, Adana 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/669 esas, 2017/239 karar sayı ve 30.05.2017 tarihli kararına farklı anlam yüklenerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Açıklanan nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekirken, davacının temyiz isteminin reddi ile kararın onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.