YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5224
KARAR NO : 2022/9217
KARAR TARİHİ : 20.12.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29.04.2019 tarih ve 2018/35 E. – 2019/136 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 25.02.2021 tarih ve 2019/1046 E. – 2021/256 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı adına tescilli, tanınmış “ALPET” ibareli markaların olduğunu, davalı şirketin ise bu markalarla iltibasa yol açacak derecede benzer olan “ALP PETROL” ibaresinin tescili için marka başvurusunda bulunduğunu, 2016/98869 numarası verilen başvuruya davacı tarafından yapılan itirazın önce Markalar Dairesi Başkanlığı, sonrasında ise YİDK tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, öte yandan başvurunun tescili halinde davalının davacı markalarının tanınmışlığından haksız yararlanacağı gibi davacı markalarının sulanmasına ve ayırt edici karakterlerinin zedelenmesine yol açılacağını ileri sürerek, YİDK’ in 2017-M-9803 sayılı kararının iptaline, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Davalı Şirket vekili, davalının başvurusunun kapsamında yalnızca 36. sınıfta yer alan hizmetlerin bulunduğunu, davacı markalarının ise 04,35 ve 39. sınıflarda tescilli olduklarını, bu nedenle markalar arasından herhangi bir şekilde karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Kurum vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davalının “ALP PETROL” ibareli başvuru markası ile davacının “ALPET” ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, davalı markasının asli unsurunun ALP, davacı markalarının asli unsurunun ise ALPET olarak öne çıktığı, başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun da bulunmadığı, taraf markaları arasında benzerlik olmadığından 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi koşullarının oluşmadığı, taraf marka işaretleri benzemediği gibi davalının marka başvurusu dolayısıyla davacının tanınmış olduğu ileri sürülen markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağı, markanın itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğabileceği hususlarının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre “ALP PETROL” ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet “ALPET” asıl unsurlu markalar arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, taraf marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından davacı markalarının tanınmış olmalarının da başvurunun tesciline engel olmayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurularının HMK’ nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 20.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.