YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5240
KARAR NO : 2023/219
KARAR TARİHİ : 12.01.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
HÜKÜM : Yeniden esas hakkında hüküm kurulması
Taraflar arasındaki endüstriyel tasarım ve markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi ve maddi, manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket Hacıbaba Şirketler Grubu’nun kuruluşunun 1989 yılına dayanmakta olduğunu, toptan, perakende ve şubeleşerek kuruyemiş, gıda alanlarında faaliyet gösterdiğini, müvekkili …’nın temellerini de 2003 yılında artırarak şubeleşmeye başladığını, davalının ‘‘ Kahveci Pehlivan’’ isimli işyerinde Kırıkkale 1. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde 2015/98 D.iş dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporunda davalı işyerinde kullanılan tasarımların müvekkilinin tescilli tasarımları ile aynı olduğunun tespit edildiğini, davalı işyerinde kullanılan ‘‘Kahveci Pehlivan’’ markasının da müvekkilinin Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) nezdinde 2006/08596 numara ile 43. sınıfta tescilli ‘‘ …’’ markasının logosuna benzer şekilde kullanıldığının tespit edildiğini, benzer kullanımın ortalama tüketicelerin iki markayı birbirine karıştırmasına ve iltibas yarattığını ve haksız rekabet oluşturduğunu, söz konusu tecavüzler sonucunda müvekkilinin işyerine benzerliği sebebiyle davalı işyerine yöneldiklerini, gerek markanın taklit edilmesi gerekse mağaza içi tasarım taklidi ile tüketicilerin yanıltıldığını ve müvekkilinin haksız rekabete uğradığını ayrıca müvekkilinin maddi ve manevi emeği sonucu oluşturduğu marka ve tasarımların hukuk dışı kullanımlarla zarar gördüğünü ve imajının zedelendiğini, bu bakımdan da müvekkilinin zararının da giderilmesi gerektiğini ileri sürerek davalı tarafın tasarım ve marka haklarına tecavüzlerinin durdurulmasına, bu bağlamda mağazada kullanılan tasarımların değiştirilmesine, Kahveci Pehlivan ibaresinin kullanıldığı tüm ürünlerin toplatılmasına, sökülmesine, değiştirilmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davacı vekili ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talep sonucunu 152.440,00 TL’ye çıkarmıştır.
II. CEVAP
Davalı şirket temsilcisi cevap dilekçesinde; Kahveci Pehlivan adıyla faaliyet gösteren cafe işletmesinin ticari faaliyetine 2013 yılında başladığını,söz konusu cafe işletmesinin mimari tasarımı ile marka ve logo tasarımının iki ayrı firma tarafından yapıldığını, iddia edildiği gibi mağaza içi yerleşim dizaynı avizeler, marka ve logo tasarımı, iç mimari proje, tabela tasarımı, işletmede kullanılan diğer eşyaların tasarımı davacı tarafın iddia ettiği gibi birbirinin aynı olmadığını savunarak davanın reddini istemiş, davalı vekili, davacı adına tescilli tasarım ile müvekkilinin iş yeri tasarımı arasında bilgilenmiş kullanıcı nezdindeki farklılığın açık olduğunu, müvekkilinin mağaza tasarımının davacı tasarımlarının başvurusundan önce yapıldığını, davacı tasarımına tecavüz bulunmadığını, müvekkilinin kullanımlarının davacının marka hakkına da tecavüz teşkil etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile marka hakkına tecavüz yönünden; markaların iş konuları içinde “yiyecek- içecek sağlanması hizmetleri” olarak ifade edilen iş konusunda “kahveci” ibaresinin doğrudan doğruya genel ibare sayılabilecek bir ibare olması nedeniyle Kahveci ibaresinin tek başına kullanılmasından yola çıkılarak yapılabilecek benzerlik ididalarının haklı bir iddia olamayacağı, kahveci ibaresinin ayırt edicilik bakımından zayıf bir ibare olduğu, markaların değerlendirilmesi yapılırken esas unsur olan HACIBABA ve PEHLİVAN ibarelerinin dikkate alınması gerektiği böylelikle somut olayda marka haklarına tecavüz şartlarının gerçekleşmediği anlaşıldığından davacı vekilinin markaya yönelik tecavüz davasının reddine karar verilmesi gerektiği, endüstriyel tasarımlar yönünden yapılan değerlendirmede ise; davacı tarafa ait 2014/00028(2) numaralı endüstriyel tasarımla davalının işyerinde bulunan endüstriyel tasarımlar arasında yapılan karşılaştırmada, tasarımların ” açık raf ” tasarımlar olduğu, davacı tarafa ait tasarım ile davalıya ait iş yerinde tespit edilen ürün arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunduğu, bu sebeple farklı olarak algılanlanmaları nedeniyle davacının 2014/00028(2) numaralı endüstriyel tasarımla ilgili açtığı davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davacı tarafa ait 2014/00028(1) numaralı endüstriyel tasarımla davalının işyerinde bulunan endüstriyel tasarımlar arasında yapılan karşılaştırmada, tasarımların dolap tasarımlar olduğu, davacıya ait tasarımla davalıya ait işyerinde bulunan tasarım arasında yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı benzer olarak algılandıkları kanaatine varılmakla, davacının bu tasarımla ilgili açtığı davanın kabulü ile davalının bu tasarıma yönelik tecavüzünün durdurulmasına ve önlenmesine karar verilmesi gerektiği, davacı tarafa ait 2014/00029(1) numaralı endüstriyel tasarımla davalının iş yerinde bulunan endüstriyel tasarımlar arasında yapılan karşılaştırmada, tasarımların ” mağaza içi banko ” tasarımı olduğu, davacı tarafa ait tasarım ile davalıya ait iş yerinde tespit edilen ürün arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farkılıklar bulunmadığı, bu sebeple benzer olarak algılandıkları, kanaatine varılmakla, davacının bu tasarımla ilgili açtığı davanın kabulü ile davalının bu tasarıma yönelik tecavüzünün durdurulmasına ve önlenmesine karar verilmesi gerektiği, davacı tarafa ait; 2014/00029(2) numaralı endüstriyel tasarımla davalının işyerinde bulunan endüstriyel tasarımlar arasında yapılan karşılaştırmada, tasarımların ” mağaza içi yerleşim ” tasarımları olduğu, karşılaştırılan tasarımların loca görünümlü olduğu, ahşap malzeme kullanıldığı, ürünlerde kullanılan ahşap dikmeler ve üst bölümde yer alan formların birbirine benzediği, yan ve ön bölümlerde boşluk oluşturacak şekilde oluşturulduğu, davacıya ait dikmelerin üst bölümünde vitraydan aydınlatmalar bulunurken, davalıya ait üründe bunların yer almadığı, her iki üründe de L biçiminde oturma elemanları yer aldığını, duvarda benzer çerçeve içinde vitraylar yer aldığı davacıya ait ürünlerde tavandan avizeler kullanılırken, davalıya ait üründe duvardan aydınlatma tercih edildiği ancak kullanılan aydınlatmaların vitraylara benzediği, yapılan değerlendirme soncunda davacı tarafa ait tasarım ile davalıya ait iş yerinde tespit edilen ürün arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebeple benzer olarak algılandıkları kanaatine varılmakla,davacının bu tasarımla ilgili açtığı davanın kabulü ile davalının bu tasarıma yönelik tecavüzünün durdurulmasına ve önlenmesine karar verilmesi gerektiği, davacı tarafa ait;2014/00031(4) numaralı endüstriyel tasarımla davalının işyerinde bulunan endüstriyel tasarımlar arasında yapılan karşılaştırmada, tasarımların “aydınlatma armatürü” tasarımı olduğunu, davacı tarafa ait tasarım ile davalıya ait iş yerinde tespit edilen ürün arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, benzer olarak algılandıkları, kanaatine varılmakla, davacının bu tasarımla ilgili açtığı davanın kabulü ile davalının bu tasarıma yönelik tecavüzünün durdurulmasına ve önlenmesine karar verilmesi gerektiği, davacı tarafa ait; 2014/00031(5) numaralı endüstriyel tasarımla davalının işyerinde bulunan endüstriyel tasarımlar arasında yapılan karşılaştırmada,tasarımların diktörtgen ahşap çerçeve içerisinde yer alan vitray camdan oluştuğu, vitray cam içinde kullanılan motif ve renklerin benzer olduğu, davacıya ait vitray bölümünde marka logosu yer alırken davalıya ait vitray bölümünde motifin yer aldığı, yapılan değerlendirme sonucunda davacı tarafa ait tasarım ile davalıya ait iş yerinde tespit edilen ürün arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, benzer olarak algılandıkları, kanaatine varılmakla, davacının bu tasarımla ilgili açtığı davanın kabulü ile davalının bu tasarıma yönelik tecavüzünün durdurulmasına ve önlenmesine karar verilmesi gerektiği, manevi tazminat davası yönünden; davacı vekilince 50.000,00 TL manevi tazminat isteminde bulunulduğu, davacıya ait diğer endüstriyel tasarımların bir kısmına tecavüzün sabit olması, tecavüz oluşturan tasarımlar yönünden dava konusunu oluşturan davacı adına tescilli tasarımları, davalının aynı hizmet sektöründe iltibas yaratacak şekilde kullanmak şeklindeki davranışların ağırlığı ile davacı tasarımının piyasadaki imajı ile güvende ve manevi ticari varlığında meydana gelen kayıp ve zarar durumu ve davacının markaya yönelik tecavüz davasının rededilmesi aynı şekilde 2014/00028(2) nolu endüstriyel tasarımla ilgili davanın da reddedildiği hususları nazara alınarak davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği,maddi tazminat davası yönünden; davalının işyerinde bulunduğu tespit edilen, davacıya ait tasarımlara tecavüzlü olan ürünlerin niteliği, işyerinin özelliği,ürünlerin sayısı göz önünde bulundurulmak sureti ile, davacının maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile adalet ve hakkaniyet ilkesi uyarınca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 51 inci maddesi uyarınca 10.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği, her ne kadar davalı vekili;davaya konu edilen tasarımların müvekkili tarafından davacı adına oluşturulan başvuru ve tescil tarihinden önce kullanıldığına dair iddiada bulunarak davanın reddine karar verilmesini savunmuş ise de,davalının bu savunmasının marka veya tasarım tescilinin hükümsüzlüğü davasının konusunu oluşturacağı, davalı yanca bu yönde bir davanın açılmadığı, tasarım, tescil belgesinden kaynaklanan hakların kullanılması bu belge ile sağlanan koruma kapsamında olup, tescilli bir tasarımın haksız kullanılmasından sözedilemeyeceğinden,davalının bu yöndeki savunmalarına itibar edilmediği gerekçesiyle, davacının davasının kısmen kabulü ile, davacının, davacı adına tescilli 2006/008569 sayılı markaya yönelik tecavüz davasının reddine, davacının davalı aleyhine açtığı endüstriyel tasarıma tecavüz davasının kısmen kabulü ile , davalının davacı adına tescilli 2014/00028(1) , 2014/00029 (1) ve (2), 2014/00031 (1), (4) ve (5) numaralı endüstriyel tasarıma tecavüz davasının kabulü ile vaki tecavüzün durdurulması ve önlenmesine, davacının 2014/00028 (2) numaralı endüstriyel tasarıma yönelik tecavüz davasının reddine, davacının maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 10.000,00 TL maddi tazminatın 1.000,00 TL’sinin dava tarihinden, bakiyesinin ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin tescilli tasarımları ile davalının işletmesinde kullandığı tasarımlarının birebir derecede aynı olduğunu, 2014/00028(2) numaralı endüstriyel tasarım yönünden davanın reddine karar verildiğini, müvekkilinin tescilli tasarımları işletmelerinde bir konsept yarattığını ve bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, bu endüstriyel tasarım açısından da tecavüzün varlığına hükmedilmesi gerektiğini “Kahveci” ibaresi müvekkil markasının ayırt edici unsuru olduğundan ve verilen hizmeti nitelediğinden dolayı markaya yönelik tecavüz iddiasının reddine karar vermesinin bütüncül değerlendirme ilkesine aykırı bir değerlendirme olduğunu, müvekkilin tescilli markasına yapılan tecavüzün ve ıslah edilen tutar üzerinden tazminat taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini ileri sürerek 2014/00028(2) sayılı endüstriyel tasarım ve 2006/008569 sayılı marka yönünden verilen ret kararının kaldırılmasını ve tecavüzün tespiti ile davanın kabulüne, 10.000,00 TL tutarındaki maddi ve manevi tazminat tutarlarının kaldırılarak maddi tazminat taleplerinin 152.440,00 TL üzerinden, manevi tazminatın 50.000,00 TL üzerinden kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı itirazlarının dikkate alınmadığını, hukuki dinlenilme haklarının kısıtlandığını, gerekçe ile hüküm arasında çelişki bulunduğunu, vekâlet ücretlerinin yanlış hesap edildiğini, müvekkilinin tasarımlarının davacının tasarımlarına tecavüz etmediğini, müvekkilinin mağaza tasarımının davacı tasarımlarının başvurusundan önce yapıldığını, maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının kullandığı “Kahveci Pehlivan” markası ile davacının tescilli markası “…” markası arasında, “yiyecek- içecek sağlanması hizmetleri” olarak ifade edilen iş konusunda “kahveci” ibaresinin doğrudan doğruya genel ibare sayılabilecek bir ibare olması nedeniyle, tarafların markalarındaki “Kahveci” ibaresinin ortaklığından yola çıkılarak iltibas değerlendirilmesi yapılamayacağı, markalardaki esas unsurların “HACIBABA” ve “PEHLİVAN” olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere ibarelerin yazım şekillerinde de farklılık bulunduğu, bu itibarla tarafların markaları arasında iltibas bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı adına tescilli 2014/00028(1), 2014/00029(1), 2014/00029(2), 2014/00031(1), 2014/00031(4), 2014/00031(5) numaralı tasarımlara davalının kullanımlarının tecavüz ettiğinin tespit edildiği, bu tespitin yerinde bulunduğu ve bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu, davacının 2014/00028 (2) numaralı endüstriyel tasarımı açısından tecavüz bulunmadığı yönündeki tespitin yerinde bulunduğu, hüküm altına alınan manevi ve maddi tazminat tutarlarının dosya kapsamı ile uyumlu olduğu anlaşılmakla taraf vekillerinin istinaf itirazlarının reddine karar verilmesi gerektiği ancak Mahkemece yargılamaya Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatı ile bakılmasına rağmen hükmedilen vekâlet ücreti açısından Asliye Hukuk Mahkemesi tutarlarının dikkate alınarak vekalet ücreti takdir edilmesi yerinde olmadığı gibi doğru da bulunmadığı taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 2014/00028(2) numaralı endüstriyel tasarım yönünden davanın reddine karar verildiğini bu tasarım açısından da tecavüzün varlığına hükmedilmesi gerektiğini müvekkilinin “…” markası ile davalının tecavüz oluşturan ” Kahveci Pehlivan” markasının görünüş itibarıyla aynı olduğu, markaya yönelik tecavüz iddiasının reddine karar vermesi bütüncül değerlendirme ilkesine aykırı bir değerlendirme olduğunu, müvekkili lehine hükmedilen tazminat tutarlarının düşük olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin tescilden önce başlayan mağaza tasarımı kullanımının, davacının sonraki tarihte tescilli tasarımlarından doğan haklara karşı tecavüz teşkil ettiğini iddia etmenin mümkün olmadığını, kullanımın tescilden önce başlaması durumunda sonraki tarihli tescilin önceki tarihli kullanımı hukuka aykırı hale getirmeyeceğini, hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı itirazlarının değerlendirilmediğini, hukuki dinlenilme haklarının kısıtlandığını, gerekçe ile hüküm arasında çelişki bulunduğunu, müvekkilinin tasarımlarının davacının tescilli tasarımlarına tecavüz teşkil etmediğini, davacı adına tescilli tasarım ile müvekkil iş yeri tasarımı arasında bilgilenmiş kullanıcı nezdindeki farklılık olmakla birlikte müvekkilinin tasarımın davacı tasarımlarının başvurusundan önce yapılmış olması nedeniyle davacı tasarımına tecavüz ettiğinden söz edilemeyeceğini, maddi ve manevi tazminat talep edilmesi koşullarının oluşmadığını, vekalet ücretinin yanlış hesap edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, endüstriyel tasarım ve markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi ve maddi, manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (554 sayılı KHK) 23 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Davalı vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde; davalı, yargılama aşamasındaki beyanlarında 2013 yılında faaliyete başladığını beyan etmiş, dosya içerisindeki davalıya ait iş yeri açma ve çalışma ruhsatı, vergi levhasından 2013 yılında faaliyete başladığı anlaşılmakla dinlenen tanık beyanlarında da davalının 2013 yılından itibaren kullanımlarının bu şekilde olduğu belirtilmiştir. 554 sayılı KHK’nın 23 üncü maddesi ”Tescil başvurusunun yapıldığı tarihten veya rüçhan hakkı tarihinden önce, tescilli tasarımın koruma kapsamına giren ve tescilli tasarımdan bağımsız olarak geliştirilmiş ve o tarihte henüz kamuya açıklanmamış bir tasarımı kullanmaya başlamış veya kullanımı için ciddi ve gerçek tedbirler almış kişi veya kişilere karşı, bu kişi veya kişilerin iyi niyetli davranmış olmaları koşuluyla, tasarımı kullanmaya devam etmelerini veya kullanmaya başlamalarını önlemeye, tasarım hakkı sahibinin yetkisi yoktur…’’ şeklindedir. Davacının davaya konu tasarımlarının başvuru tarihi 03.01.2014’tür. Bu durumda davalının önceki kullanımları tescilli tasarıma karşı yenilik bozucu nitelikte olduğu için koruma kapsamındadır ve tecavüz davasında ileri sürülebileceği dikkate alınarak mahkemece bu hususta araştırma yapılmadan karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2.Davacı vekilinin marka hakkına tecavüze yönelik temyiz istemine gelince; davacının tescilli markası ” … + şekil ” ve renk kompozisyonlarından, davalının kullanımı ise ” Kahveci Pehlivan + şekil” ibaresinden oluşmaktadır. Kahve ve diğer ibareler için seçilen rengin davacının markasındaki renklerle aynı olduğu gibi kahveci ibaresi her iki markada da benzer karakterlerde yazılmış, bu hali ile davalının kullandığı markanın davacının tescilli markasına yanaşma olduğu sabittir. O halde marka hakkına tecavüzün varlığı kabul edilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ret kararı verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.01.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
KARŞI OY
İstinaf Mahkemesinin hüküm ve gerekçesi olaya ve mevzuata uygun olduğundan çoğunluğun markaya ilişkin iki numaralı bozma gerekçesine katılmıyorum.