YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5272
KARAR NO : 2023/934
KARAR TARİHİ : 16.02.2023
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1198 Esas, 2021/540 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/261 E., 2019/411 K.
Taraflar arasındaki alacak ve yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve karşı davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, duruşma istemli olarak davalı-karşı davacı şirket vekili tarafından, duruşmasız olarak davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 14.02.2023 günü hazır bulunan davacı karşı-davalı vekili Av. Burcu Tekin ile davalı- karşı davacı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkette 27.01.2010 tarihinden 02.10.2013 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi ve genel müdür sıfatı ile görev aldığını, davalı şirketin 19.04.2012 tarihli 2011 yılı mali genel kurul toplantısının 10 uncu maddesi ile yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı verilmesinin kararlaştırıldığını; ancak müvekkiline ödeme yapılmadığını, müvekkilinin davalı şirkette genel müdür sıfatı ile ilave sorumluluk ve görevinin de mevcut olduğunu, müvekkilinin tam alacağının yapılacak yargılama ile belli olacağını, hak edilen huzur hakkı ücretinin tahsili bakımından işbu davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edildiğini ileri sürerek fazlaya dair haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL’ nin davalı şirketten faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 24.01.2019 tarihinde fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile müvekkilinin huzur hakkı için 33.249,99 TL, ücret alacağı için150.333,33 TL olmak üzere toplam 183.583,32 TL’nin işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ederek davasını ıslah etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı vekili cevap dilekçesinde; eldeki davanın kısmi dava olarak açılmasının mümkün olmadığını, davalıya huzur hakkı ödemesi yapıldığını ve alacağın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Karşı davada ise müvekkili şirketin 15.04.2011, 19.04.2012 ve 15.04.2013 tarihli genel kurul toplantılarında yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı yanında ilave ücret alma hakkı verilmiş olmakla birlikte ilave ücret miktarının tespitinin yönetim kurulunun takdirine bırakıldığını; ancak ilave ücret miktarının yönetim kurulunca belirlenmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek 08.05.2013 tarihli yönetim kurulu kararının kesin hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin olağan genel kurul toplantılarında davacının çalıştığı her yıl için huzur hakkı için belirleme yapıldığı, davacıya davalı şirket tarafından bir kısım ödeme yapıldığının sabit olduğu, buna göre davacının bakiye 33.249,99 TL huzur hakkı alacağının bulunduğu, ilave ücret alacağı yönünden ise 15.04.2011, 19.04.2012 tarihli genel kurul kararlarına göre yönetim kurulu üyesinin bu alacağa hak kazanması için ilave görev alması gerektiği, dosya kapsamından davacının aynı zamanda genel müdürlük de yaptığının ispatlandığı, genel kurulun devredilemez yetkileri arasında sayılan ek ücret miktarını belirleme yetkisi yönetim kuruluna devredildiğinden yönetim kurulunun bu yönde bir belirleme yapmasının batıl kabul edildiği, buna rağmen davacı yan bu yöndeki belirlemeyi mahkemeden talep etmekte olup bilirkişi raporuyla da benzer şirketlerde ödenen ek ücretlere ilişkin sınırlar dikkate alınarak ek ücretin 5.000,00 TL olarak belirlenmesi gerektiği, buna göre davacının 150.333,33 TL ek ücret alacağının bulunduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile 33.249,99 TL huzur hakkı ücretinin 2.500,00 TL’sine 11.05.2015, 30.749,99 TL’sine 24.01.2019 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi suretiyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 150.333,33 TL ek ücret alacağının 2.500,00 TL’sine 11.05.2015, 147.833,33 TL’sine 24.01.2019 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi suretiyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine; karşı davada ise yönetim kurulu üyelerine ödenecek ilave ücret belirleme yetkisinin şirket genel kurulunun devredilemez yetkileri arasında olduğunun kabulü gerektiği, genel kurulca alt ve üst sınır belirlenerek ödenecek ilave ücreti belirleme yetkisi yönetim kuruluna devredilerek buna dayalı olarak 08.05.2013 tarihli 2013/5 sayılı yönetim kurulu kararı alınmış ise de devredilemez yetkilerden olan ücret belirleme yetkisinin yönetim kurulunca kullanılamayacağı, bu kararın batıl olduğu gerekçeleriyle karşı davanın kabulü ile davalı şirketin 08.05.2013 tarihli 2013/5 sayılı yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı-karşı davalı … vekili istinaf dilekçesinde özetle; 08.05.2013 tarihli yönetim kurulu kararının hukuka aykırı olmadığını ayrıca söz konusu yönetim kurulu kararı iptal edilmiş olsa da müvekkilinin kendisine ödenmeyen ek ücret alacağı olduğunun açıklığa kavuşması nedeniyle 08.05.2013 tarihli kararın iptalinde hukuki yarar bulunmadığından karşı davanın kabulüne ilişkin kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek karşı dava yönünden verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2.Davalı-karşı davacı Özel Damla Sağlık Hizmetleri A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının sadece huzur hakkı ücret alacağı için işbu davayı açmışken ıslah dilekçesinde talebini genişleterek ek ücret alacağı talep etmesinin ve Mahkemece de ıslah edilen miktarlar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının görevi kötüye kullanma suçundan yargılandığı Ankara 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/249 E. sayılı dosyanın incelenmediğini, bu dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının ilave ücrete hak kazanmadığını, ek ücretin miktarının tespiti ve huzur hakkı hesaplamalarının hatalı olduğunu, hakkaniyet indirimi yapılması gerekirken yapılmadığını, ek ücret miktarının tavan miktar üzerinden hesaplanmasının da hatalı olduğunu belirterek asıl davanın kabulü yönündeki İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alacağın zamanaşımına uğramadığı, bakiye 33.249,99 TL huzur hakkının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ilave ücret alacağı yönünden ise dava dilekçesi içeriğinde davacının huzur hakkı alacağına ilaveten genel kurullarda alınan kararlar gereği ek sorumluluk alması halinde ilave ücret alacağının da bulunduğu açıklanmış olmakla, dava dilekçesinde ilave ücret alacağına ilişkin talepte bulunduğu ve ıslah dilekçesi ile de taleplerini ayrı ayrı kalemlendirdiği anlaşılmakla davalı şirketin iddianın genişletilmesi yasağına ilişkin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, davalı şirketin 15.04.2011, 19.04.2012 tarihli genel kurul toplantı tutanaklarında “Yönetim kurulu üyelerine ilave görev ve sorumluluk almaları halinde huzur haklarına ilave olarak asgari 500,00 TL azami 5.000,00 TL olmak üzere ilave ücret almaları ve bu konuda yönetim kurulunun yetkilendirilmesi” hususunda karar alındığı, yine 15.04.2013 tarihli genel kurul kararında ilave görev almaksızın bu ücrete hak kazanılacağının düzenlendiği, genel kurulun devredilemez yetkileri arasında sayılan ek ücret miktarını belirleme yetkisi yönetim kuruluna devredildiğinden yönetim kurulunun bu yönde bir belirleme yapmasının batıl olduğu, Mahkemece ilave ücret alacağının 5.000,00 TL olarak kabul edilmesine ilişkin olan ve karşı davanın konusunu teşkil eden 08.05.2013 tarihli 2013/5 sayılı yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespitine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmayıp karşı davada davalı … vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde değil ise de davalı şirkette 2010 Ocak- 2013 Ekim tarihleri arasında genel müdür olarak görev yapan davacının alacağı ek ücretin, davacının şirketin en üst düzey görevlisi olması, aldığı sorumluluk ve görevinin kapsamı göz önünde bulundurularak tavan miktar olan aylık 5.000,00 TL olarak belirlenmesinin ve söz konusu tarihler arasında tahakkuk eden toplam 150.333,33 TL ilave ücret alacağının davalı şirketten alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesinin usul ve kanuna uygun olduğu, ilave ücret alacağı miktarı genel kurullarda net olarak belirlenmemiş olmakla muaccel hale gelebilmesi için miktarın genel kurul tarafından net olarak belirlenmesi veya Mahkemece bir karar verilmiş olması gerekli olduğundan ve dava tarihi itibarıyla ilave ücret alacağı yönünden net olarak tespit edilmiş bir miktar bulunmadığından bu kalem yönünden de alacağın zamanaşımına uğramadığı, ceza mahkemesi dosyası incelendiğinde davacının vergi usul kanununa muhalefet suçundan yargılandığı, Ankara 6. Asliye Ceza Mahkemesi dosyasında ise görevi kötüye kullanma suçundan yargılandığı, söz konusu ceza dosyalarında verilecek kararların davacının hak ettiği huzur hakkı ve ilave ücret alacağının tahsili yönünden sonuca etkili olmayacağı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; karşı davaya ilişkin olarak yönetim kurulu kararının hukuka aykırı olmadığını, kararın iptalinde hukuki yarar bulunmadığını belirterek kararı temyiz etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl davaya ilişkin olarak davacının dava dilekçesinde talep etmediği ilave ücret alacağını ıslah dilekçesi ile talep edemeyeceğini, alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının huzur hakkı ve ilave ücrete hak kazanmadığını, ceza davasının dikkate alınmadığını, yönetim kurulu üyelerinin ilave ücret alacağına ilişkin genel kuruldan talepte bulunmadıklarını, bulunmama gerekçelerinin ilave görev ve sorumluluk alamamaları olduğunu, davacıya ekstra bir görevlendirme yapılmadığını, olağan işler konusundaki görev paylaşımının ilave ücret hakkı doğurmayacağını, davacının genel müdür olduğuna dair resmi kayıt bulunmadığını ileri sürerek ve resen nazara alınacak sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, davalı şirkette yönetim kurulu üyesi ve genel müdür olarak görev yapan davacının huzur hakkı ve ilave ücret istemine; karşı dava şirket yönetim kurulu kararının kesin hükümsüzlüğünün tespiti talebine ilişkindir. Uyuşmazlık, asıl davada davacıya huzur hakkı bedellerinin tam ve eksiksiz olarak ödenip ödenmediği, davacının ilave ücrete hak kazanıp kazanmadığı ve miktarının ne olduğu; karşı davada ise yönetim kurulu kararının batıl olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 394 üncü ve 408 inci maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Asıl davada davacı hakkında görülen ceza davalarının açılacak olası bir sorumluluk davasında incelenmesi mümkün olup Mahkemece davacının ücret talebinin değerlendirilmesi noktasında dikkate alınmaması isabetli görülmüştür.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takrir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin herbir yandan alınarak yek diğerine verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.