YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5275
KARAR NO : 2022/9055
KARAR TARİHİ : 14.12.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.03.2019 tarih ve 2018/459 E. – 2019/222 K. sayılı kararın davalı şirket vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 24.03.2021 tarih ve 2019/880 E. – 2021/430 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirkette % 22 paya sahip hissedar olduğunu, davalı şirket tarafından 29/05/2018 tarihinde yapılan olağan genel kuruluna pay sahibi müvekkilini temsilen Mali Müşavir … ‘in iştirak ettiğini, yapılan genel kurulda genel kurul tutanağının tamamının kanuna aykırı tutulduğunu ve genel kurul tutanağının 7.maddesindeki huzur hakkı ücretinin butlanla malul olup hukuka ve eşitlik ilkesine aykırı olduğunu iddia ederek, öncelikle üçüncü kişilerin haklarının korunması amacıyla 6102 sayılı TTK ‘nın 449.maddesi ve HMK ‘nın 389 maddesi uyarınca telafisi güç zararların meydana gelmemesi amacıyla alınan huzur hakkı kararının ihtiyati tedbir konularak yürütülmesinin geri bırakılmasına, davanın terditli olması hasebiyle de 29/05/2018 tarihli genel kurul tutanağının kanuna aykırı tutulması ve pay sahiplerinin haklarının zedelenmesi nedeniyle mutlak butlan ile batıl olan genel kurul kararlarının tamamının tespit edilip iptaline karar verilmesine, genel kurul kararlarının tamamının iptal edilmemesi halinde kanuna aykırı, fahiş miktardaki huzur hakkı ücretini içeren ve mutlak butlan ile malul 7.maddenin tespit edilip iptal edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar …, … ve … vekili; davanın müvekkilleri yönünden husumetten reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Fimaj İnş Turizm A.Ş. vekili; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı …; anonim şirketlerin yönetimi, kâr dağılımı, temettü dağılımı huzur hakkı gibi teknik konularda bilgi sahibi olmadığını, genel kurul toplantısının usulüne uygun yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davanın genel kurul kararlarının butlanı ve iptaline ilişkin olması nedeniyle talebin niteliğine göre davanın şirket tüzel kişiliğine karşı yöneltilmiş olmasının gerekli ve yeterli olduğu, davalı şirketin ortaklarının bu davada davalı olarak gösterilip husumetin onlara da yöneltilmiş olması yasaya uygun olmadığı, davalı şirket dışındaki diğer davalıların bu dava yönünden davalı sıfatları yani pasif husumet ehliyetleri bulunmadığı; dava konusu genel kurul toplantısında alınan kararlar yönünden toplantı ve karar nisabının sağlandığı, genel kurul toplantısında alınan 2,4,5,6 ve 8. maddelerinin oy birliği ile kabul edildiği, bu kararlar yönünden ana sözleşmeye ve yasaya aykırılık bulunmadığı ve butlan ya da iptal koşullarının oluşmadığı; davacı tarafından terditli olarak dava konusu edilen oy çokluğu ile alınmış iptali istenen 7. madde yönünden yapılan incelemeye göre, söz konusu kararın şeklen ana sözleşmeye ve yasaya aykırı olmaması nedeniyle butlan koşullarının oluşmadığı, ancak dosyaya celbedilen davalı şirketin vergi ve mali kayıtları, bilançosu, gelir-gider tabloları incelendiğinde 2016 yılı karının 54.726,18 TL , 2017 yılı karının 125.696,53 TL (genel kurul toplantı yılı itibariyle) olduğu, oysa iptali istenen genel kurulun 7. maddesinde karar altına alınan huzur hakkı ücreti toplam 10.000 TL +8.500 TL + 5.000 TL +5.000 TL = 28.500TL olduğu, bu toplam ücretin aylık olduğu kabul edildiğinde 12×28.500=342.000 TL 1 (bir) yıllık huzur hakkı ücreti hesaplandığı, davalı şirketin 2017 yılı kârının 125.696,53 TL olduğu bildirildiğinden belirlenen yıllık huzur hakkı ücreti toplamının davalı şirketin 2017 yılı kârının neredeyse 2,7 katı bir bedel olduğu, dolayısıyla söz konusu miktar davalı şirketin bildirdiği kâr miktarına göre kıyaslandığında oldukça fahiş bir bedel olduğu kanaatine varıldığı, ayrıca gündemin 7. maddesinde karar altına alınan huzur hakkı ücretinin aylık mı? yoksa yıllık mı? olduğunun da kararın içeriğinde net ve anlaşılır bir şekilde belirlenmediği, bu haliyle söz konusu kararın muğlak, belirsiz ve infazda tereddüt içeren bir karar niteliğinde olduğu bu nedenlerle gündemin 7. maddesindeki işbu kararın içeriği itibariyle yasaya ve özellikle objektif iyi niyet ve dürüstlük kurallarına uygun olmadığı gerekçeleriyle davalılar …, …, … ve … hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine; davalı şirket hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile dava konusu edilen 29/05/2018 tarihli olağan genel kurul toplantısının tamamının ve alınan kararlarının tümünün mutlak butlanla batıl olduğuna dair tespitine ilişkin talebinin reddine, terditli istemi olan iptal talebinin kabulü ile 29/05/2018 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınmış gündemin 7. maddesindeki huzur hakkı ile ilgili kararın ise iptaline karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı şirket vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; 6102 sayılı TTK’nın 446. maddesi gereğince toplantıya katılan ortağın karara red oyu kullanarak söz konusu karara muhalif kalması ve bu hususun ayrıca zapta geçirilmesi gerektiği, oylama öncesi peşin muhalefetin olması söz konusu olamayacağından iptal davası açan ortağın oylama sonrası red oyu ve ayrıca toplantı tutanağına muhalefet şerhini de yazdırması gerektiği, bu durumda, genel kurul kararının iptali için açılan bu davada 29/05/2018 tarihli olağan genel kurul toplantısının 7. gündem maddesinde alınan kararın 6102 sayılı TTK’nın 446. maddesindeki ön şart (özel dava şartı) gerçekleşmediğinden davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken esastan red kararı verilmesi doğru görülmediği gerekçesi ile, davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak ve yeniden hüküm kurularak, davacının davalılar …, …, … ve … hakkında açtığı davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalı şirket hakkında 29/05/2018 tarihli olağan genel kurulun 7. gündem maddesine yönelik açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle HMK’nın 114/(2) ve 115. maddeleri gereğince usulden reddine, davalı şirket hakkında 29/05/2018 tarihli olağan genel kurulda alınan diğer kararlara yönelik açılan davanın esastan reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Dava, davalı şirketin 29.05.2018 tarihli genel kurul tutanağının kanuna aykırı tutulması ve pay sahiplerinin haklarının zedelenmesi nedeniyle mutlak butlan ile batıl olan genel kurul kararlarının tamamının tespiti ve iptali, genel kurul kararlarının tamamının iptal edilmemesi halinde kanuna aykırı fahiş miktardaki huzur hakkı ücretini içeren ve mutlak butlan ile malul 7. maddenin iptali istemine ilişkindir.
Davalı şirket, davayı kabul ettiklerine dair 19.05.2022 tarihli beyan dilekçesi sunmuş olup, HMK’nın 310/3. maddesi uyarınca dosyanın temyiz incelemesi yapılmaksızın kabule ilişkin karar verilmek üzere mahkemesine tetkiksiz iade edilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, dava dosyasının davanın davalı şirket tarafından kabulü nedeniyle ek karar verilmek üzere HMK’nın 310/3.maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’ne TETKİKSİZ İADESİNE, 14.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.