YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5309
KARAR NO : 2022/9434
KARAR TARİHİ : 26.12.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22.05.2019 tarih ve 2018/460 E- 2019/173 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 29.04.2021 tarih ve 2019/1416 E- 2021/633 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin 2015/20830 numaralı, “FREEhALL” ibareli marka başvurusuna davacının “FIREBALL” ibareli tescilli markasına dayalı olarak yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından nihai olarak reddedildiğini, bu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira müvekkili adına tescilli marka ile dava konusu başvuru arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, marka kapsamlarındaki mallar arasında da benzerlik olduğunu ileri sürerek, YİDK’in 2016-M-5192 sayılı kararının iptaline, davalı markasının 30, 32 ve 33. sınıfta yer alan mallar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Türkpatent vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacı markası arasında iltibasa yol açacak düzeyde bir benzerliğin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, müvekkilinin başvurusuna konu ibare ile davacının itirazına mesnet marka arasında anlamsal, işitsel ve görsel farklılıklar olduğunu, iltibas tehlikesinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacıya yapılan tebliğin tarihi dikkate alındığında, iki aylık hak düşürücü sürenin son günü olan 23/07/2016 tarihinin haftasonu olduğundan, 25/07/2016 tarihine kadar YİDK kararının iptali istemiyle davanın açılmasının gerektiği, hak düşürücü sürenin dolmasını müteakip 28/07/2016 tarihinde davanın açıldığı gerekçesiyle hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; dava konusu 17.05.2016 tarih, 2016-M-5192 sayılı YİDK kararının davacıya (2016-OE-226852) numaralı zarf içinde, “muhatap toplantıda olduğundan birlikte ve sürekli çalışan …” imzasına 23/05/2016 tarihinde ve usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, 556 sayılı KHK’nın 53. maddesi uyarınca YİDK kararının iptali için kararın bildiriminden itibaren öngörülen iki aylık hak düşürücü sürenin, tebliğ tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nın tayin ettiği bir süre olmadığı, bu nedenle adli tatil de dahil olmak üzere sürenin işleyeceği ve uzamayacağı, eş söyleyişle özel kanunda tayin edilen bu süre yönünden HMK’nın adli tatil hükümlerinin uygulanmayacağı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 03/05/2013 gün ve 2012/5900 E – 2013/9012 K sayılı kararında da aynı görüşün benimsendiği, davacıya yapılan tebliğ tarihi dikkate alındığında, iki aylık hak düşürücü sürenin son günü olan 23/07/2016 tarihi Cumartesi gününe geldiğinden, 25/07/2016 tarihine kadar YİDK kararının iptali istemiyle dava açılmasının gerektiği ancak hak düşürücü sürenin dolmasını müteakip 28/07/2016 tarihinde davanın açıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 26.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.