YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5349
KARAR NO : 2023/1022
KARAR TARİHİ : 21.02.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
HÜKÜM : Esastan Ret
Taraflar arasındaki menfi tespit, istirdat, manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı,Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 21.02.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat … ile davalı vekili Avukat … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasındaki doğalgaz satış sözleşmesi sona ermesine rağmen satıcı olan davalının sözleşmede dayanağı bulunmadığı hâlde gaz fiyat farkı, dengesizlik cezası, iletim bedeli ve dengesizlik ücreti adı altında müvekkilinden alacaklı olduğu iddiasında bulunup teminat mektubunu nakde çevirerek tahsil ettiğini, bononun arkasına eklemeler yaptığını, Dotaş firmasının Armadaş firması lehine verdiği bir kefalet ya da teminatın söz konusu olmadığını, davalı tedarikçi Gazport firmasının 6.730.000,00 TL bedelli kesin teminat mektubunu paraya çevirdiğini ve 1.653.659,00 TL bedelli teminat senedini tahsil amacıyla bankaya ibraz ettiğini iddia ederek anılan senet nedeniyle davacı müşteri Dotaş firmasının davalı tedarikçi Gazport firmasına borçlu olmadığının tespitine, senedin hükümsüzlüğüne ve davacıya iadesine, Dotaş firmasının anılan teminat mektubunun paraya çevrilmesi yolu ile tahsil edilen 692.243,40 TL asıl ve işlemiş faizinden oluşan tutar ve istenebilecek başka miktarlardan dolayı davalı yana borçlu olmadığının tespitine, teminat mektubunun paraya çevrilmesi yolu ile davacı müşteri Dotaş firmasından tahsil edilen 692.243,40 TL tutarın tahsil gününden başlamak üzere işletilecek en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan istirdadına, davacının uğradığı ticari itibar kaybının manen tazmini amacıyla 50.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında gaz satış sözleşmesinin sona erdiğini, ödenmeyen borcun banka teminat mektubunun nakde çevrilmesi suretiyle ödendiğini, davacının sözleşmenin teminatı olarak verdiği bononun da iade edildiğini, dava konusu bononun taraflar arasındaki gaz satış sözleşmesinin teminatı olmayıp müvekkili ile davacı şirketin dahil olduğu grup şirketlerinden Armadaş A.Ş. arasındaki gaz satış sözleşmesinin teminatı olarak verildiğini, davacının bu sözleşmede garantör sıfatıyla senedi verdiğini, Armadaş A.Ş.’nin borcunu ödememesi üzerine bononun bankaya temlik edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalı arasında 19.03.2011 tarihli doğalgaz satış sözleşmesi bulunduğu, bu sözleşmede davacı şirketin müşteri, davalı şirketin ise tedarikçi olarak yer aldığı, davalı şirket ile davacı şirket arasında doğalgaz alım satım koşulları ile tarafların hak ve yükümlülüklerinin düzenlendiği, sözleşmenin varlığına ilişkin uyuşmazlık bulunmadığı, sözleşmenin 2011 yılı için 01.01.2011-31.12.2011 tarihleri arasında, davalının taşıyıcı Botaş’ın boru hatlarından tedarik edeceği en çok (azami) 173.066.199 Sm3 ve en az (asgari) 138.452.959 Sm3 doğal gazı davacı … firmasının satın almasıyla gerçekleşecek alım satım taahhüdü hükümlerini içerdiği, sözleşme uyarınca Dotaş firmasının doğal gaz satın alma teminatı olarak Yapı ve Kredi Bankası, 14.03.2011 günlü 6.730.000,00 TL bedelli bir kesin teminat mektubunu, DTŞ-001 numaralı, 13.02.2012 vadeli, 8.209.385,00 TL bedelli ve 02.05.2011 günü düzenlenmiş bir teminat senedini, DTŞ-002 numaralı, 13.02.2012 vadeli, 1.653.659,00 TL bedelli ve 02.05.2011 günü düzenlenmiş ikinci bir teminat senedini teslim tutanağı karşılığı Gazport firmasına teslim ettiği, davalı Gazport firması ile Armadaş firması arasında 01.01.2011-01.01.2012 tarih aralığında gerçekleşmesi öngörülen, ayrı ve bağımsız bir doğal gaz alım satım sözleşmesinin aynı gün imzalandığı, bilirkişi raporuna göre, davacı … firmasının “dava konusu sözleşme” ile belirlenen zaman aralığı içinde, 2011 yılı Eylül ayı sonuna kadar ve bu sözleşme ile belirlenen en az ve en çok gaz çekiş miktarlarını ihlal etmeyen toplam 158.362.217 Sm3 doğal gaz çekişi yapmış olduğu, bu miktar doğal gaz alımı karşılığı olan parasal tutarı ödediği ve 2011 yılı Ekim ayı başı itibarıyla 2011 yılı sonuna kadar davalı tedarikçi Gazport firmasından 14.703.982 Sm3 daha doğal gaz alma hakkı olduğu, buna göre davacının 2011 yılı Ekim ayı içerisinde “sözleşmesiz” doğal gaz çekişi yapmış olamayacağı, davacı … firmasının 2011 yılı Ekim ayı başı itibariyle doğal gaz çekişinin dava konusu sözleşmeye uygun olduğu ve dolayısı ile Botaş’ın boru hattı şebekesinde programa uygun olarak tedarikçilere doğal gaz dağılımında dengesizliğe yol açmış olamayacağının tespit edildiği, bu durumda davacı … firmasının 2011 yılı Ekim ayı başı itibariyle çektiği doğal gaz için “dava konusu sözleşme” bedeli dışında gün fiyat farkı, dengesizlik cezası, iletim bedeli dengesizlik ücreti vs. adı altında herhangi bir ek ödeme yükümlülüğü bulunmadığı, Botaş tarafından şebeke işleyiş düzenlemeleri (ŞİD) uyarınca davalı Gazport firması aleyhine düzenlenen cezai faturalardan davacı … firmasının sorumlu tutulamayacağı, her ne kadar Armadaş firması Dotaş firması ile aynı şirketler grubu bünyesinde faaliyet göstermekte ise de “dava dışı sözleşme”nin herhangi bir yerinde Dotaş firmasının Armadaş firmasına garantör veya kefil olacağı ile ilgili bir hükme rastlanmadığı, davacı … firmasının “dava konusu sözleşme” hükümlerince davalı Gazport firmasına vermiş olduğu 1.653.659,00 TL tutarlı teminat senedi üzerinde, bu senedin Armadaş firmasının davalı Gazport firması ile imzalamış olduğu sözleşme hükümleri uyarınca üstlendiği ödeme yükümlülüğü için düzenlendiğini belirten yazılı ifade bulunduğu; ancak bu ifadenin altında davacı şirketin imzasının bulunmadığı ayrıca davacının dava dışı Armadaş’ın borçlarına kefil veya garantör olduğunu gösterir taraf imzalarını taşıyan bir sözleşmenin bulunmadığı, dolayısı ile bu teminat senedinin davacı … firması tarafından dava konusu sözleşme hükümlerince kendi borçları için davalı Gazport firmasına verilmiş bir teminat senedi niteliğine sahip olduğu ve davacının sözleşme dışı gaz kullanımı bulunmadığı tespiti yapıldığından, davacı … firmasının dava konusu sözleşme hükümlerince davalı Gazport firmasına vermiş olduğu bu 1.653.659,00 TL tutarlı teminat senedinin davacı … firmasına iade edilmesi gerektiği, davacının 2011 yılı Ekim ayındaki doğal gaz çekişinin sözleşme dışı olmadığı, bu nedenlerle davacıya dava konusu sözleşme bedeli dışında gün fiyat farkı, dengesizlik cezası, iletim bedeli, dengesizlik ücreti adı altında ek bir ödeme yansıtılamayacağı, davalı şirket tarafından teminat mektubunun bir kısmının haksız olarak paraya çevrildiği, davacı taraf manevi tazminat talebinde bulunmuş ise de sözleşmeye aykırı her davranışın kişilik haklarını ihlal sonucunu doğurmayacağı, davalının haksız olarak teminat mektubunu paraya çevirmesinin, davacıyı manevi zarara uğrattığını göstermeyeceği ve davacının manevi zararlarının bulunduğunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı tarafından teminat mektubunun haksız olarak paraya çevrildiğinin tespiti ile 692.243,40 TL’nin 26.12.2011 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 02.05.2011 düzenleme tarihli, 13.02.2012 vade tarihli, 1.653.659,00 TL bedelli düzenleyenin davacı şirket ve lehtarının davalı şirket olan senetten dolayı davacı şirketin davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine, davacı şirketin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların dahil oldukları grup şirketleri arasında çoklu doğalgaz tedarik sözleşmesi imzaladıklarını, bu bakımdan uyuşmazlık konusu olan 19.03.2011 tarihli sözleşme ile aynı tarihli birden çok sözleşme imzalandığını, ancak Mahkemenin bu sözleşmeler topluluğunu birbirlerinden bağımsız olarak değerlendirdiğini ve sözleşmeler tahtındaki yükümlülükleri ayrı olarak nitelendirdiğini, bu haliyle tarafların verdikleri teminatları bağlantısız olarak ele aldığını, bunun da hatalı karar vermesine neden olduğunu, davacı şirketin gaz tedarik ettiği Armadaş ve Armagaz için 30.09.2011 tarihinden itibaren Botaş’tan gaz çekeceğini ve başvuru yaptığını müvekkili şirkete bildirdiğini; ancak davacı Botaş’a başvurusunu bildirim için öngörülen süreden sonra yaptığı için bu başvurusunun reddedildiğini, bu nedenle davacı şirketin, müvekkili şirket ile olan sözleşmeyi sona erdirmesine rağmen müvekkili şirketten doğalgaz çekmeye devam etmiş ve böylece sözleşme dışı gaz kullanmış olduğunu, Botaş tarafından Ekim 2011 faturasında davacının çektiği doğalgaza ilişkin olarak fiyat farkı, dengesizlik cezası, iletim bedeli ve dengesizlik ücreti bedellerinin yansıtılması üzerine söz konusu tutarların davacıya aynen yansıtıldığını, yansıtılan bu bedellerin davacı tarafından ödenmemesi üzerine davacı tarafından verilen 6.730.000,00 TL tutarındaki banka teminat mektubundan alacağı kadar tutarı nakde tahvil etmek suretiyle tahsilatının gerçekleştirildiğini, davacının da bunun üzerine tahsil edilen bu tutarı borçlu olmadığına dair menfi tespit davası açarak tutarın istirdadını talep ettiğini, ancak Mahkemenin grup şirketleri arasındaki ticari ilişkiyi dikkate almadığını, oysa tarafların dahil oldukları grup şirketleri arasında çoklu doğal gaz tedarik sözleşmesi imzaladıklarını, bu bakımdan uyuşmazlık konusu olan 19.03.2011 tarihli sözleşme ile aynı tarihli birden çok sözleşme imzalandığını, uyuşmazlığın temeline ilişkin eksik inceleme neticesinde karar verildiğini, dava konusu uyuşmazlığın, davacı … tarafından yapılan gaz çekimine ilişkin olduğunu, Mahkemenin gerekçeli kararında, 692.243,40 TL tutarın Armadaş şirketinin Ekim 2011 dönemine ilişkin doğalgaz çekişi ile ilgili olduğunu varsaydığını, ancak bu tespitin hatalı olup Ekim 2011 döneminde müvekkili şirketten gaz kullananın davacı … şirketi olduğunu, diğer yandan tedarikçi devrinin davacı tarafça zamanında yapılmadığını, bilirkişi raporlarında Botaş’a tedarikçi devri için yapılan başvurunun Botaş tarafından bildirim için öngörülen süreden sonra olması nedeniyle reddedildiği hususunun göz ardı edildiğini, Botaş, EBT’ye giriş yapılmadığı için değil, tedarikçi devri için yapılan başvurunun davacı tarafça süresinde yapılmaması nedeniyle, ilgili şirketlerin kullandığı gazı müvekkili şirkete fatura ettiğini, EBT’ye bildirim yükümlülüğünün müvekkili şirkette olduğu gerekçesiyle davacının taleplerinin kabul edilmesinin doğru olmadığını, davacı veya Armagaz’ın tedarikçi değişimi için müvekkili şirkete herhangi bir bildirimde bulunmadıklarını, bu bakımdan müvekkili şirketin EBT nezdinde yapacağı herhangi bir işlemin söz konusu olmadığını, nitekim davacı şirketin, müvekkili şirket ile arasındaki dava konusu sözleşmeyi feshetmiş olduğu için, kendi grubu içerisinde yer alan dava dışı Armagaz ve Armadaş’ın Botaş’a yaptığı gaz alma talebinin reddedilmesine rağmen, müvekkili şirketten gaz çekmeye devam etmiş ve sonucunda sözleşme dışı doğalgaz kullanmış olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme sona erdirilmiş olup ekim ayı içindeki gaz çekişinin sözleşme içi olarak değerlendirilmesinin söz konusu olamayacağını, 30.09.2011 tarihi itibariyle taraflar arasında sözleşmenin feshedilmiş olduğunun davacının ihtarnamede yer alan beyanlarıyla da sabit olduğunu, davacı şirketin Botaş nezdinde herhangi bir bildirim yükümlülüğü olmadığı için de Botaş’a bildirimde bulunmaksızın sözleşmeyi sona erdirdiğini, 13.02.2012 vade tarihli, 1.653.659,00 TL bedelli teminat senedinin dayanağının dava konusu sözleşme olmadığını, Dotaş ve Gazport arasında imzalanan 19.03.2011 tarihli sözleşmenin 10.2 nci maddesinde Dotaş tarafından müvekkili şirkete verilecek teminatın tanımlandığını, sözleşme maddesinde düzenlendiği şekilde verilmesi gereken teminat tutarının 18.464.673,00 TL olması gerektiğini; ancak taraflar arasındaki yüksek hacimli ticari ilişki nedeniyle ve yukarıda belirtildiği üzere anılan şirketler grubu arasında imzalanan bağlantılı sözleşmelerden dolayı taraflar karşılıklı verilen teminat tutarlarının dengeli ve karşılıklı olmasını amaçladığından, teminata ilişkin sözleşme hükmünün aynen tatbik edilmediğini, maddede açıkça düzenlendiği üzere, Dotaş’ın müvekkili şirketle aralarında akdedilmiş olan sözleşme uyarınca, 8.209.385,00 TL’lik teminat senedi ve 6.736.980,00 TL’lik bir teminat mektubu teslim edeceğinin düzenlendiğini, Armadaş sözleşmesinin teminatını düzenleyen 10.2 nci maddede atıf yapılan 1.653.659,00 TL’lik teminat senedinin, davacı … tarafından tanzim edilmiş ve Armadaş ile müvekkili şirket arasında imzalanan sözleşmenin teminatını teşkil ettiğine dair ibare eklenerek 02.05.2011 tarihli teminat senedinin teslim tutanağı ile müvekkili şirkete teslim edildiğini, yukarıda da açıklandığı üzere davacı şirket ile Armadaş’ın grup şirketleri olduğunu, bu sebeple grup şirketlerinin birbirleri için teminat vermesinin ticaret hayatının olağan hallerinden olduğunu, aynı grup şirketlerinden olmasalardı kefalet veya garantörlük için sözleşme yapılmasının makul sayılabileceğini, dolayısıyla bilirkişi raporunda dava dışı Armadaş’ın borçlarına kefil veya garantör olunması için ayrı bir sözleşmenin aranmasının hatalı ve ticari hayatın gerçeklerine aykırı olduğunu, Mahkemenin önceki gerekçeli kararında Armadaş sözleşmesi kapsamında verildiğine karar verdiği DTŞ-002 numaralı 13.02.2012 vade tarihli, 1.653.659,00 TL bedelli senedin, bu kez davacı … firmasının satın almasının taahhüdü olarak verildiğine hükmetmesinin hiçbir haklı ve hukuki dayanağı bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Gazport firması ile dava dışı (davacıyla grup şirketi olduğu bildirilen) Armadaş firması arasında 01.01.2011-01.01.2012 tarih aralığında gerçekleşmesi öngörülen, ayrı ve bağımsız bir doğal gaz alım satım sözleşmesinin aynı gün imzalandığı, bilirkişi raporuna göre davacı … firmasının dava konusu sözleşme ile belirlenen zaman aralığı içinde, 2011 yılı Eylül ayı sonuna kadar ve bu sözleşme ile belirlenen en az ve en çok gaz çekiş miktarlarını ihlal etmeyen toplam 158.362.217 Sm3 doğal gaz çekişi yapmış olduğu, bu miktar doğal gaz alımı karşılığı olan parasal tutarı ödediği ve 2011 yılı Ekim ayı başı itibarıyla 2011 yılı sonuna kadar davalı- tedarikçi şirketten 14.703.982 Sm3 daha doğal gaz alma hakkı olduğu, buna göre davacının 2011 yılı Ekim ayı içerisinde sözleşmesiz doğal gaz çekişi yapmış olamayacağının tespit edildiği, bilirkişi kurulunun bu tespiti dosyadaki bilgi ve belgelere uygun görülmekle davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği, diğer istinaf sebeplerinin incelenmesinde bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere, davacı …’ın 2011 yılı Ekim ayı başı itibariyle doğal gaz çekişinin taraflar arasında imzalanan sözleşmeye uygun olduğu ve dolayısı ile Botaş’ın boru hattı şebekesinde programa uygun olarak tedarikçilere doğal gaz dağılımında dengesizliğe yol açmış olamayacağının tespit edildiği, bu durumda davacı şirketin 2011 yılı Ekim ayı başı itibariyle çektiği doğal gaz için sözleşme bedeli dışında gün fiyat farkı, dengesizlik cezası, iletim bedeli dengesizlik ücreti vs. adı altında herhangi bir ek ödeme yükümlülüğü bulunmadığı, Botaş tarafından şebeke işleyiş düzenlemeleri (ŞİD) uyarınca davalı şirket aleyhine düzenlenen cezai faturalardan davacı şirketin sorumlu tutulamayacağı, dava dışı Armadaş ile davacı … aynı şirketler grubu bünyesinde faaliyet göstermekte ise de Armadaş ile davalı arasındaki sözleşmede Dotaş’ın Armadaş’a garantör veya kefil olacağı ile ilgili bir düzenleme ve ibareye rastlanmadığı gibi taraf şirketler arasında “dava dışı sözleşme” hükümlerini dikkate alan, yazılı, borç miktarını ve koşullarını belirten bir kefalet sözleşmesine rastlanmadığı, davacı şirketin dava konusu sözleşme hükümlerine göre davalı şirkete vermiş olduğu 1.653,659,00 TL tutarlı teminat senedi üzerinde, bu senedin Armadaş firmasının davalı şirket ile imzalamış olduğu sözleşme hükümleri uyarınca üstlendiği ödeme yükümlülüğü için düzenlendiğini belirten yazılı ifade bulunduğu; ancak bu ifadenin altında davacı şirketin imzasının bulunmadığı ayrıca davacının dava dışı Armadaş’ın borçlarına kefil veya garantör olduğunu gösterir taraf imzalarını taşıyan bir sözleşmenin bulunmadığı, dolayısı ile bu teminat senedinin davacı … tarafından dava konusu sözleşme hükümlerince kendi borçları için davalı şirkete verilmiş bir teminat senedi niteliğine sahip olduğu ve davacının sözleşme dışı gaz kullanımı bulunmadığı tespiti yapıldığından, bu teminat senedinin davacı şirkete iade edilmesine karar verilmesinde de hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, bu yöne ilişkin istinaf sebeplerinin de yerinde görülmediği, davalının sözleşmenin davacı tarafça feshedildiğine ilişkin istinaf sebeplerine gelince, mübrez Kartal 9. Noterliğinin 23.11.2011 tarihli ihtarnamesi incelendiğinde, davacı tarafın kendi sözleşmesinde müşterisi olarak tanımlanan Armadaş’ın yine kendisine 30.09.2011 tarihinden itibaren Botaş’tan gaz alacağını bildirdiği, bu nedenle davalıdan bu şirketler için kendisinin gaz almasının mümkün olmadığını beyan ettiği, ihtarname içeriği ile ekindeki belgelerden Armadaş’ın davalı Gazport’tan gaz temin etmeyeceğine yönelik olarak davalıya değil, davacı …’a beyanda bulunduğunun anlaşıldığı, davalı ile Armadaş veya davalı ile davacı arasındaki sözleşmenin 30.09 2011 tarihinden itibaren sona erdirildiğine ilişkin dosyada bir delilin mevcut olmadığı, tarafların sözleşmeyi sona erdirme iradelerini içeren ikale anlaşması yapıldığı yönünde delil bulunmadığı, borç ilişkilerinin nispiliği de dikkate alındığında, davalı tarafın bu yöne ilişkin istinaf sebeplerinin de yerinde görülmediği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı şirketin gaz tedarik ettiği Armadaş ve Armagaz için 30.09.2011 tarihinden itibaren Botaş’tan gaz çekeceğini ve başvuru yaptığını müvekkil şirkete yazılı olarak bildirdiğini; ancak Botaş’a başvurusunu bildirim için öngörülen yasal süreden sonra yaptığı için başvurusunun reddedildiğini, davacının, müvekkili şirket ile olan sözleşmeyi sona erdirmesine rağmen müvekkil şirketten doğalgaz çekmeye devam ettiğini, sözleşme dışı gaz kullandığını, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin, İlk Derece Mahkemesinin hatasını tekrar ederek, davacı ile davalı grup şirketleri arasındaki ticari ilişkiyi hiçbir şekilde dikkate almadığını, dava konusu uyuşmazlığın, davacı … tarafından yapılan gaz çekimine ilişkin olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararında, 692.243,40 TL tutarın Armadaş şirketinin Ekim 2011 dönemine ilişkin doğalgaz çekişi ile ilgili olduğunun varsayıldığını, bu tespitin hatalı olduğunu, Ekim 2011 döneminde müvekkil şirketten gaz kullananın davacı … şirketi olduğunu, kararın bu yönden bozulması gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin sona erdiğinin sabit olduğunu, ekim ayı içindeki gaz çekişinin sözleşme içi olarak değerlendirilmesinin kabul edilemeyeceğini, taraflar arasındaki sözleşmenin feshedilmiş olduğunun, davacı tarafından gönderilen ihtarnamede yer alan beyanlarıyla sabit olduğunu, davacının, müvekkili şirket ile arasındaki dava konusu sözleşmeyi feshetmiş olması sebebiyle sözleşme dışı doğalgaz kullandığını, buna rağmen Ekim ayı içerisinde yapılan çekimlerin sözleşme içerisinde sayılmasının doğru olmadığını, davacının Ekim ayı sonrasında Botaş’tan gaz almasının sözleşmeyi feshettiğinin kanıtı olduğunu, davacının sözleşmeyi ihlali sebebiyle de Botaş tarafından yansıtılan cezaların davacı tarafından karşılanması gerektiğini, 13.02.2012 vade tarihli, 1.653.659,00 TL bedelli teminat senedinin dayanağının dava konusu sözleşme olmadığını, İlk Derece Mahkemesinin, her nedense önceki gerekçeli kararında Armadaş sözleşmesi kapsamında verildiğine karar verdiği DTŞ-002 numaralı, 13.02.2012 vade tarihli, 1.653.659,00 TL bedelli senedin, bu kez davacı … firmasının satın almasının taahhüdü olarak verildiğine hükmederek bahse konu senede ilişkin davacı şirketin davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine hükmettiğini, taraflar arasındaki sözleşmede belirtildiği şekilde davacının, 8.209.385,00 TL’lik teminat senedi ve 6.736.980,00 TL’lik bir teminat mektubunu teslim edeceğini, davalı ile Armadaş arasındaki sözleşme uyarınca 1.653.659,00 TL’lik teminat senedinin, davacı … tarafından tanzim edilerek Armadaş ile davalı arasında imzalanan sözleşmenin teminatını teşkil ettiğine dair ibare eklenerek 02.05.2011 tarihli teminat senedi teslim tutanağı ile müvekkili şirkete teslim edildiğini, davacı şirket ile Armadaş’ın grup şirketleri olduğunu, bu sebeple grup şirketlerinin birbirleri için teminat vermesinin ticaret hayatının olağan hâllerinden olduğunu, taraflar arasındaki e-postalarda açıkça Dotaş’ın Armadaş için vereceği teminat senedinin arkasına Armadaş ile müvekkil şirket arasında imzalanan sözleşmenin teminatını teşkil ettiğine dair ibare eklenmesinin davacı şirket tarafından kabul edildiğini, 23.06.2016 tarihli bilirkişi raporunda da 1.653.659,00 TL’lik teminat senedinin Armadaş ile müvekkil şirket arasında imzalanan sözleşmede öngörülen teminat tutarına birebir uyduğunun tespit edildiğini ayrıca sözleşmede teminat tutarları detaylı şekilde yazılmış iken bahse konu 1.653.659,00 TL’lik teminat senedine yer verilmemesinin de mümkün olmadığını, Botaş’ın dava konusu gazı müvekkili şirkete fatura etmesinin nedeninin ebt sistemine giriş yapılmaması değil, tedarikçi devrinin yapılmaması olduğunu, tedarikçi devrinin, davacı tarafça zamanında yapılmadığını, Botaş’ın, ebtye giriş yapılmadığı için değil, tedarikçi devri için yapılan başvurunun davacı tarafça süresinde yapılmaması nedeniyle ilgili şirketlerin kullandığı gazı müvekkili şirkete fatura ettiğini, ŞİD’in uyuşmazlık tarihinde geçerli olan 2.6 ncı maddesinde “Kapasite Devri ve Aktarımı İçin Başvuru Esasları” başlıklı maddesinde; “Kapasite devri, tedarikçi değişimi nedeni ile kapasite aktarımı ile ilgili taleplerin, devrin veya aktarımın öngörüldüğü aydan bir önceki ayın 20’sine kadar Taşıtanlar tarafından Taşıyıcıya bildirilmesi gereklidir. Taşıyıcı, devrin veya aktarımın öngörüldüğü aydan önceki ayın 25’ine kadar taleplere yanıt verir” denilmek suretiyle başvuruların 20’sine kadar yapılması gerektiğinin açık olarak düzenlendiğini, mezkur maddede sözü geçen taşıtanın davacı, taşıyıcının Botaş olduğunu, hâl böyle iken, ebtye bildirim yükümlülüğünün müvekkili şirkette olduğu gerekçesiyle davacının taleplerinin kabul edilmesinin doğru olmadığını, dava dışı Armagaz’ın söz konusu başvurusunu Botaş’a çok daha sonra 28.09.2011 tarihinde yaptığını, Botaş’ın yapılan geç başvuru nedeniyle başvuruyu reddettiğini, herhangi bir işlem tesis etmediğini, bu hususun Botaş tarafından verilen 10.10.2014 tarihli müzekkere cevabında açıkça belirtilmesine rağmen, İlk Derece Mahkemesince bu hususun göz ardı edildiğini, davacının ve Armadaş’ın tedarikçi değişimi için müvekkil şirkete herhangi bir bildirimde bulunmadıklarını, bu bakımdan müvekkil şirketin ebt nezdinde yapacağı herhangi bir işlemin söz konusu olmadığını, sistemin işlemesi açısından ebtye giriş yapmanın kurucu unsur olmadığını, Botaş’a zamanında başvuru yapılması hâlinde, Gazport ebt üzerinden herhangi bir bildirimde bulunulmasa dahi Botaş’ın doğalgazı Armagaz’a tahsis edeceğini, nitekim Armagaz’ın Ekim 2011’den sonra devam eden aylardaki gaz çekimi için de müvekkil şirket tarafından ebtye herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, ancak bu aylar için Armagaz tarafından zamanında başvuru yapıldığından bunların Botaş tarafından işleme alındığını ve ilgili ayların gaz tedarikinin Botaş tarafından yapıldığını, davacı şirket, müvekkil şirket ile arasındaki dava konusu sözleşmeyi feshetmiş olduğu için, kendi grubu içerisinde yer alan dava dışı Armagaz ve Armadaş’ın Botaş’a yaptığı gaz alma talebinin reddedilmesine rağmen, müvekkil şirketten gaz çekmeye devam ettiğini ve sonucunda sözleşme dışı doğalgaz kullandığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, satıcı olan davalının sözleşmede dayanağı bulunmadığı hâlde gaz fiyat farkı, dengesizlik cezası, iletim bedeli ve dengesizlik ücreti adı altında davacıdan alacaklı olduğu gerekçesiyle teminat mektubunu haksız olarak nakde çevirip kısmen tahsil ettiği, bononun arkasına eklemeler yaparak bankaya ibraz ettiği iddiasına dayalı menfi tespit, istirdat, manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.