Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/5352 E. 2022/7908 K. 08.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5352
KARAR NO : 2022/7908
KARAR TARİHİ : 08.11.2022

MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Adana 1. Tüketici Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 25.02.2021 tarih ve 2019/311 E. – 2021/184 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı asil, 2008 yılında müşterisi bulunduğu davalı bankaya olan 1.500,00 TL kredi kartı borcunu ödeme sıkıntısı yaşadığından dolayı yasal süresi içerisinde ödeyemediğini, 31.08.2009 tarihinde 1.800,00 TL ödeme yaptığını, şayet ödeme tarihinden önce kalan borcu var ise tarafına bildirilmesi hususunda davalı bankaya iadeli taahhütlü yazı gönderdiğini, bankadan tarafına herhangi bir cevap gelmediğini, buna karşın hakkında icra takibi başlatılarak iki iş yerine ve evine hacze gelindiğini, yapılan haksız hacizler nedeniyle Çukurova Kaymakamlığı Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvuruda bulunduğunu ve talebinin haklı görüldüğünü ileri sürerek, icra takibi ile istenen borcun iptali ile borçlu olmadığının tespitine ve taşınmaz malları üzerine konan hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının kredi kartı borcunun ödenmemesi nedeniyle hesabın kat edilerek …11. Noterliğince 04/04/2008 tarih ve 54245 yevmiye nolu ihtarname keşide edildiğini, ihtarnamenin 16/04/2008 tarihinde davacının eşine tebliğ edildiğini, verilen süreye rağmen borcun ödenmemesi üzerine 13/08/2008 tarihinde Balıkesir 3. İcra Müdürlüğü’nün 2008/7539 Es. sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, ödeme emrinin 06/10/2008 tarihine tebliğ edildiğini, davacının ödeme emrine süresi içinde itiraz etmediğini ve talebin kesinleştiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacının 5915 sayılı Yasa gereğince kredi kartı borcunun yapılandırılması için süresi içerisinde davalı bankaya müracaat ettiği ancak taraflar arasında herhangi bir protokol yapılmadığı, usulüne uygun bir protokolden bahsedebilmek için tarafların ödeme planını imzalamaları gerektiği, davacının borcun yapılandırılmasını talep ettiği 31/08/2009 itibari ile 1.356,62-TL borcu bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
Dava, kredi kartı borcundan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik başlatılan icra takibi nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir.
09.07.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5915 sayılı Kanunun 2. maddesiyle 5464 sayılı Kanuna eklenen geçici madde 5 ile; 31/5/2009 tarihi itibarıyla, kart çıkaran kuruluşlarca ya da varlık yönetim şirketlerince, kendisine ödeme için ihtar çekilmiş veya haklarında icra takibi başlatılmış olan kart hamillerinin Kanunun yayımı tarihinden itibaren altmış gün içerisinde ilgili kredi kartını çıkaran kuruluşa ya da kuruluşun avukatlarına başvurarak borcun anılan maddede gösterildiği şekilde yapılandırmasını isteyebileceği düzenleme altına alınmıştır. Mahkemece, anılan yasa hükmü anlamında yapılmış bir protokolden söz edilebilmesi için tarafların ödeme planı hazırlamaları ve imzalamaları gerektiği ancak somut olayda bu şekilde hazırlanmış bir protokol bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak davacı kanunda belirtilen süre içerisinde 31.08.2009 tarihinde alacağı temlik eden bankaya gönderdiği mektupla, kredi kartı borcunun, ödediği 1.800,00 TL mahsup edilerek anılan kanun hükümlerine göre yapılandırılmasını istemiş, mektup bankaya 02.09.2009 tarihinde tebliğ edilmiştir. Banka davaya cevabında, davacıya borcun yapılandırılması için çeşitli alternatifler sunduklarını ancak davacının hiçbirisini kabul etmemesi sebebiyle protokolün yapılamadığını belirtmiş, 12.03.2020 tarihli beyanında ise, önceki beyanıyla çelişecek şekilde, kayıtlarında davacının 5915 sayılı Kanundan yararlanmak için yaptığı bir başvuru bulunmadığını belirtmiştir. Bu hale göre, gerek yapılandırmanın davacıdan kaynaklanan sebeplerle yapılamadığının ispat edilememesi gerekse de bankanın bu husustaki çelişkili beyanları sebebiyle davacının borcunun 5915 sayılı Kanuna göre borcun yeniden yapılandırılmasına ilişkin protokolün yapılmış gibi belirlenmesi gerekir.
Bunun yanında, davacının kredi kartı borcu sebebiyle alacağı temlik eden bankaya 1.800,00 TL kısmi ödemede bulunduğu anlaşılmakta olup, bu husus bankanın da kabulündedir. Ancak ilgili İcra Müdürlüğünce gönderilen kapak hesabına göre, davacının dava tarihi itibariyle 6.874,73 TL borcu bulunmakta olup, bankanın davacı tarafından yapılan kısmi ödemeyi mahsup etmediği görülmektedir. Bu hale göre, mahkemece yapılması gereken iş, davacının kredi kartı borcundan kaynaklanan takip nedeniyle dava tarihi itibariyle borçlu olduğu tutarın, yapılan kısmi ödeme ve 5915 sayılı Kanun gözetilerek belirlenmesi ve sonucuna göre menfi tespit hükmü kurulması olmalıdır. Bu itibarla, mahkemece, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak ve uyulan bozma ilamının gereklerine riayet edilmeksizin davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 08/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.