Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/5358 E. 2022/9606 K. 28.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5358
KARAR NO : 2022/9606
KARAR TARİHİ : 28.12.2022

MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20.02.2019 tarih ve 2018/906 E. – 2019/116 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nce verilen 15.04.2021 tarih ve 2019/960 E. – 2021/499 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında 01/02/2012 tarihinde kobi satış kanalı sözleşmesi yapıldığını, taraflar arasındaki Kobi Satış Kanalı sözleşmesinin davalı tarafından haksız ve tazminatsız olarak feshedildiğini, müvekkiline haksız olarak kesilen ceza faturalarının, eksik evrak veya fraud adı altında bedellerinin tespiti suretiyle müvekkiline yükletilen ceza bedellerinin iadesini, haksız olarak tahsil edilen ceza faturalarınında hükümsüz olduğunun tespitine karar verilmesini talep ettiğini belirterek, sonuçta, davalı şirketin sözleşmeyi haksız feshi yüzünden kobi satış kanalı sözleşmesi’nin haksız olarak feshedildiği 08.02.2013 tarihinden 01.02.2022 tarihine kadar olan 8 yıl 11 aylık süreç için 1.000.-TL maddi tazminatınn (yoksun kaldığı kârın) haksız fesih tarihinden itibaren işleyecek ticarî temerrüt (avans) faizi ile birlikte davalı şirketten tahsil edilerek, müvekkil şirkete ödenmesine, müvekkil şirkete kesilen ceza faturalarının haksız ve hukuka aykırı olduğunun tespiti ile ödenen ve hakedişlerden kesilen bedellerin müvekkil şirkete iadesine, ceza faturalarından dolayı davalı şirkete herhangi bir borcunun olmadığının tespit edilmesine, bu zarar kalemine ilişkin belirsiz alacak olarak HMK m.107/2 uyarınca arttırılmak üzere 500,00 TL’nin davalı şirketten tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, işbu davanın belirsiz alacak davası için gerekli şartlar oluşmadan açıldığından hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre, taraflar arasındaki sözleşmenin acentelik sözleşmesi olarak nitelendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Davacının sözleşmenin haksız olarak feshedildiği tespiti ve kar mahrumiyeti talepleri bakımından 6098 sayılı TBK md. 147/5’de “vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden, ticari simsarlık ücreti alacağı dışında, simsarlık sözleşmesinden doğan alacakların” 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunun kanun tarafından belirlenmiş olması, sözleşmenin fesih ihtarname tarihi 08/02/2013 olup bu tarihin taraflarca da kabul edildiği, dava tarihinin 28/09/2018 olması, 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu tespitiyle sözleşmenin haksız olarak feshedildiğinin tespiti ve kar mahrumiyeti bakımından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, davacının ceza faturalarının haksız olduğunun tespiti ve bedellerin iadesine dair talebi bakımından dava açılmadan önce faturalar doğrultusunda davaya konu edilen miktar belirli olup artık bu talep konuları bakımından davanın belirsiz alacak davası olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, gerekçesiyle ceza faturalarının haksız olduğunun tespiti ve bedellerin iadesi talebi bakımından hukuki yarar yokluğu nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde olmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.karar verilmiştir.
Davacı vekili, kararı temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava bayilik sözleşmesinden kaynaklanan erken fesih nedeniyle kazanç kaybı ve hakedişlerden kesilen cezanın istirdatına ilişkindir. Mahkemece kesilen ceza tutarının belirsiz alacağa konu olamayacağı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiş ise de; Dairemizin yerleşik uygulamaları gereğince belirsiz alacak davası olarak açılan davada mahkemece harçlandırılmış tutar üzerinden davanın görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Mahkemece bu husus göz ardı edilerek ceza kesintisine ilişkin istemin tümüyle dava şartı yokluğundan reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacının sair temyiz isteminin reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 28.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.