YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5372
KARAR NO : 2023/892
KARAR TARİHİ : 16.02.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/318 Esas, 2021/540 Karar
HÜKÜM : Davanın kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/1421 E., 2018/1261 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 14.02.2023 günü hazır bulunan davacı vekilleri Avukat…, Avukat … ile davalılar … ve … vekilleri Avukat …, Avukat … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin davalıların birlikte hakim hissedarı ve sahibi oldukları Map Mümessillik ve Ticaret A.Ş. ve İnterpap Dış Ticaret ve Mümessillik A.Ş. ile aralarında daha önceye dayalı ticari bir ilişki olduğunu, dava dışı Saray Matbaacılık Kağıtçılık Kırtasiyecilik Tic. A.Ş.’nin 2009 yılı başında müvekkilinden kağıt satın almak istediğini, müvekkilinin bu şirketten teminat istemesi üzerine banka teminat mektubu veremediğini, Map Mümessillik ve Ticaret A.Ş. firmasının sahipleri davalılar … ve …’ın Saray Kağıt’a kendi şirketleri üzerinden satış yapılması ve Saray Kağıt’tan alınacak çeklerin de Map Mümessillik cirosu ile müvekkiline verilebileceğinin bildirilmesi üzerine geçmiş yıllardaki ticaretin verdiği güvenle “Saray Kağıt’a, Map Mümessillik Şirketi üzerinden mal verilmesi” fikrinin makul göründüğünü, davalıların Map Mümessillik ve Tic. A.Ş.’nin borçlarını teminen 08.05.2009 tarihli, 5.000.000,00 TL limitli müteselsil kefalet senedini müvekkiline teminat olarak tevdi ettiklerini, 2012 yılına kadar Saray Kağıtçılık çeklerinin Map Mümessillik A.Ş. tarafından ciro edilerek müvekkiline verildiğini, 2013 yılı başında davalıların yine bütün hisseleri kendilerine ait ortaklaşa sahip oldukları İnterpap Dış Ticaret ve Mümessillik A.Ş. firması üzerinden ticaretlerine devam etmek istediklerini bildirmeleri üzerine, kağıt alımlarını İnterpap Dış Ticaret ve Mümessillik A.Ş. üzerinden gerçekleştirmeye başladıklarını, bu ticari ilişkinin teminatı olarak da 26.12.2012 tarihinde müvekkiline 8.000.000,00 TL’lik kefalet senedi tanzim ederek tevdi ettiklerini, daha sonra 2013 yılı başlarında davalıların talebi üzerine, Saray Kâğıtçılık firmasına giden tüm kâğıtlara karşılık İnterpap firmasının çeklerinin doğrudan alınmaya başlandığını, alıcı şirketin ortakları ve yöneticileri olan davalılar … ve … (kefiller) tarafından müvekkiline 26.12.2012 tarihli, 8.000.000,00 TL’lik tevdi edilen kefaletnameden sonra, 16.12.2013 tarihinde 9.000.000 TL’lik ikinci bir kefaletname verildiğini, son olarak 22.05.2014 tarihli, 13.000.000 TL’lik kefalet senedi ile toplam 30.000.000,00 TL limite yükseltilmiş üçüncü kefaletnameyi imzalayarak 3 ayrı müteselsil kefalet senedi imzalanarak müvekkiline teslim edildiğini, 2014 yılında İnterpap A.Ş.’nin ödemelerini yavaşlattığını, gecikmelerin başladığını, bunun üzerine, davalıların 06.08.2014 tarihinde “Beyan ve Taahhüt” başlıklı bir belgeyi (“Taahhütname”) 30.000.000,00 TL limitli kefaletlerinin varlıkları ve geçerliliklerinin teyit edildiğini, İnterpap A.Ş.’nin verdiği çeklerin ödemesinin durduğunu, 29.08.2014 tarihinde bu kez İnterpap, … ve …’a borcun ödenmesi ihtarının gönderildiğini, muhatapların 08.09.2014 tarihli cevabi ihtarname ile “ihtarname müstenidatı olarak sunulan gerek kıymetli evrak ve gerekse de sair belgeler ya da ihtarnamede atıfta bulunulan belgeler altında imzalarının bulunmadığını, müvekkiline karşı borçlarının bulunmadığını, kefalet taahhütlerinin süresinin dolduğunu ve kefaletlerin usulüne uygun olmadığını” beyan ederek ödemede bulunmayacaklarını beyan etmeleri üzerine verilen kefalet senetleri üzerinde özel grafoloji uzmanından rapor alındığını ve bu rapor ile 26.12.2012 tarihli kefaletnamedeki … imzası ile her üç kefaletnamede ve 06.08.2014 tarihli taahhütnamede yer alan … imzalarının anılan şahıslara ait bulunduğu sonucuna varıldığını, İnterpap firmasının cari hesap borç bakiyesinin 13.273.595,85 USD’ye ulaştığını, İnterpap ve kefillerin borç ödeme edimlerini yerine getirmemesi üzerine, fazlaya dair tüm haklar saklı kalmak kaydıyla ödenmeyen 13 adet çek için İnterpap A.Ş. aleyhine takip başlatıldığını, icra dosyasına yapılan bir ödeme olmayıp davalıların, imzaları kendilerine ait olan ve limiti belli kefalet senedi doğrultusunda borçlu olduklarını, ancak kefalet sözleşmelerinin şekil şartları yerine getirilmediğinden geçersiz olduklarının iddia edilmesinin hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmesi gerektiğini, hukuki sorumluluklarından dürüstlük kuralına ve hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı olarak sıyrılmaya çalışan davalı kefiller hakkında fazlaya dair tüm talep ve dava hakkı saklı tutularak şimdilik (2.695.000,00 USD x 2.2384 kur ile) toplam 6.032.488,00 TL’nin temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davaya dayanak olarak sunulan kefalet sözleşmelerinin yasada aranan geçerlilik şartlarını haiz olmadığını, bunun ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde değerlendirilemeyeceğini, ayrıca davalı …’ın kefaletine dair 26.12.2012-16.12.2013 ve 22.05.2014 tarihli kefalet senetlerindeki müvekkiline atfen atılı imzaların müvekkiline ait olmadığını, bu hususun davacının dilekçesinde kabul edildiğini, müvekkili …’nın ise, kefalet senedini diğer borçlusu müvekkil …’ın imzaladığının kendisine beyan edilmesi üzerine iyi niyetli olarak imzaladığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı taraf ile Map Mümessillik ve Tic. A.Ş. ve İnterpap A.Ş. arasında kağıt alım satımına ilişkin ticari alışveriş bulunduğu ve kefalet sözleşmelerinin bu alışverişe istinaden davacı tarafa teslim edildiği hususunda bir ihtilaf bulunmadığı, kefalet sözleşmelerinin tamamının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) yürürlük zamanında akdedildiği, kefaletlerin, 6098 sayılı Kanun’un 583 ve 584 üncü maddelerinde öngörülen şekil şartlarını taşımadığı, imza inkarı nedeniyle davalı asıllara davalılar vekilince bildirilen adreslerine isticvap davetiyesi usulüne uygun tebligat ile tebliğ edildiği, ancak davalıların duruşmada hazır bulunmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 171 ve 211 inci maddeleri gereğince davalılar imza incelemesi yapılmak üzere hazır bulunmadığından kefalet sözleşmelerindeki imzalarının kendilerine ait olduğunu ikrar etmiş olarak kabul edileceği, davalılardan …’nın senetlerin kendisi tarafından imzalandığını ve davacı tarafa teslim edildiğini, İstanbul Anadolu C. Başsavcılığına verdiği 27.10.2015 tarihli ifadesinde ikrar ettiği, 06.08.2014 tarihli taahhütnamede de davalıların bu tarihten önce vermiş oldukları kefaletleri teyit ettikleri, 06.08.2014 tarihli “Beyan ve Taahhüt” başlıklı belge bakımından da davalıların imza incelemesi yapılmak üzere hazır bulunmamasının sonucu olarak imzalarının kendilerine ait olduğu hususunun ikrar edilmiş olduğu, ayrıca kefiller Map Mümessillik ve Tic. A.Ş. ve İnterpap Dış Tic. ve Mümessillik A.Ş.’nin ortak ve yöneticileri olup tacir olduklarından 6098 sayılı Kanun’un 583 ve devamı maddelerindeki eş rızası koşulu aranmasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesi kapsamında dürüstlük kuralına aykırı olduğu ve eş rızası olmasa da kefalet sözleşmesinin hukuken geçerli nitelikte olduğu, davalıların ortağı olduğu şirketler ile davacı taraf arasında 2014 yılı Ağustos ayına kadar devam eden ticari ilişki nedeniyle davacı tarafta şekil eksikliğine rağmen kefalet sözleşmesinin geçerli olduğu hususunda haklı bir güven oluşturdukları, ancak kefalet sözleşmesinden doğan borçlarını şekil eksikliği ve imza inkarı nedenlerine dayandırarak ifadan kaçındıkları, kendi borcunu yerine getiren davacıya karşı sözleşmenin şekil eksikliği sebebiyle geçersiz olduğunu ileri sürmenin dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı olup hukuk düzenince himaye edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulü ile 6.032.488,00 TL’nin 10.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; şekil şartını haiz olmadığından kesin hükümsüz olan kefalet sözleşmelerinin, emredici yasa hükmüne rağmen geçerli sayılarak ve üzerindeki imzanın davalı müvekkili …’a ait olmadığı hususu dosyada sabit olduğu hâlde davanın kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaldı ki davacı tarafın dava dilekçesi ve delil listesi ekinde sunduğu özel inceleme evrakı ile imzaların müvekkili …’a ait olmadığını beyan ve kabul ettiği hâlde, İlk Derece Mahkemesince davacı tarafın imza incelemesi talebinin kabulüne karar verilerek ve isticvap hususunda haklı talepleri reddedilerek usule aykırı davranıldığını, oysa müvekkiline isticvap davetiyesi tebliğ edilemediğini, kanunun emredici normu ve yerleşmiş Yargıtay kararları gereğince kesin hükümsüz olan kefalet sözleşmelerinin, dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı çerçevesinde geçerli sayıldığını, hangi nedenlerden dolayı müvekkillerinin kötü niyetli olduklarına kanaat getirildiğinin hüküm gerekçesinde açıklanmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kefalet sözleşmeleri geçersiz olduğundan davalıların kefil ve/veya müteselsil kefil olarak sorumlu tutulması mümkün bulunmadığı gibi davalılar hakkında sahtecilik ve dolandırıcılık suçundan yürütülen cezai soruşturma sonucunda, Kemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 05.03.2019 tarihli, 2015/1348 nolu soruşturma ve 2019/858 K. sayılı kararıyla davalılar hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği sabit olup söz konusu “Müteselsil Kefalet Senedi” başlığı altında birden fazla aynı şekilde düzenlenen ve kanunda aranan geçerlilik şartlarını haiz olmayan kefalet sözleşmelerinin şeklen geçersizliğinin davalılarca ileri sürülmesinin davacının tacir sıfatı ve basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü çerçevesinde hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilemeyeceği, ancak davalı … tarafından imzası kabul edilen, diğer davalı … tarafından ise açıkça imzası inkar edilmeyen 06.08.2014 tarihli “Beyan ve Taahhüt” başlıklı belgenin 6098 sayılı Kanun’un 196 ncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen İnterpap Dış Ticaret A.Ş.’nin borçları için verilmiş tüm kefaletlerinin toplamı olan 30.000.000 TL borcun kabul edilerek asıl borçlu şirketin borcu üstlenmesi şeklinde bir belge olduğu, borcu üstlenmenin, borcu üstlenen açısından borçlandırıcı bir işlem olduğu ve kanunda şekil şartı da aranmadığı, sonucu itibari ile doğru olan İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin düzeltilmesi gerektiği gerekçesiyle davalıların istinaf başvurularının kısmen kabulü ile davacının talebi ile bağlı kalınarak talep gibi 6.032.488,00 TL’nin davalılardan temerrüt tarihi olan 10.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf mahkemesi kararının hüküm fıkrasının çelişkili olduğunu, davacı tarafça delil listesinde bildirilmeyen delillerin dosyaya ibraz edildiğini, istinaf aşamasında sunulan delilin karara esas alındığını, müvekkillerinin ne için isticvap edildiğinin davetiyede yazmadığını, imzaların müvekkiline ait olmadığını davacının dahi kabul ettiği yerde Mahkemece imza incelemesi istenilmesinin doğru olmadığını, isticvap davetiyesinin duruşma gününden sonra tebliğ edildiğini, dosyada imza örnekleri varken yeniden imza alınmasının doğru olmadığını, davacı şirketin alacağını asıl borçlu şirketten talep etmesi gerektiğini, kefalet sözleşmelerinin geçersizliğini ileri sürmenin hakkın kötüye kullanımı olmadığını, 06.08.2014 tarihli belgeyi borcun dış üstlenmesi şeklinde nitelendirmenin istinaf mahkemesince re’sen yapılamayacağını, bunun kanundaki koşullarının oluşmadığını savunarak kararın kaldırılarak bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taraflar arasındaki kefalet senedine dayalı alacak istemine ilişkin olup uyuşmazlık, borçlu şirket olan İnterpap Dış Ticaret A.Ş.’nin borçlarının teminatı olarak davaya dayanak sunulan 26.12.2012, 16.12.2013 ve 22.05.2014 tarihli kefalet sözleşmelerinin ve 06.08.2014 tarihli beyan ve taahhütname başlıklı belgenin geçerli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanun’un 583 ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Bölge adliye mahkemesince istinaf aşamasında sunulan deliller, münhasıran hükme dayanak yapılmamıştır.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL vekâlet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.