YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5377
KARAR NO : 2022/9545
KARAR TARİHİ : 28.12.2022
MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 07.06.2018 tarih ve 2016/985 E. – 2018/443 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 28.05.2021 tarih ve 2018/2875 E. – 2021/1089 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … Dingil tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin babası müteveffa …’ın 1981 yılında davalının abisi olan …’dan 1.500,00-Alman Markı borç aldığını, işbu borca karşılık boş ve imzalı bir adet senet verdiğini, borcunu peyderpey ödediğini, ancak … Almanya’da bulunduğu için senet aslını geri alamadığını, bedeli ödenen boş senedin hükümsüz kaldığından haberdar olan davalının boş senedi bir şekilde ele geçirip doldurarak yada doldurtarak senedi abisi … adına kendisi cirolayarak ve ayrıca kendi cirosunu yapmak suretiyle müvekkilleri aleyhine icra takibi başlattığını, davalı hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduklarını, takibe icra hukuk mahkemesinde itiraz ettiklerini, yargılamanın devam ettiğini, senedin zamanaşımına uğradığını ileri sürerek müvekillerinin icra takip dosyasından dolayı borçlu olmadıklarının tespitine, icra takibinin iptaline, davalının % 20’den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, takibe konu bononun gerçek olup kambiyo senedi vasfında bulunduğunu, murisin 2012 yılında vefat etmesi ile taraflar arasında bononun ödenmesi yönünde girişimler olmuş ise de ödeme yapılmadığını, davacıların senedin verildiğini ve borcun varlığını kabul ettiklerini, Bakırköy İcra Hukuk Mahkemesindeki davada ikrarları bulunduğunu, senede karşılık senetle ispat kuralı gereğince davacıların iddialarını yazılı delille ispat etmeleri gerektiğini, bononun sebepten mücerret olduğunu, senedin müvekkilince doldurulduğu iddiasının doğru olmayıp ispata muhtaç olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; dava konusu senedin kıymetli evrak niteliğinde bono vasfını taşıdığı, zamanaşımına uğramadığı, davacıların senetteki keşideci imzalarının murisleri …’a ait olduğunu ikrar ettikleri, HMK 179/2 maddesi uyarınca ikrarın ıslah suretiyle geçersiz kılınamayacağı, ciro imzasının dava dışı …’a ait olm adığına ilişkin itirazın davacılarca ileri sürülemeyeceği, imzaların istiklali ilkesi uyarınca keşidecinin kendi imzalarından sorumlu olduğu, senedin üzerine yapıştırılmış olan pulun eski tarihli olmasının senedin geçerliliğini etkilemeyeceği, senedin imzalı ancak boş olarak verildiği ve anlaşmaya aykırı olarak sonradan doldurulduğuna yönelik iddianın yazılı delille ispatı gerektiği, ispat yükünün davacılarda olduğu, bu hususun ispatına ilişkin davacılar tarafından yazılı delil sunulmadığı gerekçesiyle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce; davacıların istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, icra takibine konu edilen senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir. Mahkemece, dava konusu senetteki imzanın davacılar murisine ait olduğunun ikrar edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davacılar vekili dava konusu senetle ilgili olarak resmi belgede sahtecilik suçundan davalı hakkında ceza mahkemesinde dava açıldığını, bu mahkemede alınan bilirkişi raporunda senetteki imzanın davacıların murisinin eli ürünü olmadığının belirlendiğini bildirerek dava dilekçesini ıslah etmiş ve sahtecilik iddiasında bulunmuştur.
Davacılar senette keşideci olarak imzası bulunan muris …’ın mirasçıları olup, senetteki imza davacılardan sadır olmadığı için davacıların dava dilekçesindeki beyanları ikrar mahiyetinde değildir. İmzada sahtecilik iddiası kambiyo senetlerinde mutlak defi olup lehdar ve ciro yolu ile hamil olan cirantalara ve son hamile karşı ileri sürülebilir.
Davaya konu senede ilişkin olarak Bakırköy 51. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/255 Esas sayılı dosyasıyla davalı hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan dava açıldığı ve davanın henüz sonuçlanmadığı anlaşılmıştır. Maddi olgunun tesbitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimi bağlayacağından, Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesi uyarınca ceza davasının sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile ceza davası sonucu beklenilmeden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacılara iadesine, 28.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.