YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5431
KARAR NO : 2022/9640
KARAR TARİHİ : 29.12.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 11.12.2018 tarih ve 2017/348 E. – 2018/485 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 27.05.2021 tarih ve 2019/1464 E – 2021/785 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Türk ve yabancı bayraklı şirketlere acentelik hizmeti verdiğini, müvekkilinin gemi donatanının talebi çerçevesinde Mongolia bayraklı M/V Leonardo isimli gemiye, sadece İstanbul Boğaz Geçişi ile sınırlı olacak şekilde acentelik hizmeti vermeyi kabul ettiğini, Rusya’dan Tuzla’ya boş olarak tamire gelen geminin 26.08.2017 tarihinde İstanbul Boğazı’na geldiğini ve Kumkale açıklarına demirleyerek boğaz geçişi sırasını beklemeye başladığını, demir yerinde beklerken deniz ve hava koşulları nedeniyle teknenin kırıldığını ve gemi personelinin davalının personeli tarafından tahliye edildiğini, davalının römorkörlerinin kırılan teknenin bir kısmını karaya oturttuğunu, kalan kısmının ise battığını, davalının online işlem sayfasında 234.082,86 TL borçları bulunduğuna dair bir hesaplamanın bulunduğunu, tekneye verilen hizmetin sorumlusunun gemi donatanı Splinter Shipping Ltd. olduğunu, davalının acentelerin ödeme konusunda donatanla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu bildirdiğini, acentelik hizmeti başlamadan gerçekleşen mücir sebep/deniz kazası nedeniyle hizmetin verildiğini, deniz kazası öncesinde veya sırasında davalı şirketten bu şekilde bir hizmet talebi olmadığını ileri sürerek müvekkilinin davalı şirkete 234.082,86 TL borcunun olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili tarafından gemiye hizmet verildiğini, hizmet tarifesi uyarınca davalı şirkete borç tahakkuku yapıldığını, davacının acente olduğunun 25.08.2017’de bildirildiğini, gemiye verilen hizmet tarihinin ise 27.08.2017 olduğunu, SP 1 raporlarından da görüleceği üzere geminin hizmete konu seferine ilişkin olarak hizmet verilmesi halinde kılavuzluk/römorkör ücretlerinin kendileri tarafından ödeneceğinin müvekkiline beyan ve taahhüt edildiğini, Hizmet Tarife’sinin 1.4.3. maddesi gereğince hizmet talep eden acentelerin donatan ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumluluklarının bulunduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, geminin 26.08.2017 günü saat 17.19’da Boğaz’a girmeden demirlediği, Boğaz geçişi izni için beklemeye başladığı, ancak 27.08.2017 tarihinde deniz kazasına maruz kaldığı, olayın geminin Boğaz geçişini yapamadan meydana geldiği, TTK m.105 (2) hükmü gereğince, gemiye verilen hizmet nedeniyle geminin acentesinden ancak gemi donatanına izafeten talepte bulunulabileceği, davalı kuruluşun verdiği hizmet karşılığında tahakkuk ettirdiği hizmet alacağını gemi donatanına veya ona izafeten acenteye değil, doğrudan davacı acenteye yapmış olmasının, TTK m.105 (3) hükmüne aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının MV Leonardo isimli geminin Deniz kazası nedeniyle 234.082,86 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 11.992,65 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 29.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.