Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/5503 E. 2023/51 K. 09.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5503
KARAR NO : 2023/51
KARAR TARİHİ : 09.01.2023

MAHKEMESİ : …Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
HÜKÜM : Yeniden esas hakkında hüküm kurulması

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 04.10.2011 tarihinden hisselerini devrederek şirketten ayrıldığı 11.09.2015 tarihine kadar davalı şirkette müdür olarak çalıştığını, ancak davacının şirket müdürü olarak bu dönemde hak ettiği aylık net ücret alacağı olan 2.700,00 TL’yi alamadığını, davacının ücret alacağına hak kazandığının sabit olduğunu, ancak bu tutarın davacıya hiç bir zaman ödenmediğini belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 04.10.2011 tarihinden itibaren ödenmeyen şimdilik 35.000,00 TL aylık ücret alacağının işleyecek reeskont faizi ile ödenmesine karar verilmesini talep etmiş olup 15.05.2019 havale tarihli dilekçesiyle talebini toplamda 106.559,00 TL’ye artırmıştır.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıya ücret ödenmesine ilişkin şirket tarafından alınmış herhangi bir kararın bulunmadığını, davacının o dönemde şirkette bulunan tek yetkili olduğunu, aynı zamanda mali müşavir olduğunu, davacının şirketten sürekli para aldığını, buna ilişkin dekontların bir kısmının dosyaya sunulduğunu, bir kısım çeklerin ve evrakların bulunmadığını ve şirketten ayrılan davacıya bu konuda ihtarname keşide edildiğini, muhasebe programında bütün ücret ödemelerinin kayıtlı olduğunu, aksine davacının davalıya borçlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı şirket yönetiminde çalışmasından kaynaklı olarak hak etmiş olduğu ücretin ödendiğine dair davalının savunmasını, yasal ve geçerli delillerle kanıtlayamadığı, şirketin muhasebe kayıtlarında yapılan inceleme sonucu davacının bakiye ücret alacağının bulunduğu, kısmi ödemeler düşüldükten sonra 106.841,12 TL ücret alacağının bulunduğu, ancak faiz isteminin ilk ücret alacağının doğduğu 04.10.2011 tarihinden değil, her bir ücret alacağının doğduğu ay itibariyle faiz işletilmesi suretiyle tahsili gerektiği, bu nedenle davacının faiz isteminin bu suretle yerinde görülmediği ve ay ay doğan ücret alacağına bulunduğu ay başından itibaren faiz işletilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, yasal kesintiler infazda dikkate alınmak suretiyle 106.841,12 TL toplam ücret alacağının her bir aylık ücret hak kazanılan tarihten itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıya ücret ödeneceğine ilişkin herhangi bir karar alınmadığını, davacıya bu nedenle ücret ödenemeyeceğini, davacının kendi düzenlediği evrakla hak kazanamayacağını, defter kayıtlarına göre davacının şirkete borçlu olduğunu, bunun takasa tabi olacağını, davacının ihtirazi kayıt sunmadan aldığı ödemelerde önceki ayın ödemelerinin de alındığının kabul edilmesinin gerektiğini, 11.09.2015 tarihli şirket pay devri ile şirketin ibra edilerek ortaklıktan ayrıldığını, davacının şirketten herhangi bir alacağının kalmadığını, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, hesaplamanın hatalı yapıldığını, yeminin usulsüz olduğunu belirterek usul ve kanuna aykırı bulduğu İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılıp davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının toplam alacağının 106.841,12 TL olduğu tespit edilmiş ise de, davacı vekilinin 15.05.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile toplam alacak talebini 71.559,00 TL daha artırarak 106.559,00 TL’ye yükselttiği ve taleple bağlı kalınarak hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin yapmış olduğu istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne, yasal kesintiler infazda dikkate alınmak suretiyle 106.559,00 TL toplam ücret alacağının her bir aylık ücrete hak kazanılan tarihten itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek temyiz talebinde bulunmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının davalı şirkette müdür olarak çalıştığı dönem için ücret alacağına hak kazanıp kazanmadığı, varsa bu alacağın miktarı noktalarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 104 üncü maddesinin birinci fıkrası.

3. Değerlendirme
1.Dava, limited şirket müdürlüğünden kaynaklanan huzur hakkı alacaklarının tahsili istemine ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince davacının hak kazandığı ücrete ilişkin yapılan kısmi ödemelerin mahsubu ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.

2.Ancak, davalı şirket tarafından ihtirazi kayıt konmadan kabul edilen dönemsel edimlerde öncekilerin alındığının kabulünün gerekeceğine ilişkin savunma, yargılama sırasında, istinaf ve temyiz aşamalarında ileri sürülmesine rağmen Mahkemece göz önüne alınmamıştır.

3.Dönemsel olarak tahakkuk eden alacaklara ilişkin 6098 sayılı Kanun’un 104 üncü maddesine göre, dönemsel borçların ifasında sonraki dönemde tahakkuk eden borcun ifa edilmiş olması, önceki dönemki borçların ödendiğine karine oluşturmaktadır.

4.Hâl böyle olunca, davacının da şirket ortağı ve müdürü olması nedeniyle şirketin tüm defter ve kayıtlarını düzgün ve gerçeğe uygun tutmakla yükümlü olduğu, 6098 sayılı Kanun’un 104 üncü maddesi gereğidir. Hem bu nedenlerle hem de davacı ortağın şirketteki hisselerini devredip ortaklıktan çıktıktan sonra pay devri sözleşmesinde belirtmediği hususlarda dava ikame etmesi de 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2 nci maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekirken Mahkemece yazılı gerekçelerle karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin temyiz harcının isteği hâlinde temyiz eden davalıya iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.