YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5572
KARAR NO : 2022/9486
KARAR TARİHİ : 27.12.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18.06.2019 tarih ve 2017/205 E. – 2019/296 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 22.04.2021 tarih ve 2019/1363 E. – 2021/586 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı Şirketin 2016/30266 sayılı “makro teknik tape” ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilinin adına tescilli “MACRO/MAKRO” ibareli markalara dayalı olarak bu başvuruya yaptığı itirazın, Markalar Dairesi Başkanlığınca kısmen yerinde görülerek başvuru kapsamından bir kısım hizmetlerin çıkarıldığını, başvurunun tümden reddi istemiyle bu karara yaptıkları itirazın ise YİDK tarafından yerinde görülmediğini, oysa taraf markalarının benzer mal ve hizmetleri kapsadıklarını, başvuru konusu ibarenin de müvekkiline ait “makro” ve “macro” ibareli markalar ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, ayrıca müvekkili Şirket markalarında kullanılan renkler ile başvurusu yapılan markanın görselinin de aynı renkleri taşıdığını, itiraza konu başvuru ile müvekkili markalarının birbirinin serisi olarak algılanacağını, bu durumun da iltibas ihtimalini doğurduğunu, müvekkilinin ayrıca www.macrocenter.com.tr alan adının sahibi ve işletmesinin de sahibi olduğunu, bu nedenlerle 556 sayılı KHK’nın 8/5 maddesi anlamında bir üstün hakkının bulunduğunu, müvekkili markalarının kullanım sonucu yoğun ayırt edicilik kazandıklarını, dolayısıyla müvekkilinin “macrocenter” ve “macro” markalarının herkes tarafından bilinen markalar olduklarını, “Macro” ibaresinin tesciline izin verilmesi halinde başvuru sahibinin müvekkilinin tanınmışlığından haksız yararlanacağını, bunun ötesinde müvekkili firmaya ait markaların ayırt edici karakterlerinin zedeleneceğini, başvuru sahibinin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK’in 2017-M-2593 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Kurum vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetler yönünden dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, müvekkilinin 1998 yılından bu yana faaliyetlerini sürdüren bir firma olduğunu, “Macro” ve “Makro” ibarelerinin ayırt ediciliklerinin düşük bulunduğunu, müvekkili başvurusu ile davacı markaları arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığını, Kurum nezdinde “macro/makro” ibareli çok sayıda markanın tescilli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 2016/30266 sayılı “Makro Teknik Tape” ibareli başvuru ile davacı yanın “makro” ve “macro” ibaresi etrafında münhasıran ya da muhtelif ek unsurlarla tescil ettirdiği markaları arasında, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi uyarınca iltibasa yol açacak derecede bir benzerliğin mevcut olmadığı, davacı yanın kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığı iddialarının, “macrocenter+şekil” markalarına ilişkin ve yalnızca 35. sınıf perakendecilik hizmetleri alt grubunda kabul edilebileceği, başvuru konusu markadan ise zaten bu hizmet sınıfının çıkartıldığı, 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesinin kalan mal ve hizmetler bakımından uygulanabilir olmadığı, davacı yanın www.macrocenter.com.tr alan adına dayalı olarak aynı KHK’nın 8/5 maddesi anlamında üstün bir hakkının bulunmadığı, başvuru konusu markanın kötüniyetli bir tescile dayandığına ilişkin hiçbir emarenin dosya kapsamında olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, “MAKRO TEKNİK TAPE” ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet “MACRO/MAKRO” asıl unsurlu marka işaretleri arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira “Macro” ve “Makro” ibarelerinin Türkçe’de büyük, geniş anlamlarına geldiğinden ayırt ediciliklerinin oldukça düşük bulunduğu, her ne kadar tescilli olduğu sürece markanın korunması esas ise de bu ibareyi içeren markaların koruma kapsamlarının dar değerlendirilmesi gerektiği, diğer bir deyişle, anılan ibarenin ortak olarak yer aldığı markalarda yapılacak küçük değişikliklerin dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldıracağının kabulü gerektiği (bknz. Dairemizin 12.01.2015 tarih, 2014/14005 Esas, 2015/59 Karar sayılı ilamı), buna göre dava konusu başvuruda “MAKRO” ibaresinin yanında “TEKNİK TAPE” ibaresi ile renk ve şekil unsurlarına yer verildiği gözetildiğinde, dava konusu markanın davacının itirazına mesnet markalarından yeterince farklılaştığı, taraf marka işaretleri benzer olmadığından, davacının itirazına mesnet markalarının tanınmış olup olmadığının tartışılmasının sonuca etkili bulunmadığı, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olarak yapıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 27.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.