YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5576
KARAR NO : 2023/359
KARAR TARİHİ : 18.01.2023
MAHKEMESİ : …. Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki şirket yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Arthor Güç Sistemleri A.Ş.’nin 2008 yılında müvekkili ile hakim ortak konumundaki davalı Arobus Araç İmalat San. Tic. A.Ş. ve diğer pay sahipleri tarafından kurulduğunu, 2012 yılından itibaren davalı konumunda bulunan hakim şirket yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile davaya konu şirket yöneticilerinin kurumsal yönetim ilkesini gözetmeyerek hukuka aykırı işlemler yaptıklarını, bunun sonucunda şirketin özvarlığını 2/3 oranında kaybettiğini, müvekkilinin hakim şirket yönetiminden ayrılmasının akabinde ARTHOR A.Ş.’den hizmet alımını azalttığını ve ARTHOR A.Ş.’nin kârlılığı ve hizmet kapasitesinin sona erdirildiğini, AROBUS A.Ş.’nin ticari defterleri üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesiyle davaya konu ARTHOR A.Ş.’nin iştigal alanına giren konularda hizmet alımlarına ilişkin faturalar ve bu hizmetlerin kimden alındığının tespiti ile uğranılan zararın tespit edilebileceğini iddia ederek davaya konu hukuka ve ahlaka aykırı uygulamalar sebebiyle uğradığı zararların, talep tutarı daha sonra artırılmak üzere şimdilik 10.000,00 TL’nin zararın meydana geliş tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan tahsiline ve Arthor Güç Sistemleri A.Ş.’ne ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili ve … vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazında bulunduklarını, davalı şirket yönetim kurulunda tüzel kişilik olarak üye olmadığı gibi müvekkili şirket tarafından yönetim kurulunda yetkilendirilmiş herhangi bir gerçek kişi yöneticinin de bulunmadığını, diğer müvekkili …’nun da ilgili şirkette yönetim kurulu üyesi olmadığını, dolayısıyla her iki müvekkili açısından açılan sorumluluk davasının hukuki dayanağının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Diğer davalılar …, …., … ve … vekilleri cevap dilekçesinde, müvekkili ….’in gerek Arthor Güç Sistemleri A.Ş. gerekse Arobus Araç İmalat San. A.Ş.’de yönetim kurulu üyesi ya da yönetim görevlisi olmadığını, bu nedenle müvekkili … açısından davanın husumetten reddi gerektiğini, davacının yapılan bütün genel kurullara katıldığını, davanın açıldığı tarihten geriye dönük iki yılın başlangıcı olan 02.10.2015’ten önceki tarihlere ait iddialarının zamanaşımına uğradığını savunarak davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı Arthor Güç Sistemleri A.Ş.’nin 2015 yılı kurumlar vergisi beyannamesinin incelenmesinde, 2015 yılını 36.901,92 TL zararla kapattığı, bu zararın satış gelirlerinin bir önceki döneme göre yarı yarıya azalmasından kaynaklandığı, buna rağmen satış karlılığının yükseldiği, 2016 yılını ise 141.862,32 TL kâr ile kapattığı, bu kârın da satış gelirlerinin bir önceki 2015 yılı dönemine göre nerede ise iki katı artış göstermesinden kaynaklandığı, her iki döneme ait faaliyet giderlerinin de nerede ise aynı tutarlarda gerçekleştiği ve bu anlamda şirketin 2015 yılında zarar etmesinin faaliyet giderlerine bağlı bulunmadığı ve satış gelirlerinin düşmesinden kaynaklandığı, 2016 yılında tekrar yükselen satış hacmi neticesinde şirketin yeniden karlı duruma geçtiği, 2015 ve 2016 yıllarına ait faaliyet giderlerinin, şirket yönetim kurulunun, şirketi fahiş giderlere muhatap etmek suretiyle zarara uğrattığı iddiasını dayanaksız kıldığı, üzerinde hakimiyet tesis edilen şirkette gerçekleştirilen sermaye artırımı ve işlem yapılacak firmanın tercihi gibi konularda hâkim teşebbüs konumundaki davalı şirketin tercihlerinin uygulanıyor olmasının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 202 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında sorumluluk doğurmayacağı, davacının ileri sürdüğü hususlarda davalıların ortağı oldukları şirketi zarara uğratma kastı ile yapılan işlemler olarak değerlendirilemeyeceği, özen yükümüne uygun şekilde alınan kararlar sonucu uğranılan zararlardan dolayı da sorumlu olmayacakları sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda istedikleri şekilde inceleme yapılmadığını, tasdik sürelerini ve bilançoda yer alan hususları açıklayan bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, hiçbir şekilde çalışmayan, sadece stokta kalanları tüketen bir şirketin genel yönetim ve pazarlama satış ve dağıtım giderleri olmasının şirketin uğramış olduğu zararın açık bir göstergesi olduğunu, bilirkişilerin faal olmayan bir şirket için gereksiz veya fahiş oranda yönetim giderleri, satış ve pazarlama giderleri yapıldığını açık bir şekilde tespit edemediklerini, sermaye artırım kararına katılmayan hakim şirket yönetici ve yetkililerinin, ortaya çıkan bu durum ve zarardan sorumlu olduklarını fakat bu hususun bilirkişi raporunda değerlendirilmediği, müvekkilinin yönetim kurulu başkanlığından ayrıldığı 2012 yılından itibaren hakim şirket tarafindan alınan otomotiv ve uygulama mühendisliği hizmetlerine ilişkin faturaların varlığının, davaya konu bağlı şirketten hizmetlerin alınmayıp, başka şirketlerden hizmet alımı yapılması ayrıca bu üçüncü şirketin hakim ortağının davalılardan birisinin yakını olması hususlarının kötü niyetin göstergesi olduğunu, hakim şirketin, şirket anasözleşmesini, azınlık pay sahibinin muhalefetine rağmen değiştirdiğini, bu değişiklik neticesi hakim şirketin bağlı şirketle rekabet yapar hale geldiğini ve ortaklardan …’ın, hakim şirketin rüçhan haklarına düşen kısmı kullanarak şirkette çoğunluk pay sahibi statüsü kazanmasına hizmet ettiğini, Arthor A.Ş. aleyhine, genel kurul kararının iptali ve özel denetçi talebi ile açılmış dava bulunduğu için anılan davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, atanacak bir özel denetçi sayesinde eldeki davada bilirkişilerin incelemekten imtina ettiği veya kaçındığı belge ve bilgilerin, tarafsız ve tam yetkili denetçi tarafından tespit edilebileceğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirket yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun’un 553 ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.