YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5603
KARAR NO : 2023/350
KARAR TARİHİ : 18.01.2023
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki ipoteğin fekki davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının eşi … tarafından …Yeniköy mevkiinde bulunan 2902 parsel numaralı tarla vasfındaki taşınmazda …’ün doğmuş ve doğacak borçları için davacının rızası alınmadan İng Bank A.Ş. lehine kefil olmak suretiyle ipotek tesis edildiğini, eşlerden birinin bir başkasının borcuna kefil olması halinde diğer eşin rızası aranması gerektiğini; ancak bu durumun iki istisnası bulunduğunu, bunlardan birinin mahkeme kararına istinaden verilen ayrılık kararı diğerinin de kanunen ayrı yaşama hakkı olduğunu, mevcut durumda müvekkili ile eşi arasında bu istisnalardan herhangi biri bulunmayıp olağan bir evlilik hayatı devam ettiğini, bu sebeple yapılan kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, davacının eşinin yaptığı kefalet sözleşmesinin ve bu sözleşme neticesinde ilgili tarla üzerinde kurulan ipoteğin de geçerli olmadığını ileri sürerek İng Bank A.Ş. lehine kurulmuş olan ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı … vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu ipotek senedinde yer almadığını, ipoteğin fekki davasında tarafların ipotekli taşınmazın maliki ve ipotek alacaklısı olması gerektiğini, taşınmaz malikinin eşi olduğunu iddia eden davacının taşınmaz üzerinde herhangi bir hakkı olmadığından aktif husumet ehliyeti ve dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını, ayni güvencede eşin rızasına gerek olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı İNG Bank A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacının iddiasının aksine davacının eşinin kişisel bir kefaleti söz konusu olmayıp, sadece üçüncü kişi lehine verdiği ipotek bulunduğunu, davanın lehine ipotek verilen Çerkezoğulları İnşaat Nakliyat Turz. Tekstil Taah. İth. İhrc. San. ve Tic. Ltd. Şti.’ne ihbarı gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
3.Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı …’in adına kayıtlı 2902 sayılı parselde bulunan taşınmaz üzerinde davalı banka lehine ipotek tesis ettirdiği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 194 üncü maddesindeki düzenleme uyarınca ancak ipotek edilen taşınmazın aile konutu olması halinde eşin rızasının alınması gerektiği, getirilen tapu kaydından ipoteğe konu taşınmaz üzerinde aile konutu şerhi bulunmadığı, 4721 sayılı Kanun’un 1023 üncü maddesi uyarınca tapuya güven ilkesi esas olduğundan davalı bankanın da eşinin muvafakatını alması zorunluluğu bulunmadığından yapılan ipotek sözleşmesinin geçerli olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 603 üncü maddesinde kefalet benzeri kişisel güvence verilmesine ilişkin başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere kefalet hükümleri uygulanacağı belirtilmiş olup, dava konusu ipotek tesisi aynî bir güvence olduğundan 6098 sayılı Kanun’un 603 üncü maddesinin mevcut uyuşmazlıkta uygulanma imkânı olmadığı gibi bu maddenin aile konutunun korunmasına ilişkin 4721 sayılı Kanun’un 194 üncü maddesini aile konutu olmayan taşınmazlara yönelik genişletilmesine de imkân vermediği, ipoteğin fekki davasının ipotek alacaklısına karşı yöneltileceği gerekçesiyle davalı İNG Bank yönünden davanın esastan reddine, diğer davalılar yönünden husumetten reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B.İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6098 sayılı Kanun’daki düzenlemenin eşin haberi olmaksızın kefil olan ve bu yolla ailenin bütün geleceğini karartacak bir yükümlülük altına girecek diğer eşin bazı işlemlerini peşinen önlemeye yönelik olduğunu, bir eşin yazılı izni olmaksızın diğer eşin kefil olmasının kanuna aykırı olduğunu, ilgili kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, kefalet sözleşmesi geçerli olmadığından ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, emredici olan ve aileyi korumayı amaçlayan kanun hükmüyle beraber düşünüldüğünde ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, dava konusu ipotek sözleşmesinin tarafı olmadığı, ipoteğe konu taşınmazın aile konutu niteliğinde de olmadığı gibi davacının eldeki davada taraf sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1. Kefalet sözleşmesinin ancak eşin rızası ile geçerli olabileceğini, basiretli bir tacir olarak davalı bankanın bu hususu bilmesi gerekeceğini,
2. İpotek akit tablosunda ipoteğin kefaleten verildiği belirtilmekte olup, kefalet iradesiyle şahsi teminat olarak verilen ipotekten doğan mali sorumluluğun davalı bankaya ait olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
3. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, geçersizlik nedenine dayalı ipoteğin kaldırılması istemine yöneliktir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
4721 sayılı Kanun’un 850 inci, 6098 sayılı Kanun’un 603 üncü maddeleri.
C. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Taşınmaz ipoteğine ilişkin hükümlerin 4721 sayılı Kanun’un 850 inci maddesi ve devamında ayrıca düzenlenmiş bulunmasına ve 6098 sayılı Kanun’un 603 üncü maddesine göre kişisel güvence niteliği taşımayan ipotek tesisinde eş rızasının aranmamış olmasına göre Bölge Adliye Mahkemesi kararının yerinde olduğu anlaşılmıştır.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.