Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/5614 E. 2023/81 K. 10.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5614
KARAR NO : 2023/81
KARAR TARİHİ : 10.01.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından davacı aleyhine kambiyo senetlerine özgü takip başlatıldığını, takibe konu 400.000,00 TL bedelli senet üzerindeki davacı firmaya ait kaşenin taklit edildiğini, senet üzerindeki imzanın senet borçlusu görünen davacı şirketin eski ortağına ait olduğunu, imzalar üzerine taklit edilmiş kaşenin basıldığını, tarafların cari kayıtları incelendiğinde takibe konu alacakla ilgili herhangi bir kayda rastlanamayacağını, senetle ilgili ödememe protestosu çekilmediğini ileri sürerek davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının sahte olduğunu iddia ettiği kaşe ile daha önce de işlem yaptığını, senedin düzenlendiği tarihte şirket ortağı olan borçlu … ‘un senedin vadesinden bir gün önce şirket ortaklığından ayrıldığını, davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bono bir ödeme aracı olup mevcut bir borcun tasfiyesine yönelik olarak verildiğinin kabulü gerekeceği, sebepten bağımsız olarak soyut bir hukuki işlem şeklinde olan bonodan dolayı borç altına giren kişilerin bu senedin bedelsiz olduğu konusundaki iddiasında ispat külfetinin borçluya ait olduğu, diğer menfi tespit davalarından farklı olarak kıymetli evrak ilişkisinden kaynaklanan menfi tespit davalarında borç ikrarı anlamı taşıyan bonodan dolayı alacaklının alacağını ispat etmesi zorunluluğu bulunmadığı, davacı taraf senet altındaki kaşenin şirketlerine ait olmadığını iddia etmiş ise de kaşe senedin zorunlu unsuru sayılmayacağından takibe konu senedin kambiyo senedi vasfını etkilemeyeceği, ispat yükü üzerinde olan davacının borçlu olmadığını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin eksik inceleme ile karar verdiğini, kaşenin zorunlu unsur olduğunu, senet borçlusu …’un senedi şahsi olarak verdiğini beyan edip mahkemece bu beyanın dikkate alınmadığını, kaşenin sahte olup olmadığı yönünde bir inceleme yapılmadığını, senedin vade tarihinde …’un şirket yetkilisi olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu senet üzerinde iki adet imza bulunmakta olup senet üzerinde …’un ismi ve Armis İnş. Ltd. Şti.’nin kaşesinin bulunduğu, senedin tanzim tarihi itibarıyla …’un Armis İnş. Ltd. Şti.’nin yetkilisi olduğu ve senet üzerinde imzalardan birisinin şirket kaşesi üzerine, diğerinin açığa atıldığı dikkate alındığında hem …’un, hem de Armis İnş. Ltd. Şti.’nin senetten sorumlu olduğunun kabulü gerekeceği, şirket kaşesi bononun zorunlu unsurlarından olmayıp kaşenin bulunması ya da bulunmamasının senedin geçerliliğini etkileyemeyeceği, dava konusu senedin davacı şirketin kayıtlarında yer almamasının senetten kaynaklanan borcu ortadan kaldırmayacağı, davacı tarafın senet nedeniyle borçlu olmadığı yönündeki iddiasını ispatlayacak yazılı bir delil sunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 776 ncı maddesinin birinci fıkrası.

3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

10.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.