YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5633
KARAR NO : 2023/347
KARAR TARİHİ : 18.01.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
HÜKÜM : Esastan ret
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 26.03.2010 tarihinde davalı şirketin Bank… şubesindeki hesabına 95.000,00 TL ödünç verdiğini, ödünç verilen miktarın ödenmemesi üzerine Bakırköy 7. İcra Müdürlüğünün 2014/14819 E. sayılı dosyasında 95.000,00 TL asıl alacak 61.471,59 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 156.471,59 TL banka dekontuna bağlı alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan takibe vaki itirazın haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile %20’den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiş, yargılama aşamasında takibe kadar işlemiş faiz taleplerinden feragat etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, müvekkil şirket bünyesinde 2000 ile 2011 yılları arasında işletme müdürü olarak çalıştığını, anılan miktarın müvekkili şirketin yapmış olduğu işlerde elde ettiği gelir olup davacıya ait olmadığını, paranın işçi işveren arasındaki güven ilişkisine dayalı olarak işletme müdürü olan davacı nezdinde tutulduğunu, 26.03.2010 tarihli havale ile paranın müvekkili hesabına aktarıldığını, paranın ödünç olarak verilmediği belirtilen tarihte davacının şirkette çalıştığını, Çerkezköy 2. İş Mahkemesinin 2012/253E. sayılı dosyasında tanık olarak dinlendiğini, gelir düzeyini belirterek şirketin işletme müdürü olduğunu beyan ettiğini savunarak davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında işçi işveren ilişkisinin bulunduğu, davacının herhangi bir açıklama içermeyen 26.03.2010 tarihli havale ile davalı hesabına 95.000,00 TL gönderdiği, davacı davalıya ait iş yerinde işçi olarak çalıştığından gönderilen havalenin borç olarak gönderildiği konusunda ispat yükünün davacıda olduğu, havale dekontlarında havalenin ne amaçla yapıldığı belirtilmedikçe kural olarak havalenin, mevcut bir borcun tediyesine yönelik olarak yapıldığınin kabul edileceği, somut uyuşmazlıkta havale dekontunda borca ilişkin herhangi bir açıklama yapmaksızın açıklama kısmında “Polinet Ambalaj” ibaresine yer verilmesi karşısında havalenin davalının iddiası gibi davacı uhdesinde tutulan davalı şirkete ait paranın ödenmesi amacı ile yapıldığının kabul edildiği, davacının ödünç verme iddiasını kanıtlayamadığı, takibin haksız olmasına rağmen kötü niyetli yapıldığının anlaşılamadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalının sabit olmayan kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B.İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili süresinde istinaf dilekçesinde özetle; 2010 yılında şirketin ekonomik kriz yaşayıp çalışanların maaşlarını dahi ödeyemeyince, müvekkilinin patronlarının talebiyle kendi taşınmazını ipotek ettirerek Akbank… şubesinden 95.000,00 TL kredi çektiğini, bu parayı davalının Bank… şubesindeki hesabına EFT yapılmasını talep ettiğini, EFT dekontunu sunduklarını, müvekkilinin patronlarının bu kredi borcunu ödeyeceklerini söylemelerine rağmen ödemediklerini, müvekkilini bir süre sonra işten çıkardıklarını, ön inceleme duruşmasında davalının defterlerine dayandıklarını ve incelenmesini talep ettiklerini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (6100 sayılı Kanun) 222 nci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca delillerini davalı şirketin defterlerine hasrettiklerini, Mahkemenin 06.07.2017 tarihli celsede kanıtlama yükümlülüğünün davalıda olduğunu beyanla delillerini sunması için 2 haftalık kesin mehil verildiğini, defterlerini bilirkişi incelemesine sunmadığını, bilirkişinin hakimin yerine geçerek görev sınırını aşarak delilleri taktir ettiğini, rapora itiraz ederek başka bir bilirkişiden rapor alınmasını istediklerini, yargılamanın uzamaması için takip öncesi işlemiş faiz taleplerinden feragat ettiklerini, 6100 sayılı Kanun’un 222 nci maddesinin beşinci fıkrası gereğince davalı ticari defterlerini sunmadığından iddialarının ispat edildiğini, davalı şirket kredi taksitlerini ödemeyince eşinin arabasını satıp krediyi ödediklerini, belgeleri dilekçe ekinde sunduklarını, müvekkilinin işçilik alacaklarının da ödenmediğini beyanla Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı vekilinin istinafa cevap ve katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; davacının istinaf dilekçesinde yargılama sırasında ileri sürmediği iddiaları ileri sürdüğünü ve yeni delil sunduğunu, buna muvaffakatlarının bulunmadığını, davacının ispat külfetini yerine getirmediğini, davacının 2000 yılından 2011 yılı 7 nci ayına kadar şirket müdürü olarak çalıştığını, şirket eski hissedar tarafından devredilince davacının etik dışı hareketlerde bulunup elindeki belgeleri kötüye kullanarak şirketi mağdur ettiğini ve haksız kazanç peşinde koştuğunu, gerek davacıya duyulan güven gerekse işveren vekilliği pozisyonu gereği davacının zaman zaman şirkete ait paraları uhdesinde tuttuğunu, havale işleminde ödünce dair açıklama bulunmadığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11.02.2016 tarihli ve 2015/9525 E., 2016/1384 K. sayılı kararına göre davacının müvekkilinin hesabına açıklamasız gönderdiği havalenin hukuki niteliğinin bir borç ödeme vasıtası olup aksini iddia eden davacının ispat yükü altında olduğunu, havale tarihinden 4 yıl 4 ay geçtikten sonra müvekkili aleyhine dava açılmasının düşündürücü olduğunu, davacının delilleri arasında davalı ticari defterlerini saydığını, açıkça münhasıran tacir olan davalının defterlerindeki kayıtları kabul ettiğini belirtmediğini, davacının davalı şirkete borç para vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, istinaf taleplerinin davalı aleyhinde kötü niyet tazminatına hükmedilmemesi olduğunu, öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre alacağının bulunmadığını bildiği ve bilmesi gerektiği durumda icra takibine girişen alacaklının kötü niyetli kabul edileceğini beyanla davacının istinaf talebinin reddine, davacı aleyhine asgari %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının defter ibraz etmemesinin ispat yükünü ters çevirmeyeceği, davacı tarafça banka dekontu dışında delil sunulmadığı, istinaf dilekçesinde ileri sürülen delillerin dikkate alınmayacağı, bu delillerin de ispat için yeterli olmayacağı, davacı tarafça davalı defterlerine münhasır delil olarak dayanılmadığından ve başka deliller arasında davalı defterleri de sayıldığından, delillerin davalı defterlerine hasredildiğinin ileri sürülemeyeceği, davacının 2010 yılında borç verdiğini ileri sürdüğü dikkate alındığında, davalı şirketten 2011 yılı 7 nci ayında ayrılan davacının, dava tarihine kadar geçen süre içerisinde de ödünç vermiş olduğu paranın iadesini istememesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacının davasını ispatlayamadığı, davacının kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Şirket hesabına bu paranın yatırılması için kredi çektiğine ilişkin belgelerin istinaf dilekçesi ekinde sunulduğunu, şirket yetkililerince geri ödeyecekleri vadedildiği halde yerine getirilmediğini, müvekkili temerrüde düşünce eşinin arabasını satıp kalan borcu ödediğini, açıkça davalı defterlerine dayanıldığını; ancak davalının defterlerini ibraz etmediğini, temyiz dilekçesinde bildirilen Yargıtayın emsal kararları gereği davanın ispat edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının, havaleden sonra 14 ay davalı şirkette çalışmasına rağmen yeni hissedar yapısına kavuşan müvekkili şirketten bahse konu parayı dört yıl sonra talep etmesinin kötü niyetli bir davranış olduğunu belirterek kararın kötü niyet tazminatı bakımından bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacı tarafından davalı hesabına gönderilen paranın ödünç olarak verildiği iddiasına dayalı itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 222 nci maddesi ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67 nci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.