Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/565 E. 2021/5340 K. 23.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/565
KARAR NO : 2021/5340
KARAR TARİHİ : 23.06.2021

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 22.10.2020 tarih ve 2018/494-2020/556 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından duruşmalı, davalı vekili tarafından duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 22.06.2021 günü hazır bulunan davacı vekilleri Av. …, Av. … ile Av. …, davalı vekili Av. … ve Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı Energaz A.Ş.’nin %29,5 oranına tekabül eden hissesinin davacı müvekkiline ait olduğunu, Energaz A.Ş.’nin kuruluşundan itibaren değerinin önemli miktarda arttığını, … isimli şirketin 22.12.2006 tarihli raporunda Energaz A.Ş.’nin değerini 151.600.000.- USD olarak belirlediğini, müvekkilinin 15.12.2007 tarihinde dava dışı Global Yatırım Holding A.Ş. ile Hisse Alım Satım Ön Protokolü imzaladığını, buna göre Energaz A.Ş. değerinin 150.000.000.- USD kabul edilip müvekkilinin bu şirketteki hisselerine 43.807.500.- USD değer biçildiğini, Turkmall Market Yatırım İnş. Tic. A.Ş. unvanlı bir şirketin de davacının yönetim kurulu başkanı …’a yazdığı 18.06.2008 tarihli mektupta davacının Energaz A.Ş.’deki %29,5 hissesine 63.000.000.- USD teklif edildiğini, yine Foncier& Financiere Monceau isimli firmanın Energaz A.Ş.’ye 15.10.2008 tarihi itibariyle 160 ile 180 milyon USD değer biçtiğinin göründüğünü, buna göre de davacı hisselerinin 47,2 milyon ile 53 milyon USD arasında olabileceğini, 2010 yılının Nisan ayında şifaen Okyanus A.Ş.’ye Energaz A.Ş.’nin 80.000.000.- USD’ye ihtiyaç olduğu, bunun en az yarısının sermaye artırımı ile karşılanacağının ifade edildiğini, aksi halde EPDK’nin lisansı iptal edeceğinin söylendiğini, o esnada Okyanus A.Ş.’nin sermaye artırımına katılmasının imkansız olduğunu, özellikle 2010 yılının başından itibaren oluşturulan bu baskının dayanılmaz hale geldiğini, davacı şirketin yönetim kurulu başkanı ve Energaz A.Ş. yönetim kurulu üyesi …’un 23.09.2008 tarihinde gözaltına alınıp 12.03.2014 tarihine kadar tutuklu kaldığını, ilginç bir şekilde bir davacı Okyanus A.Ş.’nin Energaz A.Ş.’deki hisseleri ve bir daire dışında …’in tüm malvarlığına tedbir konulduğunu, …’in tutuklu olduğu zaman dilimi içinde 01.05.2009 tarihinde davacı şirket ile dava dışı Polar Finance Yatırım Danışmanlığı A.Ş. arasında danışmanlık sözleşmesi imzalandığını, bu firmanın yetkilisinin aynı zamanda davalının da danışmanlığını yaptığını, böylece menfaat çatışması sebebiyle hak ve yetkilerini kötüye kullanarak davacı hisselerinin mümkün olduğunca düşük bir fiyatla pazarlanmasına sebep olduğunu, 04.05.2010 tarihinde davacı şirket ile Tefirom’un Energaz A.Ş.’deki hisselerinin tamamını 25.591.500.- USD’ye davalı şirkete sattıklarını, bu bedelin 16.062.750.- USD’sinin %29,50 hissesi karşılığı davacı müvekkiline ait olduğunu, …’un aile fertleri olan davacı şirket yetkililerine psikolojik ve manevi baskılar yapılarak iradelerinin ifsat edildiğini, hisselerin devir ve satışının baskı ve korkutma yoluyla gerçekleştirildiğini, tehdit yöntemleri izlendiğini, 10.07.2012 tarihinde ise Global Yatırım Holding A.Ş.’nin Enerji Yatırım Holding A.Ş.’deki hissesini 75.000.000.- USD’ye yine davalıya sattığını, neredeyse 5 kat fazla bedelle satış yapıldığını, edimler arasında aşırı orantısızlık bulunduğunu, müvekkilinin ekonomik bir yıkıma uğratıldığını, işlemin temelinde ahlaka aykırılık yattığını ileri sürerek müvekkilinin 04.05.2010 tarihinde 16.062.750.- USD karşılığında Energaz A.Ş.’deki %29,5 oranındaki hissesinin devrine dair sözleşmenin hükümsüzlüğünün tespti ile iptalini, tarafların edimlerinin karşılıklı olarak iadesini, sözleşme tarihinden dava tarihine kadar davacı hisselerine isabet eden Energaz A.Ş. kâr paylarının ticari faizi ile birlikte tahsilini, hükümsüzlük ve iptali talebinin kabul görmemesi halinde dava tarihindeki müvekkili zararının hisseler satılmasa idi dava tarihinde baliğ olacak gerçek değeri ve devir neticesinde mahrum kalınan kâr nazara alınarak bilirkişilerce tespiti ile ticari faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, gabin, hata, hile, ikrah için hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının Energaz A.Ş.’deki %29,5 hissesi için ödenen 16.062.750.- USD’nin o tarihteki piyasa şartları ve şirketin mali durumu/ malvarlığı dikkate alındığında fahiş derecede düşük bir meblağ olmadığını, davacının dayanak aldığı 3. kişi rapor ve tekliflerinin 2008 küresel ekonomik krizinin başlamasından ya da bu krizin ağır sonuçlar doğuracağının anlaşılmasından önce kaleme alındıklarını, … raporunun Energaz A.Ş. için değil Global A.Ş. için ve dava konusu satıştan çok önce düzenlendiğini, kaldı ki bu rapor/tekliflerin dönemin şartlarına göre çok yüksek olduğunu, nitekim bu 3. kişilerle satışın yapılmadığını, müvekkilinin 2008 ekonomik krizinin etkilerinin sürdüğü ve başka bir talipli de çıkmadığı zamanda davacı ile mutabık kalarak hisseleri satın aldığını, bugüne kadar hisse devir bedelinin düşüklüğüne dair bir itirazın gelmediğini, nitekim hisse başına birebir aynı bedelle hisse satan Tefirom’un da bu yönde bir itirazının olmadığını, müvekkilinin Global A.Ş.’ye dava konusu hisse devrinden 2 yıldan fazla bir süre sonra %26,6 oranındaki hisse için değil Energaz (Enerya) ın %50 hissesi için 75.000.000.- USD ödediğini, bu süre zarfında Energaz A.Ş. sermayesinin %233 artırılıp 30.000.000.-TL’den 100.000.000.-TL’ye çıkarıldığını, abone sayısının %70 oranında, öz kaynak tutarının 3 kata yakın artırıldığını, beher hisse bazında ise Global A.Ş.’ye daha az, davacıya daha çok para ödendiğini, payların satılması teklifinin davacıdan geldiğini, başka bir taliplinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketçe dava dışı şirketteki hissesinin değerinin çok altında bir bedel ile devredildiği iddia edilmiş ise de, yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporundaki tespite göre 04.05.2010 devir tarihindeki şartlarla devir bedelinin makul piyasa değerini yansıttığı, edimler arasında aşırı nispetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, davacı şirketin dava dışı şirketteki hissesinin değerinin çok altında bir bedel ile davalı şirkete devredildiği iddiasına dayalı hisse devrine ilişkin sözleşmenin hükümsüzlüğünün tespiti ve iptali, kâr paylarının işlemiş ve işleyecek faizi ile tahsili, sözleşmenin iptali talebinin kabul edilmemesi halinde uğranılan zararın tazminat olarak tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine dair verilen ilk karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 04.07.2017 tarih ve 2016/2200-4078 sayılı ilamı ile “…ahlak ve adaba aykırı sonuç doğuran ya da kolaylaştıran borçlandırıcı akitler de batıl sayılmalıdır. Ayrıca kişisel veya ekonomik hürriyeti kabul edilmez derecede ya da olağanüstü bir biçimde sınırlayan sözleşmeler ahlak ve adaba aykırı düşer. Sözleşmeye bağlanan sınırlamalar, borçlunun kişiliği ve bekası için zorunlu olan koşulları olağanüstü şekilde tehlikeye düşürmemeli, onun için katlanılamaz ve çökertici bir düzeye gelmemelidir. Yoksa kişi ekonomik özgürlüğünü yitirir ve alacaklının mutlak iradesine tabi duruma gelir. Onun için yasa birçok özel hükümle borçlunun tahammül edilemeyecek borçlarını tenzil ve refedilmesine izin vermiştir. Somut olayda, davacı şirket hisselerinin davalı tarafından gerçek değerinin oldukça altında bir bedelle satın alındığını, taraf edimleri arasında aşırı nispetsizlik bulunduğunu ileri sürmüş olup, edimler arasında aşırı nispetsizlik bulunan sözleşmelerin ahlaka aykırı olduğu, kesin hükümsüzlük yaptırımına tabi bu durumun ise hak düşürücü süreye tabi olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği gözetilmek suretiyle, işin esasına girilerek bir değerlendirme yapılması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken davanın reddinin doğru olmadığı” gerekçesiyle bozulmuştur. Dairemizin bozma ilamına uyan mahkemece bilirkişi heyetinden kök ve ek rapor alınarak tarafların edimleri arasında aşırı nispetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de alınan bilirkişi kök ve ek raporlarına karşı hem davacı, hem de davalı tarafından ciddi ve teknik itirazlar ileri sürülmüş, ayrıca taraflarca bilirkişi raporlarının alınmasından önce ve sonra çeşitli uzman görüşleri de dosyaya sunulmuş olmasına rağmen, tarafların itirazları Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde karşılanmamıştır.
Mahkemece bozmaya uyulduğuna ve tarafların raporlara karşı teknik itirazları olduğuna ve göre sermaye piyasasında, şirket değerlendirme konusunda ve hisse devrine konu şirketin faaliyet gösterdiği sektörde uzman birer bilirkişiden oluşan yeni bir bilirkişi heyetinden itirazların denetime elverişli olacak şekilde karşılandığı, sunulan uzman görüşlerinin değerlendirildiği şekilde rapor alınıp davacı şirkete ait hisselerin satış tarihi itibariyle şirket değerlendirme esas ve yöntemlerine göre değerlerinin belirlenmesi, davalı şirketin davacıdan aldığı hisseleri dava dışı şirkete sattığı tarih itibariyle şirketin ulaştığı yeni durum ve dolayısıyla şirketin yeni durumuna ve aradan geçen zamandaki enflasyona vs. göre hisse değerine etki eden tüm hususlar gözetilerek dava konusu hisse satışında satış tarihi itibariyle tarafların edimleri arasında kesin hükümsüzlük sebeplerinden olan ahlaka aykırılık derecesinde bir nispetsizlik bulunup bulunmadığının tespiti ile ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu yönden davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerden dolayı davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 23.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.