Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/5804 E. 2022/8488 K. 29.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5804
KARAR NO : 2022/8488
KARAR TARİHİ : 29.11.2022

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 18.04.2019 tarih ve 2015/2 E. – 2019/244 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar …, … vekilleri tarafından duruşmalı, davacı vekilince duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline geri çevrilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra iade edildiği anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 29.11.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı … vekili Av. …, davalı … vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili; davalılardan …, …, …, … ve …’ın müvekkili şirketin yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptıklarını, …’ün Genel Müdür vekili, …’un Genel Müdürü Yardımcısı, …’ın Muhasebe Müdürü, …’nun Muhasebe Müdürü, …’nın Ticaret Müdürü olarak çalıştıklarını, şirketin 1991 yılından itibaren kampanyalardan otomobil sattığını, davalıların usulsüz ve karışık işlemleri nedeniyle şirketin zarara uğratıldığını, davalıların bilerek ve isteyerek yaptıkları işlemler nedeniyle yargılanarak mahkum olduklarını, bilirkişilerce ve Maliye Bakanlığı hesap uzmanlarınca yapılan incelemeler sonucunda şirketin 613.322,17 TL zarara uğratıldığını iddia ederek 613.322,17 TL zararın zarar tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili; müvekkilinin ceza yargılamasında beraat ettiğini, şirket kurucusu olmasına karşın hiçbir toplantıya katılmadığını, oturum ücreti almadığını, Konya’da oturduğunu, bu yüzden davacı şirketin kampanyalarından doğan zararıyla ilgisinin sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili; müvekkilinin 15/03/1993 tarihinde işe başladığını, 26/08/1993 tarihinde şirketin kayyım yönetimine geçtiğini, 15/06/1993 günlü 45 sayılı yönetim kurulu kararı ile müvekkili dahil 3 kişiye yetki verildiğini, iki imzanın şirketi ilzam ettiğini müvekkilinin kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı …; kampanya araç dağılımının yönetim kurulunca yapılmadığını, genel müdürün görevi olduğunu yönetim kurulu üyeliğinin 24/08/1993 günü sona erdiğini, görevin sona ermesi anında şirket kasasının sayılmadığını, devir teslim yapılmadığını, kendisinin sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı …; görevde olduğu dönemde düzenlenen 4 adet kampanyanın hiçbirinde görev almadığını, hiçbir sözleşmede imzasının bulunmadığını, yaptığı görevin bir formalitenin yerine getirilmesinden ibaret olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece uyulan bozma ilamı ve alınan bilirkişi raporuna göre, davacı … Turz. İşl. Yat. San. ve Tic. A.Ş. tarafından yürütülen 5 adet otomobil kampanyalarına son katılma tarihi belirli olmasına rağmen süresinden sonra kampanyalara fazladan kişi kabul ettikleri, sonradan iştirakçı olarak kabul edilenlere araçların öncelikli olarak verildiği, kampanya sonrasında verilemeyen araçların bulunduğu, gerçek hak sahibi olan iştirakçilere kampanya şartnameleri hükümlerine göre dondurulmuş sabit fiyatlarla verilmesi gerektiğinden otomobiller temin edilirken satıcı firmalara yersiz olarak fark ödemesi yapılmak suretiyle davacı şirketin zararına sebebiyet verildiği, şirket parasının usulsüz olarak kişiler menfaatine kullanıldığı, muhasebe kayıtlarında hileli işlemler yapıldığı, usulsüz olarak kasadan ödeme yapılmış gibi gösterildiği, hesaptan yapılan ödemelerin kasadan yapılmış gibi muhasebe kayıtları tutulduğu, bu suretle de şirketin zarara uğratıldığı, en son uzman bilirkişi heyetince verilen 62 sayfadan ibaret 23.05.2018 tarihli raporda belirlenen gerçekçi ve bilimsel verilere göre 525.407,80 TL’lik otomobil kampanyaları ile ilgili oluşturulmuş olan komisyona şirket yönetim kurulu kararı ile üye olarak görevlendirilen ve bu işlemlerle ilgili temsil ve ilzama yetkili kılınan yönetim kurulu başkanı …, genel müdür vekili …, muhasebe şefi …’nun müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, bütün otomobil kampanyalarının bu komisyon sorumluluğu altında yürütüldüğü, alınan karar ve yapılan işlemlerden komisyonda görev almış şahısların sorumlu olmadıkları veya bilgileri dışında yapıldığı yönündeki savunma ve itirazların yasaya uygun mazeret sayılamayacağı, 372.924.00 TL’lik zarardan da genel müdür vekili …, yönetim kurulu başkanı …, muhasebe müdürü …’ın müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, 43.021,53 TL’lik zarardan muhasebe müdürü …, bakiyesi 40.409,52 TL’den …’ın sorumlu olduğu, 2.770,38 TL’den muhasebe müdürü Cumhur Ceylan’ın sorumlu olduğu, 105.72 TL’lik zarardan …’nun, bakiyesi 217.89,49 TL’den …’ın, 10.000 TL kasa açığından muhasebe müdürü …’ın, yine kalemdeki şirket zararı (alınan demirbaş malzemeleri bedeli cari hesaptan ödenmiş olması, buna rağmen kasadan ödenmiş gibi işlem yapılmasından kaynaklanan zarar) 81.21 TL’den …’ın sorumlu olduğu, sorumlu olunan bu miktarlara zarar tarihinden itibaren faizde uygulanması gerektiği, ancak mahkemece verilen kararlarda hüküm altına alınan ve temyiz edilmeksizin ya da temyiz süresi geçirilmek suretiyle kesinleşen miktarlar göz önünde tutularak buna göre sorumlulukların belirlenmesi gerektiği, Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 1994/127 esas, 1995/195 karar sayılı kararıyla davalıların arsa satım usulsüzlüğünün yanısıra işbu davaya konu otomobil kampanyasındaki usulsüzlük nedeniyle de mahkumiyetlerine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, TBK 74.maddesi ile eski BK 53.maddesinde Ceza Mahkemesi kararının Hukuk Hakimini bağlayıp bağlayamayacağı, bağlayacak ise hangi hususlarda bağlayacağı hususunun düzenlendiği, Hukuk Hakiminin Ceza Hakimi tarafından verilen beraat kararı ile yine kusurun değerlendirilmesi ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı ile bağlı değil ise de Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 1994/127 Esas sayılı davasında işbu davada davalı olan sanıklar yönünden mahkumiyet kararı kesinleştiğinden zarardan sorumlu olmadıkları yönündeki savunmalarına hukuken itibar edilemeyeceği, ancak bütün davalılar için talep edilen tazminatlar yönünden sorumlulukları, görev ilişkileri değerlendirilmiş, buna göre Hukuk Hakimi ceza mahkemesinden verilen maddi gerçeklikle ilgili subuta ilişkin mahkumiyet kararına hukuken itibar etmesi de gerektiği gerekçesi ile davalılar …, … ve … yönünden hüküm kesinleşmiş olmakla yeniden bu davalılar yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davalılar … vefatı ile (yasal mirasçıları …, …, …’nın) müştereken ve müteselsilen olmak üzere davalı …’nun, davalı … ve davalı …’in 525.407,80 TL’den zararın oluştuğu tarih olan 03/02/1995 tarihinden itibaren işletilecek kademeli değişen oranda yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen bu miktar alacağın kendilerinden tahsili ile davacıya verilmesine, davalı … yönünden de bu alacağın 3.025,18 TL’lik kısmı ile bu kısma zararın oluştuğu tarih olan 03/02/1995 tarihinden itibaren kademeli değişen oranda yasal faiz uygulanmak suretiyle bu miktar alacağın tahsilde tekerrüre sebebiyet verilmeksizin diğer davalılar yanında müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, … ve … yönünden Ankara 20. AHM’sinin 16.03.2004 tarih 1998/351 E- 2004/104 K sayılı kararı ile davanın reddine dair verilen karar kesinleşmiş olmakla bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili, davalı … ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacı şirketin eski yöneticileri olan davalıların eylemlerinden dolayı şirketin uğradığı zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece bozmaya uyulduğu halde bozmada gösterilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla yeniden rapor alınması yoluna gidilmiş ancak mahkemece alınan bu rapora neden itibar edilmediği karar gerekçesinde tartışılmamış, bozmadan önceki rapor tutarları esas alınarak karar verilmiştir.Verilen bu karar, bozma gereklerine uygun olmadığı gibi sonraki rapora itibar edilmediği takdirde de tarafların itirazlarını değerlendirecek yeni bir bilirkişi raporu alınmaksızın yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu durumda mahkemece öncelikle davacı şirketin zarar kalemini oluşturan kampanya usulsüzlüklerinin ayrı ayrı belirlenip, alınan ancak kime satıldığı belirlenemeyen kayıp araç sayısının ve buna ilişkin zararın somut olarak tespit edilmesi ile davalı … ve …’ün de hangi nedenle hangi zararlardan sorumlu olduklarının da kesin olarak belirlenmesi gerekmektedir.
O halde yukarıda belirtilen eksikleri gidermeyen ve eksik incelemeye dayalı kararın temyiz eden taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı ve davalı … ve davalı … vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün taraflar yararına BOZULMASINA,takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan ayrı ayrı alınarak yekdiğerine verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine,
29.11.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.