Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/5845 E. 2023/295 K. 16.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5845
KARAR NO : 2023/295
KARAR TARİHİ : 16.01.2023

MAHKEMESİ : …Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
HÜKÜM : Ret

Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin “BULVAR ANTALYA” ibareli marka başvurusuna, müvekkiline ait “BULVAR SAMSUN” ve “BULVAR YAŞAMA VE ALIŞVERİŞ MERKEZİ +şekil” ibareli markalarına dayanarak 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (556 sayılı KHK) 7, 8 ve 35 inci maddeleri ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 54 ve devamı maddeleri gereğince yaptıkları itirazın nihai olarak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddedildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraf markalarının benzer olduğunu, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek YİDK kararının iptali ile dava konusu başvurunun tescili hâlinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak bir benzerlik göstermemekle birlikte başvuru ile itiraza mesnet markalarda, ortak/benzer unsur olan “BULVAR” ibaresinin “ağaçlıklı cadde” anlamına gelen ve gerek anlamı gerek yaygın kullanımı nedeniyle başvurunun tescilinin talep edildiği 37. sınıfta ayırt edici niteliği düşük ve farklı firmalar tarafından farklı eklerle kullanımı mümkün bir adlandırma türü olduğunu, başvuru kapsamındaki mal/hizmetlerin itiraz markalarının kapsamındaki mal/hizmetlerden farklı olduğunu, dolayısıyla işaretler ve mal/hizmetler bir arada değerlendirildiğinde iltibas ihtimalinden söz edilmesinin mümkün olmadığını, YİDK kararının usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili markası ve davacının itirazına mesnet markaları arasında benzerlik olmadığı gibi karıştırılma ihtimalinin de bulunmadığını, iki marka arasında öncelikle yazılış stilleri, yazıların çerçevelenme şekilleri, renklendirilmeleri ve en önemlisi marka isimlerinin birbirlerinden çok ayrı olduğunu, Samsun İli’nde alışveriş merkezi olarak hizmet veren “BULVAR SAMSUN” markası ile temelinde inşaat ve inşaat hizmetleri veren “BULVAR ANTALYA” markası arasında haksız rekabete yol açabilecek herhangi bir durumun söz konusu olmadığını, hizmet sunulan alanların farklı olması sebebiyle aralarında rekabet olabilecek bir alanın doğmadığını, davacının markasının müvekkilinin markasının hizmetlerine katkı sağlayabilecek düzeyde tanınan bir marka olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu marka ile davacının dayanak markaları arasında ortak durumda bulunan “BULVAR” ibaresinin şehir içinde ağaçlı, geniş cadde anlamına geldiği ve ilgili tüketici tarafından bilineceğini, anılan ibarenin dava konusu markanın kapsamında bulunan hizmetler bakımından hizmetin verildiği yere işaret etmesi nedeniyle ayırt ediciliğinin zayıf olduğu, ayrıca “BULVAR” ibaresinin bir konum bildirir niteliği dikkate alındığında mal/hizmet sunumunun gerçekleştirildiği konuma ilişkin bilgi aktarır durumda olması nedeniyle de bir kişinin tekeline bırakılabilecek bir ibare olmadığı, zira “BULVAR” ibaresinin bir konu aktarımı yapılırken herkes tarafından kullanılabileceği, dava konusu markada yer alan diğer unsurun, başka bir coğrafi konum belirten ve ülkemizdeki illerden birisi olan “Antalya” ibaresi olduğu, davacının dayanak markalarından 2011/60384 tescil numaralı markasında asli unsurun bir parçası olan ve yine ülkemizdeki illerden biri olması nedeniyle coğrafi konum belirten “Samsun” ibaresine yer verildiği, davacı markalarındaki “YAŞAM VE ALIŞVERİŞ MERKEZİ” ibarelerinin markalardaki konumlandırılma durumları ve markaların tescil kapsamındaki mal/hizmetlerin sunuldukları yerlere işaret eder nitelikte olmaları da dikkate alındığında tali unsur oldukları, taraf markalarındaki asli unsurlar kapsamında ortak unsur durumunda bulunan “BULVAR” ibaresi nedeniyle markalar arasında işitsel, görsel ve anlamsal olarak benzerlik ilişkisi söz konusu olsa da markalar bütünsel olarak değerlendirildiğinde ve “BULVAR” ortak unsurunun taraf markaları bakımından ayırt ediciliğinin zayıf olması karşısında, davacı markasındaki asli unsurun bir parçası durumunda bulunan “ANTALYA” ibaresinin markaların ayırt edilmesi için yeterli olduğu, taraf markalarının tescil kapsamındaki hizmetler arasında aynılık/benzerlik/ilişkili olma durumunun bulunmadığı, taraf markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca iltibas bulunmadığından YİDK kararının yerinde olduğu ve hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu marka ile müvekkilinin itirazına mesnet markaları arasında iltibas riskinin bulunduğunu, davalı şirketin seçenek özgürlüğü varken müvekkili markaları ile benzer olan dava konusu marka başvurusunun haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının kötü niyetli olduğunu, bilirkişi raporunun hükme esas alınacak nitelik ve nicelikte bulunmadığını, itirazlarına rağmen tek bir bir bilirkişi raporu ile karar tesisinin usul, yasa ve müstekar içtihatlara aykırı olduğunu, ek-1 olarak sundukları teknik raporun bilirkişiler tarafından incelenmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 tarih, 2014/11-696 E. ve 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmediği, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmediği, dava konusu marka başvurusunun “BULVAR ANTALYA” ibareli olduğu, “ANTALYA” ibaresinin coğrafi yer adı olup ayırt ediciliği bulunmadığından dava konusu başvuruda asli unsurun “BULVAR” ibaresi olduğu, davacının itirazına mesnet “BULVAR SAMSUN YAŞAM VE ALIŞVERİŞ MERKEZİ” ve “BULVAR YAŞAM VE ALIŞVERİŞ MERKEZİ” ibareli markalarında yer alan “SAMSUN” ibaresi coğrafi yer adı olduğundan, “YAŞAM VE ALIŞVERİŞ MERKEZİ” ibarelerinin de tescil kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin sunuldukları yere işaret ettiğinden ayırt edicilikleri bulunmadığı, taraf markalarında asıl unsur olarak ortak yer alan “BULVAR” ibaresinin uyuşmazlık konusu 37. sınıf mal ve hizmetler bakımından ayırt ediciliğinin zayıf olduğunun söylenemeyeceği gibi aksinin kabulünde dahi coğrafi yer adı olan ve kimsenin tekeline bırakılamayack “ANTALYA” ibaresinin dava konusu başvuruya ayırt edicilik sağlamayacağından İlk Derece Mahkemesinin aksi yöndeki kabulüne iştirak edilmediği, bu itibarla taraf marka işaretleri arasında “BULVAR” ibaresinin asıl unsur olarak yer almasından kaynaklı görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, dava konusu markanın 37. sınıfta, davacının itirazına mesnet markalarının ise 36, 41 ve 35. sınıfın 01,02,03,04 ve 05. (genel mağazacılık) alt gruplarında tescilli olduğu, taraf markalarının tescil kapsamlarında yer alan mal ve hizmetler aynı tür olmadığı gibi mal ve hizmetler arasında benzerlik de bulunmadığından 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi koşulları bulunmadığı, davacı tarafça, dava dilekçesinde diğer iddiaların yanında dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğu ileri sürüldüğü hâlde İlk Derece Mahkemesince olumlu-olumsuz bir değerlendirme yapılmadığı, davacının, davalı Kurum nezdindeki itirazında kötü niyet iddiasına dayanmadığından, işbu davadaki YİDK kararının iptali istemi yönünden dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürmesi mümkün değilse de davadaki hükümsüzlük talebi yönünden bu iddiasının değerlendirilmesi gerektiği, davacı tarafça dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunun ispatına dair bir delil sunulmadığı gibi dava konusu marka ve davacının itirazına mesnet marka işaretleri arasında benzerlik bulunması tek başına kötü niyet ve hükümsüzlük nedeni oluşturmadığı, dava konusu marka tescil başvurusunun kötü niyetli olmadığı kanaatine varıldığından davacının bu yöndeki iddiasının yerinde görülmediği gibi emtia benzerliği şartı gerçekleşmediğinden davacı markaları ile iltibas oluşturmayan ve kötü niyetli de bulunmayan dava konusu marka tescilinin haksız rekabet teşkil etmediğinin tabii olduğu, sonuç olarak Mahkemece taraf marka işaretleri arasında benzerlik bulunsa da emtia benzerliğine ilişkin şart gerçekleşmediğinden somut olayda 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yazılı koşulların bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm tesisinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı başvuruna konu markanın kendi markası ile iltibas riskinin olduğunu, tek bir bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilemeyeceğini, bilirkişilerin dava konusu marka başvurusu ile davacının dayanak gösterdiği markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas ihtimali bulunmadığına yönelik tespitinin teknik olarak doğru olmadığını, bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadan tek rapora dayanılarak karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı tarafından yapılan marka başvurusuna davacının itirazının davalı Kurum tarafından reddine yönelik işlemin iptaline ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.