Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/5878 E. 2022/7999 K. 09.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5878
KARAR NO : 2022/7999
KARAR TARİHİ : 09.11.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22.02.2018 tarih ve 2016/591 E. – 2018/124 K. sayılı kararın davacı/karşı davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi’nce verilen 22.10.2020 tarih ve 2020/69 E. – 2020/194 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline geri çevrilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra iade edildiği anlaşılmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı-Karşı davalı vekili; müvekkilinin davalı şirketin %40 hissedarı ve üç şirket müdüründen biri olduğunu, ancak, buna rağmen kendisine kanunen tanınmış olan kar payı haklarının yanı sıra bir maaş dahi alamadığını, bilgi alma ve inceleme hakkının bir yılı aşkın süredir kanuna ve ahlaka aykırı olarak engellendiğini, bu hususta keşide edilen ihtarnamelerin semeresiz kaldığını, diğer davalı ortaklar tarafından müvekkilinin şirket merkezine alınmadığını, şirketin iş ve hesapları hakkında bilgi alamayan müvekkilinin şirketteki hisselerini bedelsiz olarak devrederek ortaklıktan çıkmaya zorlama amacı güdüldüğünü ileri sürerek davalı şirketin haklı nedenle feshine, müvekkilinin şirketten doğan hak ve kazançlarının tespit edilerek dava tarihinden itibaren en yüksek ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 22/11/2016 tarihli dilekçesi ile; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla alacak olarak talep ettiği dava değerini 300.000.- TL olarak belirtmiş, buna ilişkin harcı yatırdığına dair makbuzu da dosyaya ibraz etmiş, karşı davanın ise reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar-Karşı davacılar vekili; öncesinde merkezi Yalova olan ancak 29.09.2014 tarihinde merkezinin Beşiktaş/İstanbul’a taşıyan müvekkili şirkete davacının müşterek imza yetkilisi olarak atandığını, 01/10/2014 tarihinde ise, şirket yetkilisi …’nin tek hissedarı olduğu şirkete olduğunu, müvekkili şirketin 3. müdürü olan davacının şirket müdürü olan diğer müvekkili …’nden şirketin sözde vergi borçlarını ödeyeceğini belirterek ödeme aldığını, oysaki şirketin böyle bir borcunun bulunmadığını, davacının sahte tahakkuk fişleri düzenlediğini, bu nedenle savcılığa şikayette bulunulduğunu, davacının bilgi almasının engellenmediğini, davacı ile iletişimin koptuğunu, davacının genel kurula katılmadığını, bu nedenle şirket işlerinin aksadığını, davacının kar payı ödemesi taleplerinin abesle iştigal olduğunu, zira kar bulunmadığını, aksine ödenmesi gereken borçların olduğunu, davacının müvekkili şirket ve diğer şirket ortaklarını uğratmış olduğu zararlar ve hukuka aykırı eylemleri nedeniyle yürüyen bir savcılık soruşturmasının yanında 3 adet başlatılmış icra takibinin olduğunu, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, karşı davasında ise; davacı ile şirketin diğer ortakları arasında davacı hakkındaki şikayetler, davacının şirket ve ortaklara karşı girişmiş olduğu usulsüzlükler nedeniyle taraflar arasında güven ilişkisi sona erdiğinden şirketin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; asıl dava yönünden; Cumhuriyet Savcılığı soruşturma dosyasına yansıyan olaylar nedeniyle taraflar arasındaki güvenin ortadan kalktığı, buna göre de şirketin feshinde her iki tarafın da menfaatinin bulunduğu, davacının şirketten alacağı herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığı, aksine şirkete sermayeden kaynaklı borcunun bulunduğu, bu nedenle davacının 22/11/2016 tarihli dilekçesi ve harçlandırma makbuzu ile talep ettiği 300.000.- TL’lik davasının da reddine karar vermek gerektiği, karşı dava yönünden ise; feshine karar verilecek şirket bulunmadığından, karşı dava yönünden davanın konusuz kaldığı gerekçeleri ile, asıl davanın kısmen kabulü ile dava konusu yapılan davalı Rxsuplies Tıbbi Cihazlar İlaç ve Malzeme Kozmetik Medikal İmalat İhracat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’nin TTK’nın 636/3 maddesi gereğince haklı nedenlerle feshine ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak…’ın atanmasına, davacının alacak talebinin reddine, asıl davada feshi istenen şirket hakkında fesih ve tasfiye kararı verilmiş olmakla konusuz kalan karşı dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı-karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalı şirket ortakları arasında savcılığa intikal eden güveni kötüye kullanma ve dolandırıcılık suçlarından dolayı yürüyen adli soruşturmanın bulunduğu, şirket ortakları arasında güven ilişkisinin geriye dönülemez şekilde sarsıldığı, şirketin feshinde her iki tarafın da menfaatinin bulunduğu dosya kapsamıyla sabit olduğundan, ilk derece mahkemesinin kararı ve gerekçesi yerinde ise de, şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin davanın ortaklık tüzel kişiliğine karşı açılması gerekli ve yeterli olup, husumet mahkemece re’sen gözetilmesi gereken bir husus olup, şirket ortak ve müdürüne de husumet yöneltilmesi doğru olmadığından, davacı-karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kaldırılarak ve yeniden hüküm kurularak, asıl davanın kısmen kabulü ile dava konusu yapılan davalı Rxsuplies Tıbbi Cihazlar İlaç ve Malzeme Kozmetik Medikal İmalat İhracat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’nin TTK’nın 636/3 maddesi gereğince haklı nedenlerle feshine ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak…’ın atanmasına, davalılar … ve …hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacının alacak talebinin reddine, asıl davada feshi istenen şirket hakkında fesih ve tasfiye kararı verilmiş olmakla konusuz kalan karşı dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karara karşı, taraf vekillerince temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
1- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 ve devamı maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371.maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre, taraflar vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Asıl dava, TTK m.636/3 kapsamında limited şirketin haklı nedenle fesih ve tasfiyesi ile hak ve alacakların tahsili istemi, karşı dava ise, yine şirketin haklı nedenle feshi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, asıl davanın kısmen kabulü ile şirketin haklı nedenlerle fesih ve tasfiyesine, şirkete tasfiye memuru atanmasına ve davacının 300.000.- TL olan alacak talebinin reddine karar verilmiş, karşı dava yönünden ise, asıl davada fesih ve tasfiye kararı verilmiş olmakla dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı-karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, Bölge Adliye Mahkemesince de, gerçek kişi ortaklar bakımından pasif husumet yokluğu yönünden gerekçelendirerek yeniden hüküm kurulmuştur. Mahkemece, asıl davada, gerçek kişi davalılar yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olmasına rağmen, hüküm fıkrasında “davalılar” ibaresine yer verilmiştir. Ayrıca asıl davada, davacının 300.000.- TL olan alacak talebi reddedilmiş olmasına rağmen, davalı şirket lehine eksik vekalet ücretine hükmedilmiştir. Ancak bu durumlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın asıl dava yönünden kurulan hüküm fıkrasında; “davalılara” ve “davalılardan” ibarelerinin hükümden çıkarılarak davalılar yerine “davalı şirkete” ve davalılardan ibaresi yerine “davalı şirketten” şeklinde yazılmasına, yine hükmün 6’nci bendinde “….23.950,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine,” şeklindeki ibarenin kaldırılarak yerine “….29.450,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı şirkete verilmesine,” ibaresinin eklenmesine ve kararın düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 09/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.