Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/5904 E. 2023/1244 K. 02.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5904
KARAR NO : 2023/1244
KARAR TARİHİ : 02.03.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/302 Esas, 2021/522 Karar
HÜKÜM : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/285 E., 2017/1071 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili ve duruşma istemsiz olarak katılma yolu ile davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 28.02.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat …… ile davalı vekili Avukat … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket adına kayıtlı taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt istasyonu ile ilgili olarak 15 yıl süreli intifa hakkı tesisi ve yatırım hakkındaki protokol ve eklerinin taraflar arasında 03.08.2007 tarihinde akdedildiğini, intifa hakkının 09.08.2007 tarihinde tapuya işlendiğini, 12.03.2009 tarihli Rekabet Kurulu kararı gereğince taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesinin 18.09.2010 tarihinde sona erdiğini, bu nedenle ifası hukuken ve fiilen imkansız hâle gelen intifa dönemi için müvekkili tarafından ödenen ve kıstelyevm usulü ile hesap edilmiş olan kısmın denkleştirici adalet prensibi uyarınca 507.097,92 TL’lik alacaktan mahsubu sonucu 505.114,23 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın hukuki sebebinin sebepsiz zenginleşme olduğunu, uygulanması gereken 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, aksinin kabulü hâlinde müvekkilinin iyi niyetli sebepsiz zenginleşen olduğunu ve ancak iade anında elinde olanı iade etmekle mükellef olduğunu,
alınan bedel ile istasyona kalıcı yatırımlar yapıldığını ve bu yatırımların keşfen mahallinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile tespitinin gerektiğini, müvekkili şirket ticari defter ve kayıtlarının da incelenmesi gerektiğini, kaldı ki 425.000,00 USD + KDV bedelin 15 yıl için ödenmediğini, bu bedelin 5 yıl için ödendiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Rekabet Kurulu tarafından alınan 12.03.2009 tarihli karar ile 18.09.2005 tarihine kadar yapılan ve bu tarihten sonra süresi 5 yılı aşan bayilik sözleşmesi ile bağlantılı kredi sözleşmeleri, ekipman sözleşmeleri, uzun süreli kira sözleşmeleri ya da uzun süreli intifa hakkı tanınması gibi şahsi ya da ayni hakların rekabet yasağı süresini fiilen uzatacak sözleşmelerin 18.09.2010 tarihinde sona ereceğinin kabul edildiği, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi ve buna bağlı olarak yapılan intifa hakkına ilişkin protokol 03.08.2007 tarihli olup Rekabet Kurulu kararı gereğince 18.09.2010 tarihinde sona erdiğinin kabulü ile davacının 15 yıl süre için davalıya ödediği 425.000,00 USD intifa hakkı bedelinin yaklaşık 12 yılı karşılıksız kaldığından dava tarihi itibariyle davacının karşılıksız kalan intifa hakkı bedelini talep edebileceği gerekçesiyle kıstelyevm usulü ile hesap edilen intifa hakkı bedelinin davacının talebi ile bağlı olmak üzere belirlenen 505.114,23 TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin tebliğinin usulsüz olduğunu, cevap dilekçesi ve zamanaşımı def’inin süresinde olduğunu, kaldı ki zamanaşımı def’i süresinde olmasa bile bu def’inin ıslah yolu ile ileri sürelebilmesinin mümkün olduğunu, bu çerçevede 09.06.2015 havale tarihli dilekçede terditli olarak ıslah yolu ile zamanaşımı def’inde bulunulmuş ise de, bu talebin de haksız ve hukuka aykırı olarak reddedildiğini, davacının talebinin kaynağının sebepsiz zenginleşme olduğunu, davacı tarafla müvekkili arasında imzalanmış olan sözleşmelerin, 18.09.2010 tarihini aşan kısmının geçersiz olduğunu, geçersiz bir sözleşmeye dayanan edimlerin iadesinin ise ancak sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre istenilebileceğini, sebepsiz zenginleşmenin doğduğu 18.09.2010 tarihinde ve sürenin dolduğu 18.09.2011 tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 66 ncı maddesi uyarınca da zamanaşımının 1 yıl olup davanın bu süre içinde açılmadığını, zamanaşımı def’i reddedilse bile, müvekkilinin iyi niyetli sebepsiz zenginleşen olduğu hususunun nazara alınması gerektiğini ve kabul anlamına gelmemek kaydıyla davaya konu zenginleşmeden elinde kalanı iade etmekle yükümlü olduğunu, davacı şirketten alınmış olan intifa bedeli ile istasyona kalıcı teknik yatırım yapılıp yapılmadığı hususu ise müvekkilinin ticari defter ve kayıtları üzerinde ve ayrıca mahallinde keşfen yapılacak olan bilirkişi incelemesi ile sübuta erebilecek bir durum olmasına rağmen Mahkeme tarafından talebi kabul edilmeyerek bu hususa ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmayan raporlar hükme esas alınarak eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini, davacı şirketin kağıt üzerinde 15 yıl için ödediği bedelin esasında 5 yıllık intifa bedeli olduğunu ilettiğini, akaryakıt istasyonunun mevcut konumu dikkate alındığında bu bedelin mümkün olmadığını, bu hususun da değerlendirmesinin yine sektör bilirkişi tarafından yapılması ve raporda bu hususa ilişkin inceleme ve değerlendirmelere yer verilmediğini savunarak kararın kaldırılarak davanın reddini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Rekabet Kurulu’nun 12.03.2009 tarihli duyurusuyla akaryakıt sektöründe intifa sözleşmesinin muafiyetten yararlanma süresi en fazla beş yıl olarak belirlenmiş olup beş yılı aşan sözleşmeler bakımından 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’nde tanınan muafiyet koşullarının ortadan kalkacağının belirtildiği, Rekabet Kurulu kararı uyarınca 18.09.2005 öncesi yapılan sözleşmelerin beş yıllık süresi 18.09.2010 tarihinde son bulmuş, sonraki tarihli sözleşmeler ise imza tarihinden itibaren beş yılın eklenmesiyle bulunacak tarihte sona ereceğinden bu duyuru sonrası davaya konu Muğla İli, Ula İlçesi, Köprübaşı Mahallesi, Sivridağ Mevki, 18 ada, 17 parsel sayılı taşınmaz üzerinde 09.08.2007 tarihli, 15 yıl süre ile davacı lehine tesis edilen intifa hakkının, 22.12.2010 tarihinde davacı vekilinin “… İntifa hakkından 25.000,00 TL bedelle feragat ettiğimizden taşınmaz üzerindeki intifa hakkının terkin edilmesini arz ve talep ederim.” şeklindeki beyanı sonucu terkin edildiği, bayilik sözleşmesinin sona ermesi nedeni ile bakiye intifa süresine tekabül eden intifa bedelinin iadesi talebini içeren davanın, temelinde bayilik sözleşmesi, intifa hakkı tesisi vaadi ve yatırım hakkında protokol kaynaklı olup 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 146 ncı maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğundan Mahkemece işin esasına girilmesinde bir isabetsizlik görülmemekle birlikte, davacı tarafın intifa hakkından 25.000,00 TL bedel karşılığında feragat etmiş olması karşısında bayilik sözleşmesinin feshi nedeniyle kalan intifa süresi için talep edilebilecek bedelin 25.000,00 TL ile sınırlı olması karşısında, Mahkemece davanın 25.000,00 TL üzerinden kabul edilmesi gerekirken tamamen kabul edilmesinin isabetli görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yolu ile davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf incelemesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 355 inci maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ile sınırlı olduğu belirtilmişse de davalı tarafından dahi ileri sürülmeyen ve ancak def’i konusu olabilecek bir gerekçeye dayanılarak yapıldığını ve hatta re’sen delil toplanarak yerel Mahkeme kararının ortadan kaldırıldığını, tapudaki terkin işlemlerinde matbu beyanın nazara alınmasının kabulü hâlinde dahi müvekkili şirketin tapudaki terkin işlemi öncesinde yazılı ihtarname ile dava konusu alacak haklarını açık bir şekilde tuttuğunun yargılamada maddi vakıa olarak incelenmesi gerektiğini ve davalı yararına re’sen kaldırma kararı ile müvekkili şirketin yazılı delilinin birden yok sayılmasının herşeyden önce adil yargılanma hakkına aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, tarafların defterlerinin karşılıklı incelenerek alacak borç durumunun tespit edilmesi gerektiğini, zira davalının da fatura nedeniyle alacaklı olduğu hâlde bilirkişi raporlarına itirazda dile getirilen bu durumun değerlendirilmediğini belirterek kararın kaldırılarak bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle kalan intifa süresine isabet eden intifa ivaz bedelinin istirdadı istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.6098 sayılı Kanun’un 146 ncı maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle:
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin, taraflardan ayrı ayrı alınarak yek diğerine verilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.