YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5937
KARAR NO : 2023/1450
KARAR TARİHİ : 09.03.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/333 Esas, 2021/782 Karar
HÜKÜM : Kabul-esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/364 E., 2017/713 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 07.03.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. …… dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı aleyhine cari hesap ekstresi nedeni ile ilamsız icra takibi yapıldığını, davalının itiraz ettiğini, müvekkili Boss Autos A.Ş.’nin oto alım satım işi yapmakta olup, şirket sahibi ve yetkilisinin …..olduğunu, zaman zaman araç almak bahanesi ile işyerine gelen …’un 2015 yılı Ocak ayında …e Borusan firmasından iskontolu fiyatla BMW marka araç alabileceğini söylediğini, …’in Borusan firmasından araç almaya karar verdiğini, davalıda satılık olan iskontolu araçların plakalarının tarafına bildirildiğini, bildirilen plakalar karşılığında araçların bedellerinin gönderildiğini, ancak satılık denilen bazı araçlar için yatırılan ¨1.170.000,00 TL’ye karşılık siparişlerin gelmemesi üzerine, davalıdan istenen hesap mutabakatında 21.01.2015 tarihinde gönderilen 210.000,00 TL’nin cari hesap ekstresinde görünmediğinin, müvekkili şirketle alakası olmayan … hesabına aktarıldığının, plakası yazılarak para gönderilen bir kısım araçların da, …’a satılarak adına tescil yapıldığının öğrenildiğini, davalının …’un isteği üzerine bu paraları …’a verdiklerini bildirdiğini, …’a firma tarafından resmi yada sözlü olarak yetki verilmediğini, 27.02.2015 tarihinde 870.000,00 TL’nin iade edildiğini, bakiye 300.000,11 TL’nin 05.03.2015 tarihli fax yolu ile yazılı talep olmasına rağmen iade edilmediğinden takip başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini belirterek haksız itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı Boss Autos Danışmanlık Hiz. Tic. A.Ş. 09.09.20219 tarihinde davaya konu takip alacağını …’a temlik etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; 2015 yılının Ocak ayında, müvekkili şirkete başvurarak eş zamanlı cari hesap açılışı yaptıran davacı Boss şirketi ile … isimli kişinin, ikinci el motorlu araç alımı yapmaya başladıklarını, Boss şirketi ve … adına, şahıslarla birlikte münferiden şubeye gelen, bu kimseler adına araç siparişi veren, aldığı siparişleri ileten ve cari hesaplara araç bedellerinin ödenmesini temin eden ve araç teslimatlarında birlikte bulunan kişinin … olduğunu, taraflar arasındaki ilişkide gerçekleşen olaylar sonucu …’un, Boss ve yetkilisi…, … adına hareket ettiği konusunda haklı ve objektif bir güven yaratıldığını, ödeme dekontunda plaka bilgisine yer verilen ve davacı tarafından satın alınmak istenip ödemesi fiilen davacı tarafından yapılan bir aracın, …’un yönlendirmesi ile fiilen …’a satıldığını, davacının … ve … ile bir ilgisi bulunmadığı iddiasıyla, ödemesini gerçekleştirdiği ancak fiilen …’a satılan araçların bedelinin iadesini istediğini, davacı şirketin kendi cari hesabında şeklen görülen bakiyeyi haksız olarak talep ederek, haksız takip ve dava ikame ettiğini, davacı şirketin, dava dışı kimselerle birlikte hareket etmek suretiyle güven ortamının yaratıldığını, davacı ile birlikte hareket ettiği kimselere toplam 35 adet araç satmış olan müvekkilinin, sadece anılan araçlara ilişkin bedeli tahsil ettiğini, fazla veya mükerrer tahsilat olmadığını, talep kabul edildiğinde; müvekkili şirketin, satıp teslim ettiği 300.000,00 TL’lik aracın/araçların bedeli yönünden, davacı ve birlikte hareket ettiği kişilerin, müvekkili aleyhine sebepsiz zenginleşeceğini, haksız ve mesnetsiz davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2015 yılı ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacının, davalıdan 300.828,56 TL alacaklı olduğu, taraf ticari defterlerinin 828,45 TL tutarlı kaydın haricinde birbiriyle uyumlu olduğu, davacı tarafından yapılan avans ödemelerinin davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu göz önüne alındığında,davacının avans ödemesini ispat ettiği, davalının bu ödemeler karşısında araç teslimini kanıtlaması gerektiği, davalı firmada satılık olan iskontolu araçların plakalarının davacıya bildirilmesi üzerine, bildirilen plakalar karşılığında davacının resmi hesabına bu araçların bedellerinin gönderildiği ve araç alındığını, ancak, bazı araçlar için yatırılan para karşılığı aracın davacıya teslim edilmediği gibi, avans ödemesinin de iade edilmediği, davacının, takibe konu avans ödemesi nedeniyle davalıdan 300.000,01 TL alacaklı olduğu, davalı vekili her ne kadar savunmasında,davacı şirketin, dava dışı kimselerle birlikte hareket etmek suretiyle güven ortamı yarattığını, gelinen noktada, davacı ile birlikte hareket ettiği kimselere toplam 35 adet araç satmış olan müvekkili şirketin, sadece anılan araçlara ilişkin bedeli tahsil etmiş olduğunu, fazla veya mükerrer olarak tahsilat olmadığını, davacının iddia ve talebi kabul edildiğinde müvekkili şirketin, satıp teslim ettiği 300.000,00 TL’lik araç için, davacı ve birlikte hareket ettiği kişilerin müvekkili aleyhine sebepsiz zenginleşmesine neden olacağın savunmuş ise de, davalının davacı şirket yetkilileri aleyhine yapılan şikâyet üzerine başlatılan soruşturmada, kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, davalının kendi aleyhine delil olan ticari defterlerinde dahi borçlu göründüğünün anlaşıldığı, icra takibinin cari hesaptan kaynaklanan alacağa yönelik olduğu, bilinebilir, likit olduğundan, İcra İflas Kanunu’nun 67 nci maddesi uyarınca hükmedilen miktarın %20’si oranında davacı yararına tazminata hükmedilmesi gerektiği, davacının icra takibine girişmekte kötüniyetli olduğu davalı tarafından ispat edilemediği, gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, yargılamada, davacı şirketin, dava dışı … ve … isimli kişilerle birlikte hareket ederek müvekkili şirket’i zarara uğrattığını savunmalarına rağmen, mahkemece dikkate alınmadığını ve gereği gibi değerlendirilmediğini, Boss ve … adına bu şahıslarla birlikte ve münferiden müvekkili şirkete ait şubeye gelen, adlarına araç siparişi veren, aldığı siparişleri bu kimselere ileten ve cari hesaplara araç bedelinin ödenmesini temin eden ve araç teslimatlarında bu kimselerle birlikte bulunan kişinin … olduğunu, yaklaşık 1 ay gibi kısa bir sürede son derece yoğun işlemler yapıldığını ve hemen hemen tüm işlem süreçlerinde …’un bulunduğunu, …’un aktif ve temsilci mahiyetindeki işlem ve davranışlarına itiraz etmeyen ve araçları satın ve teslim alan davacı şirketin, salt ticari defter kayıtlarında şeklen görünen tutarda alacaklı olduğunun kabul edilemeyeceğini, taraflar arasındaki ilişki olağan hukuki ilişkinin sınırlarını aşarak ceza soruşturmasına konu olmuş iken; işin bu yönü de değerlendirilmediğini, müvekkil şirketin müştekisi olduğu soruşturmada mali müşavir tarafından düzenlenmiş bilirkişi raporunun sonuç kısmında, “BOSS ile … arasında bir ilişki olduğu” tespitine yer verildiğini, bu tespitin, parasını davacı BOSS şirketinin ödediği aracın, BOSS yetkilisinin gözü önünde … ve/veya … tarafından teslim alınıp götürüldüğüne ilişkin dosyaya ibraz edilen kamera kayıtlarının, davacı şirket adına 90.000,00 TL’lik ödemeyi müvekkili şirket veznesine fiilen getirip ödeyen, davacı hesabında yer alan ve mutabakat işlemlerinde davacı şirketçe inkar edilmeyen ödemeyi yapan şahsın … olduğunun görüldüğünün, tüm bu olguların, taraflar arasındaki ilişkinin olağan hukuki ve ticari bir ilişki olmadığını ve salt defter kayıtları ile sonuca ulaşılamayacağını açıkça ortaya koyduğu halde mahkemece değerlendirilmediğini, her iki tarafın birbirleri aleyhinde cumhuriyet savcılıklarına suç duyurusunda bulunduklarını, savcılık soruşturmalarına konu edilen ve birden çok bilirkişi incelemesini gerektiren bir ilişkideki alacağın likit olamayacağını, alacağın bizatihi varlığının soruşturma ve yargılamayı gerektirdiğinden, inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, “alacağın likit” ve “itirazın haksız” olması unsurunun da mevcut olmadığını, alacağın varlığının, mutlak surette hukuki ve cezai yargılamayı gerektirdiğini, bu süreçler sonuçlanmadan alacağın varlığı konusunda sonuca ulaşmak olanaksız olduğundan, ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucu kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı taraf davalı ile çok sayıda araç satış ve teslim işlemi yapıldığı, sunulan belgeler arasında araçların …’a teslim edildiğine yada …’un davacı şirketi temsile yetkili olduğuna dair belge olmadığının tespit edildiği, …’un zaman zaman davacının işyerine gelmesi, işlem zamanında davacı şirket yetkilileri ile birlikte gelmesi, tek başına davacının davalı tarafı zarara uğratmak amacı ile …’la eylem birliği içinde olduğunu kanıtlamayacağı, davalı tarafın veya adına işlem yapan elemanlarının, basiretli tacir gibi davranıp şirket adına araç teslim almaya ve hesaptan virman yapmaya, para tahsil etmeye yetkili olduğunu denetlemesi gerekirken, denetlemediğinden kusurlu olup, hiç kimsenin kendi kusurundan yarar sağlayamayacağını, tarafların göstermiş olduğu tüm delillerin toplandığı, ceza soruşturma evrakları getirtilmiş, ticari defter ve dayanak belgeleri üzerinde usule uygun olarak inceleme yaptırılarak alacak miktarının tespit edilmiş olduğu, davalının ticari defterlerinden borç miktarını hesaplayabilmesi mümkün olduğu gibi, itirazsız kesinleşen ve borçlu tarafın defterlerine kaydedilen faturaya dayalı alacağın likit olduğu, gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının, araç alımı için ödenen avans alacağının tahsili için davalı aleyhine giriştiği icra takibine vâki itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı kanun) 67 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.03.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilecek istinaf red harcı ile Yargıtayca hükmedilecek onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.
T.C. Anayasasının 73/3 maddesinde “Vergi, resim, harç vb. mali yükümlülüklerin Kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı”,
492 sayılı Harçlar Yasası’nın 2. maddesinde “Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı”,
(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde “Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı”,
1/e maddesinde “yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay’ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı”
2.a maddesinde de “1. fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlarla, davanın reddi kararı ve icra tetkik merciilerinin 1. fıkra dışında kalan kararlarında” maktu harç alınacağı düzenlenmiştir.
Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen “istinaf başvurusunun esastan reddi” kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen “esas hakkında” karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.
Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki “esastan” ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)
Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir. (Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh. 99)
1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.
Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası’nın 73/3 maddesindeki “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına” ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.
Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.
Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararının, niteliğine göre maktu olmalıdır.
Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.