Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/6017 E. 2023/1451 K. 09.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6017
KARAR NO : 2023/1451
KARAR TARİHİ : 09.03.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2017/4807 E., 2021/1396 K.
HÜKÜM : Kabul-Yeniden hüküm kurularak kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2013/254 E., 2016/1001 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin başvurusunun reddine, davacı vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 07.03.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat … ve Avukat … ….. ile davalı vekili Avukat…… dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili ile davalı arasında 01.01.2011-31.12.2012 arası dönem için Akdeniz bölgesinde davalının bayiliğini yapması konusunda sözleşme imzalandığını, ancak sözleşmenin davalı tarafından 12.09.2012 tarihli ihtarname ile haksız yere feshedildiğini, ani fesih nedeniyle iade işlemleri için girişimde bulunduklarını ve müvekkilinde bulunan malların teslim alınmasının veya teslim edilecek yerlerin gösterilmesinin istendiğini, ancak davalının cevabi ihtarname ile iadeyi kabul etmediğini, bunun üzerine tevdi mahalli tayini talebinde bulunduklarını, mahkemece talebin kabul edildiğini, malların depoya bırakıldığını, ancak davalının depoya bırakılan malların bedelini ödemediğini, bunun üzerine bu bedellerin tahsili için başlattıkları ilamsız icra takibinin davalının itirazı sonucu durduğunu belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı şirketin bayiliğini üstlendiği ürünlerin pazarlamasını yapmak yerine bu ürünlerin muadillerini piyasaya sunduğunu, böylece sözleşmeye aykırı davrandığını, sözleşmenin bu nedenle haklı feshedildiğini, müvekkilinin cari hesap alacağın için müvekkili uhdesinde bulunan iki adet teminat mektubunun tamamını ve bir adet teminat mektubunu da kısmen bozdurduğunu, davacının eylemlerinin aynı zamanda marka haklarını ihlal ettiğinden konuyla ilgili suç duyurusunda bulunduklarını, sözleşmede fesih halinde malların iade edileceğine dair bir düzenleme bulunmadığını, belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının sözleşmenin feshine gerekçe olarak davacının muadil ürünler sattığını gösterdiğini, ancak bu hususu ispatlayamadığı, davalının suç duyurusu üzerine hazırlık soruşturması sonunda takipsizlik kararı verildiği, buna göre davalının sözleşmeyi feshinde haklı olmadığı, davacının elinde bulunan ürünleri artık davalının bayisi olmaması sebebiyle satış ve pazarlama yetkisinin kalmadığı, aksi halde bu ürünlerin satış ve pazarlamasını yapmasının davacıyı hukuki ve mali sorumluluk altına girdireceği, davacının tevdi mahalli tayin ettirmesinde kendisine hukuki sorumluluk yüklenemeyeceği, buna göre davacının ürünleri davalıya iadesini istemekte haklı olduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne, davalının itirazının iptali ile takibin devamına, davalının itirazında haksız ise de, uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği gerekçeleriyle davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; lehlerine %20 oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatı hükmedilmesini istemiştir.

2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının çelişkiler içerdiğini, davacı tarafından sözleşmenin haksız feshi ile fesihten kaynaklı tazminat talebi ile davalı aleyhine açtığı davada feshin haklı olup olmadığının incelendiğini, ayrıca mahkemenin sözleşmenin feshi konusunda ileri sürdükleri delilleri dikkate almaksızın değerlendirme yaptığını, takipsizlik kararı ve buna itirazın reddine dair kararın hükme esas alındığını, müvekkilinin fesih sebebi olarak müvekkiline ait CERESIT CR 67 kodlu ürünün sahtesi olarak CERESIT CR 167 kodlu bir ürünün üretilerek Türk Henkel müşterilerine satıldığını gösterdiğini, bu hususun vaki olup olmadığının tespiti gerektiğini, bayilik konusu ürünün sahtesi olan CERESIT CR 167 kodlu ürünün davacı şirket ve kardeş şirketlerinde üretilip satıldığını, soruşturma dosyasında Sarılar Yapı deposunda bu ürüne ait faturaların tespit edildiğini, yine davacıya ait faturaların davacının bu ürünün satışını yaptığını ortaya koyduğunu, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği için müvekkilinin malları iade alma zorunluluğunun bulunmadığını, ayrıca davacının taleplerinin akdi dayanağının bulunmadığını, bu konuda sözleşmenin üretici tarafından haklı sebeple feshi halinde ikili bir ayrıma gidilmesi gerektiğini, şayet sözleşmede geri alım yükümlülüğü varsa ürünlerin iade alınması gerektiğini, aksi halde iadenin mümkün olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmede iade konusunda hüküm bulunmadığını, ayrıca tek satıcının kendi kusurundan menfaat temin edemeyeceğini, dosyaya sunulan raporların da davacının taleplerinin mesnetsiz olduğunu ortaya koyduğunu, mahkemenin raporlara rağmen davanın kabulüne karar verdiğini belirterek kararın kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut davada bayilik sözleşmesine konu ürünlerin markalı ürünler olduğu, dolayısıyla davacının bayilik ilişkisinin sona ermesi nedeniyle bu malları elinde tutup satışa arzetmesi halinde davalının marka haklarını ihlal edeceği, dolayısıyla malların iadesini istemekte haklı olduğu, davalı tarafça davacının işyerinde başka firmalara ait benzer ya da muadil ürünler bulunduğu, bu nedenle feshin haklı olduğu ileri sürülmüş ise de, konuyla ilgili olarak Tuzla Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2012/139 D.İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu içeriği gözetildiğinde, sözleşmeye aykırılık teşkil ettiği ileri sürülen ürünlerin aslında davalı tarafından değişik kodlarla üretilen ürünler olduğu, savcılık tarafından da bu konuda takipsizlik kararı verildiği ve takipsizlik kararına yapılan itirazın da reddedildiği, açıklanan bu hususlar gözetildiğinde davalı vekilinin istinaf taleplerinin yerinde olmadığı, dava konusu alacak likit nitelikte olduğundan itirazında haksız çıkan davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu bu talebin reddinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin reddine, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında yapılmış sözleşmenin süresi dolmadan feshi sonucu davacı bayide kalan ürünlerin davalı tarafından teslim alınmaması nedeni ile başlatılmış icra takibine itirazın iptaline ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Aşağıda yazılı peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.03.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilecek istinaf red harcı ile Yargıtayca hükmedilecek onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.
T.C. Anayasası’nın 73/3 maddesinde “Vergi, resim, harç vb. mali yükümlülüklerin Kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı”,
492 sayılı Harçlar Yasası’nın 2. maddesinde “Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı”,
(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde “Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı”,
1/e maddesinde “yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay’ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı”
2.a maddesinde de “1. fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlarla, davanın reddi kararı ve icra tetkik merciilerinin 1. fıkra dışında kalan kararlarında” maktu harç alınacağı düzenlenmiştir.
Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen “istinaf başvurusunun esastan reddi” kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen “esas hakkında” karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye Mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.
Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki “esastan” ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)
Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir. (Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh. 99)
1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.
Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası’nın 73/3 maddesindeki “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına” ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.
Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.
Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararının, niteliğine göre maktu olmalıdır.
Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.