Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/6055 E. 2022/7963 K. 09.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6055
KARAR NO : 2022/7963
KARAR TARİHİ : 09.11.2022

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Kırıkkale 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 26.05.2021 tarih ve 2019/79 E. – 2021/92 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı … vekili, davalının davacıya karşı Kırıkkale 2. İcra Müdürlüğü’nün 2012/2291 sayılı dosyasında 42.000.-TL bedelli senet ve Kırıkkale 3. İcra Müdürlüğü’nün 2012/2000 sayılı dosyasında 62.000.-TL bedelli senetlere dayalı takip yaptığını, davalının ödünç para verme yasasına muhalefet ve tefecilik suçlaması ile Kırıkkale 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2012/115 esas sayılı dosyasında yargılandığını, davalıya 10.000.-TL’lik tarihsiz ve 40.000.-TL’lik 23.07.2007 tarihli makbuzlar ile 22.01.2008 tarihli protokolle sabit 30.000 TL ödendiğini ileri sürerek, Kırıkkale 2. İcra Müdürlüğü’nün 2012/2291 sayılı dosyasındaki borcun 23.07.2007 tarihli makbuza göre 40.000.-TL’lik kısmının 23/07/2007 tarihi itibariyle ödendiğinin, 22/01/2008 tarihli protokol nedeniyle 30.000.-TL’lik harici ödemeden bu dosyaya isabet eden 15.000.-TL’nin 22/01/2008 tarihi itibariyle ödendiğinin, kalan 15.000.-TL’nin Kırıkkale 3. İcra Müdürlüğü’nün 2012/2000 dosyasına 22/01/2008 tarihi itibariyle ödendiğinin ve son olarak tarihsiz 10.000.-TL’lik makbuz ve Kırıkkale 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 31/05/2012 tarihli tutanağına istinaden 10.000.-TL’nin 22/01/2008 tarihi itibariyle ödendiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacı … vekili, davalı … tarafından müvekkili aleyhine Kırıkkale 3. İcra Müdürlüğü’nün 2012/2000 sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, söz konusu icra takibine konu senedin diğer senetler gibi tefecilik ürünü olduğunu ve bedelsiz kaldığını, müvekkilinin ekonomik sıkıntıları nedeniyle davalıdan ilk başta 7.000.-TL borç almasına karşılık davalının daha sonra yüksek meblağlı senetler düzenleyerek müvekkilinden senetler aldığını, müvekkilinin fazladan ödeme yapmasına rağmen davalının senetleri geri vermek yerine önce 42.000.-TL’lik ve sonrasında da 62.000.-TL lik senetler düzenlettirdiğini, senetlerin daha önce ödenmiş borçlara karşılık olmasına karşın davalının ilgili senetleri işleme koyduğunu, icra takibinden sonra davalıya 23.07.2007 tarihinde 40.000.-TL ve 10.000.-TL olmak üzere toplam 50.000.-TL ödeme yapıldığını ileri sürerek, Kırıkkale 3. İcra Müdürlüğü’nün 2012/2000 E. Sayılı dosyasına konu senet ile ilgili olarak borçlu olmadığının tespitine, borçlu olmadığı halde icra dosyasına mahsuben ödemiş olduğu 50.000.-TL’nin davalıdan tahsiline ve davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl ve birleşen davalar davalısı … vekili, açılan davaları kabul etmediklerini, davacıların senede karşı senetle ispat yükümlülüğü altında olduğunu, dava dilekçesi ekinde sunulan yazılı belgelerin başka bir borcun ödenmesi nedeniyle …’e müvekkilince verildiğini, 50.000.-TL lik ödemenin … tarafından yapıldığını, ancak kalan borcun … tarafından ödenmemesi üzerine …’ın kefil olması ile 42.000.-TL ve 62.000.-TL tutarlı iki adet senet tanzim edildiğini, yapılan bu ödemenin icra dosyasına mahsuben yapıldığına dair hiç bir kayıt bulunmadığını, ceza davasının ise kesinleşmediğini savunarak, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre; asıl dava yönünden, davacı tarafça senetlerin geçerliliğinin kabul edildiği ancak ödemeye dayalı borçlu olmadığının tespitinin talep edilmiş olması nedeniyle bu davacı için yapılan ödemelerin değerlendirildiği, alacak miktarı dikkate alındığında ödemelerin ancak yazılı belge ile ispat edilebileceği, tanık beyanları ve davalının ikrarları doğrultusunda, davalıdan sadır olmuş belgelerin yazılı delil başlangıcı sayılarak bir kısım ödemenin yapıldığının davacı tarafça ispat edildiği, 23/07/2007 tarihli, “Eyüp ve Sabri’den alacağıma mahsuben 40.000.-TL aldım,” bila tarihli “Sabri ve İhsan adına olan 2 senetten 10.000.-TL aldım” yazılarına istinaden ödeme yapıldığının anlaşıldığı, davalı da cevap dilekçesinde 50.000.-TL ödeme yapıldığını ikrar etmiş ancak ödemelerin başka senetlere dayalı borçlara istinaden yapıldığını savunmuşsa da, davaya konu senetlerin 29/08/2006 ve 19/07/2006 düzenlenme tarihli olmaları nedeniyle Yargıtay içtihatları gereğince bononun düzenlenme tarihinden sonraki ödemelerin önceki tarihli ödemelere ilişkin olarak yapıldığının alacaklı tarafından ispatının gerekeceği, davalının 23/07/2007 tarihli ödemeye ilişkin ispata elverişli delil ibraz edemediği, açıkça yemin deliline de dayanmadığından bu hususun hatırlatılmadığı, 10.000.- TL’lik ödeme yönünden ise tanık Vildan Sözdinler’in elden getirdiği ödeme olduğunun davalının da kabulünde olduğu ve davalının tefecilik yargılamasında 31/05/2011 tarihli ifadesinde 10.000.-TL’lik ödemenin takibe konu iki senede istinaden yapıldığının ikrar edilmesi karşısında, ödemenin bu tarihte yapılmış olduğu kabul edilerek davalının savunmasını ispat edemediği, davacıların diğer ödemelere ilişkin iddialarını ise ispat edemediği, birleşen dava yönünden; davacının dava konusu senetlerin tefecilik ürünü olması nedeniyle geçersizliğine dayanarak menfi tespit talebinde bulunduğu, taraflar arasında borç para alınıp verildiği, davacının borç aldığı bir kısım parayı ödeyemediği konularında ihtilaf bulunmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın düzenlenen senetlerin davacının elinden zorla alınıp alınmadığı olduğu, davalı hakkında tefecilik suçundan mahkumiyetine karar verildiği ve kararın temyiz istemi üzerine davanın zamanaşımına uğradığından bahisle düşme kararı verildiği, davacının soyut iddiası dışında söz konusu senetlerin davacının elinden zorla alındığına dair delil olmadığı, davacının söz konusu senetler altındaki imzaya bir itirazının olmadığı ve ödeme savunmasının da bulunmadığı, davalı tarafa yemin teklif etme hakkını da kullanmadığı, davacının, dava konusu senetler bakımından davalıya borçlu olmadığını ispat edemediği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, taleple bağlı kalınarak, 29/08/2006 düzenleme 15/10/2006 vade tarihli 62.000,00 TL bedelli senede dayanılarak davacı aleyhine başlatılan Kırıkkale 3. İcra Dairesi’nin 2012/2000 esas sayılı dosyasına 50.000,00 TL haricen ödeme yapıldığı anlaşılmakla, 40.000,00 TL yönünden 23/07/2007 tarihi itibari ile borçlu olmadığının tespitine, 10.000,00 TL yönünden 31/05/2011 tarihi itibari ile borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, kötü niyet tazminat talebinin reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-)Asıl ve birleşen dava, icra takibine konu bonolar nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Asıl davada davacı icra dosyalarının dayanağı olan 62.000,00 ve 42.000,00TL’lik bonolar nedeniyle borçlu olmadığının tespitini isterken, birleşen davada davacı asıl davadaki bonolardan 62.000,00 TL’lik bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitini istemektedir. Asıl davada davacı ödemeye, birleşen davada davacı ise bononun tefecilik ürünü olduğuna dayanmaktadır. Bunun yanında her iki davacı da bonolarda keşideci olarak yer olmaktadır. Ayrıca dava konusu bonoların Kırıkkale 2 Asliye Ceza 2012/115 Esas sayılı dosyasının konusunu oluşturduğu, bedelsiz senedi kullanma sonucunda açılan davanın beraat, tefecilik suçundan açılan davanın ise zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
TBK’nın 74. maddesi gereğince ceza mahkemesinin maddi fiilin sübutuna ilişkin kararı hukuk hakimini bağlayacaktır. Zamanaşımı nedeniyle düşme kararı kesinleşmiş bir maddi fiilin sübutu niteliğinde olmadığından hukuk hakimini bağlamayacaktır. Ancak hukuk hakiminin ceza dosyasındaki delilleri de değerlendirerek neticeye varacağı hususunun nazara alınması gerekir. Bu durumda, hukuk hakiminin uyuşmazlığı çözmek için ceza dosyasındaki deliller de dahil olmak üzere dosya içeriğinde bulunan tüm delilleri objektif bir biçimde takdir ederek sonucuna göre karar vermesi gerekmekte iken mahkemece, ceza dosyasındaki delillerle, asıl ve birleşen dosyalardaki deliller birlikte değerlendirilmeksizin birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Bu durum karşısında asıl ve birleşen dava dosyalarındaki deliller ile ceza dosyasındaki deliller ve her bir davada verilen kararın diğerine etkisi olup olmayacağı birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
2-)Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerden dolayı, asıl ve birleşen davalardaki davacı vekillerinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine,
09.11.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.